|
büyük dalga
-
Boyutları, benzerlerinden daha fazla olan (somut nesne), küçük karşıtı
Örnek:
Büyük ağaçların altında, gazinoya doğru gidiyoruz. Y. Z. Ortaç
-
Çok, ortalamayı aşan (soyut kavram)
Örnek:
Büyük bir cevap sıkıntısı geçirdikten sonra itiraf etti. P. Safa
-
Niceliği çok olan
Örnek:
Benim büyük kalabalıklara karşı ürkekliğim vardır. R. N. Güntekin
-
Üstün niteliği olan
Örnek:
Molière büyük adammış, yeryüzüne gelmiş kişilerin en büyüklerinden biri. N. Ataç
-
Yetişkin, belli bir yaşa gelmiş
Örnek:
Büyüklerin yanında sesim çıkmazdı. S. F. Abasıyanık
-
Önemli
Örnek:
Ömrünün tek ve büyük oyunu bitmişti. T. Buğra
-
Alman mastı.
-
Big. large. wide. grand. enormous. great. almighty. long. high. major. maxi. elder. older. ample. bulky. capacious. capital. cyclopean. no end. no end of. exalted. extended. handsome. healthy. keen. large-scale. magniloquent. mighty. precious. rousin.
-
Ample. big. bulky. colossal. considerable. crying. dire. edifice. expansive. extensive. grand. great. huge. large. legend. major. massive. prize. redoubtable. stupendous. substantial. sumptuous. tremendous. untold. voluminous. walloping. widely.
-
Major. big. great. large. old. senior. grand. wide. huge. giant. full grown. capital. cyclopean. macro. mega. coarse. outsized. adult. jumbo. monumental. mammoth. large-scale. mighty. main. large-size. heavy. vast. acute. ample. blockbuster. considerable.
-
Deniz veya göl gibi geniş su yüzeylerinde genellikle rüzgâr, deprem vb.nin etkisiyle oluşan kıvrımlı hareket
Örnek:
Rıhtıma vuran dalgaların temposu da, içimdeki ölçüye uyuyor. H. Taner
-
Sıcak, soğuk, moda için belli bir süre etkili olan dönem.
-
Bir yüzeydeki kıvrım
Örnek:
Geniş dalgalarla uzanıp giden ovaların yüzünde ne bir köy görünüyor ne de ufacık olsun bir ağaç. M. Ş. Esendal
-
Saçların kıvrım genişliği.
-
Gizli iş, dalavere
Örnek:
Film çevirme dalgasıyla para kazanıyorlardı. S. F. Abasıyanık
-
Esrar, eroin vb. uyuşturucu maddelerin verdiği keyif durumu.
-
Dalgınlık.
-
Geçici sevgili.
-
Geniş su yüzeylerinde rüzgârla oluşan, sırt ve çukur bölümleriyle durgun su yüzünü pürüzlendirip bir salınım devinimiyle birbirini kovuşturarak ilerleyen dizilerden her biri.
-
Kendisini zamanca ve uzayca düzenli olarak yineleyen ve bir ortamda değişmeden hızla ilerleyen bir salınım katarı.
-
Bir ortamda ya da uzayda, parçacıkların esnek kıpırdanmalarına yol açan dönemsel olay ya da sıcaklık, basınç, elektromıknatıs alan gücü, elektrik gücü gibi fiziksel niceliklerde dönemsel değişiklik.
-
Yeğinliği, genliği yer ile zamana göre düzenli biçimde yinelenerek değişen işlev ya da nicelik.İng.: wave Fr.: onde Alm.: Welle,Schwingung Dgr.: Jap.hadô Fiziksel
-
wave
-
Wave. undulation. crimp. sea. thingumabob. thingumajig. thingummy.
-
Beam. gadget. wave. undulation. trick. intrigue. jigger. affair. sweetie.
-
Wave. band. crimp. sea. swell. hidden catch. billow. surge. oscillation. undulation. jaw. corrugation. absent-mindedness. love affair. upsurge.
-
Welle
-
onde
-
vague
-
Dalga boyu 1000-2000 m arasında değişen radyo dalgası.
-
Long wave
-
İki ucu arasında fazla uzaklık olan, kısa karşıtı.
-
Başlangıcı ile bitimi arasında fazla zaman aralığı olan, çok süren
Örnek:
Uzun ince bir yoldayım / Gidiyorum gündüz gece. Âşık Veysel
-
Ayrıntılı, derinlemesine
Örnek:
Uzun düşündüğünü unuttuğu ve düşüncelerinin yönünü kaybettiği bir anda yemeğe çağırdılar. H. E. Adıvar
-
Long. tall. lengthy. extended. prolonged. maxi. far-off. faraway. interminable. prolix. long-. maxi-. macro-.
-
Long. spindly. tall. tail.
-
Baguette. far. great. lengthy. long. tagliatelle. tall.
-
Elektrik dalgalarının özelliğinden yararlanarak seslerin iletilmesi sistemi.
-
Elektrik dalgalarıyla düzenli olarak yayın yapan istasyon ve bu istasyonun programlarını düzenlemekle görevli kuruluş.
-
Bu istasyonun yayınlarını alan araç
Örnek:
Kasabanın matemine hürmet olarak bu akşam radyo susturulmuştu. R. N. Güntekin
-
Elektriksel imleri, telsiz olarak yaymak amacıyla elektromıknatıs ışınımdan yararlanma.
-
Radio (broadcasting), broadcasting
-
radio.
-
Radio. tuner. wireless.
-
Radio. wireless set. above- the-line-advertising. advertising medium. audience. console. continuity. broadcasting corporation. cut in. jingle. theme advertising.
-
Funk, Rundfunk, Radio
-
Radiodiffusion (sonore, visuelle), télégraphie sans fil, TSF, radio
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|