|
ayrılma durumu
-
Bir biçmeden geçen beyaz ışığın türlü renklerde görünmesi.
-
Ayrılmak işi.
-
Çeşitli dalga uzunluklarından oluşan ışığın, saydam bir yüzeyden geçerek izgeye dönüşmesi.
-
Mayozda homolog kromozomlarınayrılması ve bunun sonucu olarak alellerin ayrılarak farklı gametlere gitmesi. Segregasyon.
-
Bir oluşumun oturduğu, bulunduğu veya yapıştığı yüzeyden ayrılması, dekolman.
-
dispersion
-
Secessional. disconnection. separation. parting. split. leaving. breakup. divorce. departure. breakaway. check-out. cleavage. decampment. defection. deviation. disconnexion. disjunction. dissociation. disunion. divergence. divergency. excursion. leav.
-
Breakaway. detachment. dichotomy. partition. secession. separation. leaving. departure. divergence. deviation.
-
Dissociation. separation. separating. departure. dispersion. fission. solution. cleavage. rupture. disassociation. branching. detachment. divergence. farewell. leave. leaving. parting. schism. secession. selection. split up. starting.
-
segregation
-
detachment
-
Dispersion, Zerstreuung, Farbenzerstreuung, Streuung
-
dispersion
-
ségrégation
-
Segregare: ayırmak
-
Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon
Örnek:
Genel Sekreter, kazadaki sıtma durumu hakkında verdiğim uzun tafsilattan pek memnun kaldı. R. N. Güntekin
-
Duruş biçimi, konum.
-
Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri.
-
İsim soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl.
-
Bkz. hal.
-
Bir ayaktopu kümesinde takımların aldıkları sonuçlara göre kazandıkları değerler. Uluslararası kurallara göre kazanan takım iki, yenişemeyen takımlar birer değer alırlar. Yenik takımlar ise değer alamazlar.
-
Condition. situation. state. circumstance. case. position. status. attitude. score. occasion. state of affairs. ball game. conjuncture. context. estate. event. fact. fettle. footing. instance. lay. lie. pass. plight. posture. repair. set. set-up. sha.
-
Capacity. case. circumstance. condition. footing. occasion. order. point. position. situation. state. status. things.
-
Wheat with hard dark-colored kernels high in gluten and used for bread and pasta; grown especially in southern Russia, North Africa, and northern central North America.
-
State. condition. situation. circumstances. status.
-
score
-
Unundan makarna yapılan bir cins buğday (bot.) Triticum durum.
-
Durum, durum buğdayı, bir buğday türü
-
Çözme, çözülme.
-
Eritme.
-
Karışık bir sorunun içinden çıkma, sonuca varma.
-
Sebze, meyve, bakliyat vb.nin satıldığı yer.
-
Tahttan indirme.
-
Bir şeyin içinde bulunduğu şartları veya taşıdığı niteliklerin bütünü, durum, vaziyet
Örnek:
Herkes hâline göre bir hediye verdi. H. R. Gürpınar
-
Davranış, tutum, tavır
-
Şimdiki zaman, içinde yaşanılan zaman
-
Güç, kuvvet, takat.
-
Kötü durum, sıkıntı, dert.
-
Durum.
-
Bk. şimdiki zaman kipi
-
Bk. şimdiki zaman
-
Sebze, meyve, bakliyat vb. nin satıldığı pazar yeri.
-
Nesnelerin kesin olarak tanımlanmış koşullardaki ortak niteliklerinin tümüne verilen ad. anlamdaş durum.
-
Bk. duru
-
Circs. state. condition. situation. status. aspect. demeanor. demeanour. estate. event. face. fettle. lay. plight. posture. repair. set. sight. stand.
-
Case. condition. footing. occasion. order. position. situation. state. status. temper. markethouse.
-
State. condition. state of affairs. circumstances. attitude. the present time. strength. energy. case. covered wholesale food market. affair. aspect. bearing. circumstance. demeanour. fettle. frame. juncture. market hall. covered market. mode. occa.
-
An acronym for hardware abstraction layer, a Windows NT DLL that links specific computer hardware implementations with the Windows NT kernel Windows NT 4 0 includes HALs for 80x86, Alpha, MIPS, and PowerPC hardware platforms.
-
Hardware Abstraction Layer. - firmware which provides a semi-or fully standardized interface between an SOC and code designed to exercise the SOC This code forms a layer between the hardware and software, allowing any software which uses a HAL to be more easily ported to operate with a different SOC This may or may not include boot code.
-
Hardware Abstraction Layer Used to provide a generic interface to the hardware and 'hide' hardware-specific functions.
-
Hardware Abstraction Layer An executive component in Windows NT and later operating systems that provides support that is specific to a particular hardware platform HAL provides support for the Kernel, I/O Manager, kernel-mode debuggers, and device drivers that are the lowest level The HAL exports routines that extract hardware details that are platform-specific about caches, I/O buses, and interrupts HAL provides an interface between the hardware of the platform and the operating system software.
-
Hardware Adaptation Layer.
-
Holland America Line.
-
Hardware Abstraction Layer Windows NT Software layer linking hardware to the Windows NT kernel. nIII: voice; tune. enables Windows NT to work with different types of hardware.
-
Food market
-
state
-
Zustand
-
état
-
İsim soylu bir sözün taşıdığı kavramda çıkış bildiren, -dan / -den, - tan / -ten ekleri ile kurulan durum, ayrılma durumu, ablatif: okuldan, evden, sokaktan, işten vb.
-
(Derleme.. -den hali, uzaklaşma hali, ayrılma hali, çıkış hali) Adın veya ad görevli sözcüğün kavramından çıkışı gösteren durum. Türkçede bu durum -den (-dan; -ten, -tan) ekiyle gösterilir : Evden (ev-den) , odadan (oda-dan) ; ipekten (ipek-ten) , çocuktan (çocuk-tan) vb.
-
ablative
-
ablatif
-
Bir yapının üst katlarından dışarıya doğru uzanmış bölüm, balkon.
-
Hamamdan çıkarken kullanılan havlu ve kurulanma takımı, çıkacak.
-
Bir yazı sayfasının kenarına metinle ilgili olarak yazılan ek, derkenar.
-
Çıkmış
Örnek:
Saraydan çıkma İstanbul eşyalarını görünce bunların hakikatine inanmak lazım geldiğini anlamış. A. Ş. Hisar
-
Eski, kullanılmış.
-
Çıkmak işi.
-
Bir buzsul örgüsünün biçimleniminde birimlerin yerinden kayması.
-
Bir buzsul örgüsünün biçimleniminde birimlerin yerinden kayması.
-
Going out. going up. rise. outbreak. occurrence. cantilever. annotation. egress. egression. emergence. expulsion. protrusion. pull-out. withdrawal.
-
Bay. detachment. discharge. exit. oriel. outbreak. going out bow window. balcony. projection. promontory. marginal note derkenar.
-
Marginal note. outbreak. going out. overhang. projection. promontory. ascent. mounting. rising. climb. climbing. overhung. cantilever. spring. springing. project. console. portico. porch. prostyle. penthouse. baldachin. issue. extended. sponson. co.
-
dislocation
-
Versetzung
-
dislocation
-
Bir önceki (hafta, ay, yaz, kış vb.)
Örnek:
Yine bir gün o kızı geçen yıl gördüğü incirlikte bir daha gördü. O. C. Kaygılı
-
Last. past. former. late. other. yester. passing. transitive. in excess of. hereinabove.
-
Passing. past. last.
-
Last. past.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|