Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > bünyesi zayıf olmak nedir, bünyesi zayıf olmak ne demek (bünyesi zayıf olmak nnd)

bünyesi zayıf olmak nedir, bünyesi zayıf olmak ne demek?

bünyesi zayıf olmak

  1. (en) Have a weak chest.

bünye (nedir ne demek)

  1. Yapı
    Örnek: Çok kuvvetli bir bünyeye sahipsiniz, nadir rastladığım vücutlardan. R. H. Karay
  2. Yapılış, kuruluş
    Örnek: İlk bakışta fertlerin toplum bünyesi içinde çizdiği belirli çizgiler bunlardır. Ç. Altan
  3. Bk. yapı
  4. Hayvanların morfolojik yapısı ve fizyolojik işlevlerinin karşılıklı ve uyumlu olması sonucu vücudun çevre etkilerine gösterdiği direnç ve uyum yeteneği, konstitüsyo, konstitüsyon.
  5. Bk. dışyapı
  6. Bk. içyapı
  7. (en) Constitution.
  8. (en) Structure.
  9. (en) Physique.
  10. (en) Organization.
  11. (en) Contexture.
  12. (en) Fabric.
  13. (en) Habit of body.
  14. (en) Quality.
  15. (en) Texture.
  16. (en) Bodily constitution.

yapı (nedir ne demek)

  1. Barınmak veya başka amaçlarla kullanılmak için yapılmış her türlü mimarlık eseri, bina.
  2. Yapma, oluşturma, ortaya konulma, meydana getirme.
  3. Canlı bir varlığın ruh veya beden özelliklerinin tümü, bünye, strüktür
    Örnek: Yapısı sağlam, güzel bir erkekti. Y. Z. Ortaç
  4. Bütünün bir araya getirilişinde uyulan dizge, strüktür.
  5. Ögeleriyle somut bağımlılığı olan bütün.
  6. Parçaları ve ögeleri arasında yasaya uygunluk, durağan bağlar ve karşılıklı ilişkiler bulunan dizge veya bütün, strüktür.
  7. Yapılmakta olan konut, yol, köprü vb. inşaat.
  8. Kayaçların ve onların oluşturdukları katmanlarında yerkabuğu içindeki düzeni, durumu.
  9. (en) Temperament.
  10. (en) Vein.
  11. (en) Edifice bina.
  12. (en) Structure strüktür.
  13. (en) Configuration.
  14. (en) Constructing.
  15. (en) Physique.
  16. (en) Origin.
  17. (en) Framing.
  18. (en) Make up.
  19. (en) Structural.
  20. (en) Architecture.
  21. (en) Structure.
  22. (en) Being.
  23. (en) Blood.
  24. (en) Build.
  25. (en) Building.
  26. (en) Chemistry.
  27. (en) Composition.
  28. (en) Conformation.
  29. (en) Constitution.
  30. (en) Construction.
  31. (en) Contexture.
  32. (en) Corpus.
  33. (en) Disposition.
  34. (en) Edifice.
  35. (en) Erection.
  36. (en) Fabric.
  37. (en) Fiber.
  38. (en) Fibre.
  39. (en) Form.
  40. (en) Frame.
  41. (en) Framework.
  42. (en) Habit.
  43. (en) Habit of body.
  44. (en) Make.
  45. (en) Making.
  46. (en) Texture.
  47. (fr) Structure

zayıf (nedir ne demek)

  1. Eti, yağı az olan, sıska, cılız, arık (insan veya hayvan)
    Örnek: Uzun boylu, zayıf, ellilik bir hanım. S. M. Alus
  2. Görevini yapacak yeterli gücü olmayan.
  3. Sağlamlığı, dayanıklılığı olmayan.
  4. Önemli, güvenilir olmayan.
  5. Çok az.
  6. Enerjisi, etkisi, yoğunluğu az olan.
  7. Başarısızlığı gösteren not.
  8. Bilgi yönünden yeterli olmayan, yeteneksiz.
  9. (en) Atonic.
  10. (en) Faint.
  11. (en) Fatless.
  12. (en) Feeble.
  13. (en) Feint.
  14. (en) Flaccid.
  15. (en) Flagging.
  16. (en) Frail.
  17. (en) Gaunt.
  18. (en) Gracile.
  19. (en) İnvertebrate.
  20. (en) Lean.
  21. (en) Nerveless.
  22. (en) Pithless.
  23. (en) Puny.
  24. (en) Shaky.
  25. (en) Sinewless.
  26. (en) Slight.
  27. (en) Slim.
  28. (en) Small.
  29. (en) Spare.
  30. (en) Spent.
  31. (en) Thin.
  32. (en) Unmanly.
  33. (en) Weak.
  34. (en) Wishy washy.
  35. (en) Wishywashy.
  36. (en) Bad mark.
  37. (en) Angular.
  38. (en) Bony.
  39. (en) Doddering.
  40. (en) Flimsy.
  41. (en) İnfirm.
  42. (en) İnsubstantial.
  43. (en) Lame.
  44. (en) Limp.
  45. (en) Meager.
  46. (en) Powerless.
  47. (en) Sickly.
  48. (en) Vulnerable.
  49. (en) Yielding.
  50. (en) Poor.
  51. (en) Not strong.
  52. (en) Scrawny.
  53. (en) Emaciated.
  54. (en) İnferior in quality.
  55. (en) Threadbare arguments.
  56. (en) Creaky.
  57. (en) Dainty.
  58. (en) Deficient.
  59. (en) Delicate.
  60. (en) Dicky.
  61. (en) Helpless.
  62. (en) İnvalid.
  63. (en) Meagre.
  64. (en) Nervele.

olmak (nedir ne demek)

  1. Meydana gelmek, varlık kazanmak, vuku bulmak
    Örnek: En şiddetli münakaşa, kumpanyanın ismi için oldu. S. F. Abasıyanık
  2. Gerçekleşmek veya yapılmak.
  3. Bir görev, makam, san veya nitelik kazanmak
    Örnek: Okumak, eczacı olmak bu sayılı inatlarından biri ve ilkidir. T. Buğra
  4. Bir şeyi elde etmek, edinmek
    Örnek: Nihayet ben mal sahibi olacağıma göre rahattım. S. F. Abasıyanık
  5. Bir durumdan başka bir duruma geçmek.
  6. Herhangi bir durumda bulunmak.
  7. Uygun düşmek, yerinde görülmek.
  8. Yetişmek, olgunlaşmak.
  9. (en) Be situated.
  10. (en) Happen.
  11. (en) Become.
  12. (en) Exist.
  13. (en) Occur.
  14. (en) Take place.
  15. (en) Have.
  16. (en) Mature.
  17. (en) Befall.
  18. (en) Come about.
  19. (en) Come off.
  20. (en) Come over.
  21. (en) Eventuate.
  22. (en) Fare.
  23. (en) Go on.
  24. (en) Hatch.
  25. (en) Turn.
  26. (en) Come.
  27. (en) Form.
  28. (en) Grow.
  29. (en) Reign.
  30. (en) Transpire.
  31. (en) To be.
  32. (en) To become.
  33. (en) To exist.
  34. (en) To happen.
  35. (en) To occur.
  36. (en) To take place.
  37. (en) To go no.
  38. (en) To come about.
  39. (en) To transpire.
  40. (en) To get.
  41. (en) To fit.
  42. (en) To be suitable for.
  43. (en) To be present.
  44. (en) To ripen.
  45. (en) To mature.
  46. (en) To catch.
  47. (en) To have.
  48. (en) To undergo.
  49. (en) To be ready/prepared/cooked.
  50. (en) To be done out of sth.
  51. (en) Catch.
  52. (en) To be completed.
  53. (en) To be cooked.
  54. (en) To come into being.
  55. (en) Fall out.
  56. (en) Make.
  57. (en) Originate.
  58. (en) Prove.
  59. (en) Stand.
  60. (en) To go under the styles of.
  61. (en) To go through accounts.
  62. (en) Turn out.

have   US UK (nedir ne demek)

  1. (had, having) kural dışı çekimleri: simdiki zaman 1, you, we, they have (eski thou hast)
  2. He, she, it has (eski hath)
  3. Sahip olmak, olmak, elde etmek, almak, yapmak, etmek, kabul etmek, göz yummak, aldatmak, dolandırmak, zorunda olmak, bulunmak

weak   US UK (nedir ne demek)

  1. Zayıf, kuvvetsiz, mecalsiz, takatsiz
  2. Hafif, dayanıksız
  3. Metanetsiz
  4. Sebatsız
  5. Akılsız, şaşkın
  6. Eksik
  7. Hükümsüz
  8. Foto
  9. Kuvvetsiz, zayıf, cansız, cılız, güçsüz, aciz, dayanıksız, halsiz, iradesiz, hafif, silik, sulu

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
0.017