|
büyük hanım
-
Aile içinde saygın yeri olan ve sözü geçen yaşlı kadın
Örnek:
Bir kandil günü öteki bölükteki büyük hanımın elini öpmeye gitmiştim. B. Felek
-
Boyutları, benzerlerinden daha fazla olan (somut nesne), küçük karşıtı
Örnek:
Büyük ağaçların altında, gazinoya doğru gidiyoruz. Y. Z. Ortaç
-
Çok, ortalamayı aşan (soyut kavram)
Örnek:
Büyük bir cevap sıkıntısı geçirdikten sonra itiraf etti. P. Safa
-
Niceliği çok olan
Örnek:
Benim büyük kalabalıklara karşı ürkekliğim vardır. R. N. Güntekin
-
Üstün niteliği olan
Örnek:
Molière büyük adammış, yeryüzüne gelmiş kişilerin en büyüklerinden biri. N. Ataç
-
Yetişkin, belli bir yaşa gelmiş
Örnek:
Büyüklerin yanında sesim çıkmazdı. S. F. Abasıyanık
-
Önemli
Örnek:
Ömrünün tek ve büyük oyunu bitmişti. T. Buğra
-
Alman mastı.
-
Big. large. wide. grand. enormous. great. almighty. long. high. major. maxi. elder. older. ample. bulky. capacious. capital. cyclopean. no end. no end of. exalted. extended. handsome. healthy. keen. large-scale. magniloquent. mighty. precious. rousin.
-
Ample. big. bulky. colossal. considerable. crying. dire. edifice. expansive. extensive. grand. great. huge. large. legend. major. massive. prize. redoubtable. stupendous. substantial. sumptuous. tremendous. untold. voluminous. walloping. widely.
-
Major. big. great. large. old. senior. grand. wide. huge. giant. full grown. capital. cyclopean. macro. mega. coarse. outsized. adult. jumbo. monumental. mammoth. large-scale. mighty. main. large-size. heavy. vast. acute. ample. blockbuster. considerable.
-
Kız ve kadınlara verilen unvan, bayan.
-
Kadın, eş
Örnek:
Yok bizim hanım öyle değildir. M. Ş. Esendal
-
Toplumsal durumu, varlığı iyi olan, hizmetinde bulunulan kadın
-
Kadınlığın bütün iyi niteliklerini taşıyan.
-
Kadınlığın bütün iyi niteliklerini taşıyan kadın.
-
Kız ve kadınlara verilen bir san.
-
Eş, karı.
-
Mrs. ms. mrs. ms. lady. mistress. missis. miss. wife. wifie. dame. rib.
-
wife.
-
Lady. wife. Mrs.
-
Miss.
-
Evlilik ve kan bağına dayanan, karı, koca, çocuklar, kardeşler arasındaki ilişkilerin oluşturduğu toplum içindeki en küçük birlik.
-
Karı, koca ve çocuklardan oluşan topluluk
Örnek:
En büyük cevizin altını kalabalıkça bir aile kaplamıştı. O. C. Kaygılı
-
Aynı soydan gelen veya aralarında akrabalık ilişkileri bulunan kimselerin tümü
-
Birlikte oturan hısım ve yakınların tümü.
-
Eş, karı.
-
Aynı gaye üzerinde anlaşan ve birlikte çalışan kimselerin bütünü.
-
Temel niteliği bir olan dil, hayvan veya bitki topluluğu.
-
Ortak özellikleri olan matematiksel nesneler kümesi. (Örneğin yüzeylerailesi, operatörlerailesi gibi.)
-
Canlıların sınıflandırılmasında benzer cinslerin meydana getirdiği grup anlamında kullanılan terim.
-
Family. domestic. family. stirpes. relations. stirps. brood. kin. next of kin. menage.
-
Family. house. kindred. wife. domestic.
-
Family. wife. house. household. people.
-
family
-
famille
içinde(nedir ne demek)
-
Süresince, zarfında
Örnek:
Bu yarım saat içinde evde neler geçti? Y. Z. Ortaç
-
Ortamında
Örnek:
Dünya atom çağında, biz hâlâ medeniyet kavgası içindeyiz. F. R. Atay
-
... ile dolu bir biçimde.
-
İncluded. in. inside of. within. inly. therein. in. inside. within. among. amongst. sub.
-
İncluded. in. inside of. within. inly. therein. inside. among. amongst. sub.
-
İn. inside. within (a limit. under (circumstances. all. full of. having.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|