Yazar Ol - Yazar GiriÅŸi
NND Sözlük
Ana Sayfa > büyük ünlü uyumu nedir, büyük ünlü uyumu ne demek, büyük ünlü uyumuun anlamı, ingilizcesi (büyük ünlü uyumu nnd)

büyük ünlü uyumu nedir

Türkçe'yi seviyoruz ve birçok dil aracı geliştirerek destekliyoruz.






büyük ünlü uyumu

  1. Türkçe bir kelimenin ilk hecesinde kalın bir ünlü "a, ı, o, u" varsa, ondan sonra gelen bütün hecelerin kalın ünlülerle, ince bir ünlü "e, i, ö, ü" varsa sonraki hecelerin de ince ünlülerle sürüp gitmesi kuralı, büyük sesli uyumu: Çocuklaşmak, denizcilik gibi.
  2. (Derleme.. büyük ünlü kuralı, dil benzeşmesi kuralı, dil uyumu kanunu, büyükses uyumu, ince-kalın vokal uyumu, büyük ahenk kanunu, büyük vokal ahengi, büyük sesli uyumu) Türkçe bir sözcüğün ilk hecesinde, kalın bir ünlü varsa, ondan sonra gelen bütün hecelerin kalın ünlülerle, ince bir ünlü varsa sonraki hecelerin de ince ünlülerle sürüp gitmesi kuralı: Evlerden (ev-ler-den) , gözlerin (göz-ler-in) , atlardan (at-lar-dan) , otların (ot-lar-ın) , güvercinlik (güvercin-lik) , bıldırcınların (bıldırcın-lar-ın) vb.
  3. (en) Palatal harmony
  4. (fr) Harmonie palatale

büyük (nedir ne demek)

  1. Boyutları, benzerlerinden daha fazla olan (somut nesne), küçük karşıtı
    Örnek: Büyük ağaçların altında, gazinoya doğru gidiyoruz. Y. Z. Ortaç
  2. Çok, ortalamayı aşan (soyut kavram)
    Örnek: Büyük bir cevap sıkıntısı geçirdikten sonra itiraf etti. P. Safa
  3. Niceliği çok olan
    Örnek: Benim büyük kalabalıklara karşı ürkekliğim vardır. R. N. Güntekin
  4. Üstün niteliği olan
    Örnek: Molière büyük adammış, yeryüzüne gelmiş kişilerin en büyüklerinden biri. N. Ataç
  5. YetiÅŸkin, belli bir yaÅŸa gelmiÅŸ
    Örnek: Büyüklerin yanında sesim çıkmazdı. S. F. Abasıyanık
  6. Önemli
    Örnek: Ömrünün tek ve büyük oyunu bitmişti. T. Buğra
  7. Alman mastı.
  8. (en) Big. large. wide. grand. enormous. great. almighty. long. high. major. maxi. elder. older. ample. bulky. capacious. capital. cyclopean. no end. no end of. exalted. extended. handsome. healthy. keen. large-scale. magniloquent. mighty. precious. rousin.
  9. (en) Ample. big. bulky. colossal. considerable. crying. dire. edifice. expansive. extensive. grand. great. huge. large. legend. major. massive. prize. redoubtable. stupendous. substantial. sumptuous. tremendous. untold. voluminous. walloping. widely.
  10. (en) Major. big. great. large. old. senior. grand. wide. huge. giant. full grown. capital. cyclopean. macro. mega. coarse. outsized. adult. jumbo. monumental. mammoth. large-scale. mighty. main. large-size. heavy. vast. acute. ample. blockbuster. considerable.

ünlü (nedir ne demek)

  1. Ün salmış olan, şöhretli, meşhur, şanlı, namlı, namdar
    Örnek: Kimsenin üzerinde durmadığı birkaç ünlü kişiden birisi de, kesinlikle o idi. T. Buğra
  2. Ses yolunda bir engele çarpmadan çıkabilen ses, vokal, sesli, sesli harf: a, e, ı, i, o, ö, u, ü.
  3. (Derleme., sesli, vokal) Ağız boşluğunda bir engele çarpmadan çıkan ses: o, e, ı, i, o, ö, u, ü. (bk. kısaünlü ve uzunünlü) .
  4. (en) Famous. well-known. famed. glorious. reputable. noted. prestigious. celebrated. distinguished. eminent. great. illustrious. of mark. prominent. renowned. reputed. sonant. vowel. sonant.
  5. (en) Big. celebrated. distinguished. eminent. famed. famous. illustrious. known. legendary. noted. prominent. reputable. vowel. well-known. renowned. reputable meşhur. şanlı. namlı. vowel sesli.
  6. (en) Famed. famous. glorious. illustrious. known. legendary. man of mark. noted. proverbial. renowned.
  7. (en) vowel
  8. (en) vowel
  9. (fr) voyelle

uyum (nedir ne demek)

  1. Bir bütünün parçaları arasında bulunan uygunluk, ahenk
    Örnek: Gerçekten de sonsuz bir sessizlik, bir uyum, bir şiir sarmıştı ortalığı. N. Araz
  2. Bir cismin görüntüsünü tam ağ tabaka üzerine düşürebilmek için göz merceğinin dışbükeylik derecesini çoğaltıp azaltması olayı, mutabakat.
  3. Bir kelimede ünlülerin veya ünsüzlerin birbirlerini ünlü ve ünsüz uyumlarına bağlı olarak etkilemeleri, benzeşmeleri: ev-lilik, ara-larında; okul-umuz, okul-ları; sınıf-tan; açık-ça vb.
  4. Belirli bir uzaklıktaki bir nesneye bakmak için gözde (genellikle) kendiliğinden olan değişme.
  5. (en) Congruity. unison. harmony. concordance. accordance. conformity. concord. accord. symphony. accommodation. balance. chime. coherence. coherency. concert. concinnity. congruence. consecution. consistency. consonance. keeping. proportion. rapport. rhyt.
  6. (en) Accordance. concord. conformity. consistency. harmony. tune. unison. accommodation. adaptation. accord. adjustment.
  7. (en) Concinnity. accord. accordance. concert. congruity. consistency. consonance. harmony. match merging. observance. ramp. rhythm. taste. tune. cohesion.
  8. (en) accommodation
  9. (al) Akkommodation
  10. (fr) accommodation

türkçe (nedir ne demek)

  1. Genel Türk dili
  2. Türkiye Türkçesi.
  3. Öğrencilere Türk dilini doğru ve etkili bir biçimde kullanma alışkanlığını kazandırmak ereğiyle ilkokuldan başlayarak bütün ortaöğretim kurumlarıyla kimi üniversite ve yüksek okullarda okutulan ders.
  4. (en) turkish.
  5. (en) turkish

kelime(nedir ne demek)

  1. Anlamlı ses veya ses birliği, söz, sözcük
    Örnek: Tayyare kelimesine alışan millet, uçak kelimesine de alışır. O. V. Kanık
  2. (en) Wordy. word. vocable.
  3. (en) Word. vocable.

reklamlar



Bunları Kaçırmayın



Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletiÅŸim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Sözlük