|
büyük ünlü uyumu
-
Türkçe bir kelimenin ilk hecesinde kalın bir ünlü "a, ı, o, u" varsa, ondan sonra gelen bütün hecelerin kalın ünlülerle, ince bir ünlü "e, i, ö, ü" varsa sonraki hecelerin de ince ünlülerle sürüp gitmesi kuralı, büyük sesli uyumu: Çocuklaşmak, denizcilik gibi.
-
(Derleme.. büyük ünlü kuralı, dil benzeşmesi kuralı, dil uyumu kanunu, büyükses uyumu, ince-kalın vokal uyumu, büyük ahenk kanunu, büyük vokal ahengi, büyük sesli uyumu) Türkçe bir sözcüğün ilk hecesinde, kalın bir ünlü varsa, ondan sonra gelen bütün hecelerin kalın ünlülerle, ince bir ünlü varsa sonraki hecelerin de ince ünlülerle sürüp gitmesi kuralı: Evlerden (ev-ler-den) , gözlerin (göz-ler-in) , atlardan (at-lar-dan) , otların (ot-lar-ın) , güvercinlik (güvercin-lik) , bıldırcınların (bıldırcın-lar-ın) vb.
-
Palatal harmony
-
Harmonie palatale
-
Boyutları, benzerlerinden daha fazla olan (somut nesne), küçük karşıtı
Örnek:
Büyük ağaçların altında, gazinoya doğru gidiyoruz. Y. Z. Ortaç
-
Çok, ortalamayı aşan (soyut kavram)
Örnek:
Büyük bir cevap sıkıntısı geçirdikten sonra itiraf etti. P. Safa
-
Niceliği çok olan
Örnek:
Benim büyük kalabalıklara karşı ürkekliğim vardır. R. N. Güntekin
-
Üstün niteliği olan
Örnek:
Molière büyük adammış, yeryüzüne gelmiş kişilerin en büyüklerinden biri. N. Ataç
-
YetiÅŸkin, belli bir yaÅŸa gelmiÅŸ
Örnek:
Büyüklerin yanında sesim çıkmazdı. S. F. Abasıyanık
-
Önemli
Örnek:
Ömrünün tek ve büyük oyunu bitmişti. T. Buğra
-
Alman mastı.
-
Big. large. wide. grand. enormous. great. almighty. long. high. major. maxi. elder. older. ample. bulky. capacious. capital. cyclopean. no end. no end of. exalted. extended. handsome. healthy. keen. large-scale. magniloquent. mighty. precious. rousin.
-
Ample. big. bulky. colossal. considerable. crying. dire. edifice. expansive. extensive. grand. great. huge. large. legend. major. massive. prize. redoubtable. stupendous. substantial. sumptuous. tremendous. untold. voluminous. walloping. widely.
-
Major. big. great. large. old. senior. grand. wide. huge. giant. full grown. capital. cyclopean. macro. mega. coarse. outsized. adult. jumbo. monumental. mammoth. large-scale. mighty. main. large-size. heavy. vast. acute. ample. blockbuster. considerable.
-
Ün salmış olan, şöhretli, meşhur, şanlı, namlı, namdar
Örnek:
Kimsenin üzerinde durmadığı birkaç ünlü kişiden birisi de, kesinlikle o idi. T. Buğra
-
Ses yolunda bir engele çarpmadan çıkabilen ses, vokal, sesli, sesli harf: a, e, ı, i, o, ö, u, ü.
-
(Derleme., sesli, vokal) Ağız boşluğunda bir engele çarpmadan çıkan ses: o, e, ı, i, o, ö, u, ü. (bk. kısaünlü ve uzunünlü) .
-
Famous. well-known. famed. glorious. reputable. noted. prestigious. celebrated. distinguished. eminent. great. illustrious. of mark. prominent. renowned. reputed. sonant. vowel. sonant.
-
Big. celebrated. distinguished. eminent. famed. famous. illustrious. known. legendary. noted. prominent. reputable. vowel. well-known. renowned. reputable meşhur. şanlı. namlı. vowel sesli.
-
Famed. famous. glorious. illustrious. known. legendary. man of mark. noted. proverbial. renowned.
-
vowel
-
vowel
-
voyelle
-
Bir bütünün parçaları arasında bulunan uygunluk, ahenk
Örnek:
Gerçekten de sonsuz bir sessizlik, bir uyum, bir şiir sarmıştı ortalığı. N. Araz
-
Bir cismin görüntüsünü tam ağ tabaka üzerine düşürebilmek için göz merceğinin dışbükeylik derecesini çoğaltıp azaltması olayı, mutabakat.
-
Bir kelimede ünlülerin veya ünsüzlerin birbirlerini ünlü ve ünsüz uyumlarına bağlı olarak etkilemeleri, benzeşmeleri: ev-lilik, ara-larında; okul-umuz, okul-ları; sınıf-tan; açık-ça vb.
-
Belirli bir uzaklıktaki bir nesneye bakmak için gözde (genellikle) kendiliğinden olan değişme.
-
Congruity. unison. harmony. concordance. accordance. conformity. concord. accord. symphony. accommodation. balance. chime. coherence. coherency. concert. concinnity. congruence. consecution. consistency. consonance. keeping. proportion. rapport. rhyt.
-
Accordance. concord. conformity. consistency. harmony. tune. unison. accommodation. adaptation. accord. adjustment.
-
Concinnity. accord. accordance. concert. congruity. consistency. consonance. harmony. match merging. observance. ramp. rhythm. taste. tune. cohesion.
-
accommodation
-
Akkommodation
-
accommodation
-
Genel Türk dili
-
Türkiye Türkçesi.
-
Öğrencilere Türk dilini doğru ve etkili bir biçimde kullanma alışkanlığını kazandırmak ereğiyle ilkokuldan başlayarak bütün ortaöğretim kurumlarıyla kimi üniversite ve yüksek okullarda okutulan ders.
-
turkish.
-
turkish
kelime(nedir ne demek)
-
Anlamlı ses veya ses birliği, söz, sözcük
Örnek:
Tayyare kelimesine alışan millet, uçak kelimesine de alışır. O. V. Kanık
-
Wordy. word. vocable.
-
Word. vocable.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|