Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > aynı telden çalmak nedir, aynı telden çalmak ne demek (aynı telden çalmak nnd)

aynı telden çalmak nedir, aynı telden çalmak ne demek?

aynı telden çalmak

  1. Aynı şeyi söylemek.

aynı (nedir ne demek)

  1. Başkası değil, yine o.
  2. Değişmeyen, aralarında ayrım olmayan
    Örnek: Yirmi sene hep aynı renkler içinde dönüp dolaştık. B. R. Eyuboğlu
  3. Ayırt edilemeyecek kadar benzeri, özdeşi, tıpkısı.
  4. Bk. özdeş
  5. (en) İdentical.
  6. (en) Alike.
  7. (en) İdentic.
  8. (en) Same.
  9. (en) Equal.
  10. (en) İn rem.
  11. (en) Like.
  12. (en) Look-Alike.
  13. (en) Self.
  14. (en) Selfsame.
  15. (en) Uniform.
  16. (en) Very.
  17. (en) The same.
  18. (en) Of a piece.
  19. (en) To a hair.
  20. (en) İdem.
  21. (en) All of a piece.
  22. (en) Similarly.
  23. (en) As much as.
  24. (en) No change.
  25. (en) Facsimile.
  26. (en) Homo-.
  27. (en) Homeo-.
  28. (en) Homoeo-.
  29. (en) Even.
  30. (en) İmage.
  31. (en) Parallel.
  32. (en) Self-Same.
  33. (en) True.

özdeş (nedir ne demek)

  1. Her türlü nitelik bakımından eşit olan, ayırt edilmeyecek kadar benzer olan, aynı.
  2. Bir ve aynı olan, bir ve aynı anlama gelen.
  3. Kendinde özdeşlik bulunan, identik.
  4. Her türlü nitelik bakımından oluşan bir eşitlik.
  5. (Lat. Identieus = aynı olan) : Bir ve aynı olan; bir ve aynı anlama gelen. (Ör. Sabah yıldızı ile akşam yıldızıözdeştir, çünkü aynı yıldızdır. Bir birey zaman içinde değişmeler geçirse de bir ve aynı bireydir, kendi kendisiyleözdeştir.)
  6. (en) İdentic.
  7. (en) Exactly alike.
  8. (en) Same.
  9. (en) İdentical, same.
  10. (en) İdentical.
  11. (al) İdentische
  12. (fr) İdentique
  13. (la) Identieus

ay   US UK (nedir ne demek)

  1. Yer yuvarlağının uydusu olan gök cismi, kamer.
  2. Birdenbire duyulan acı, ağrı, şaşırma, ürkme veya sevinç anlatan bir söz.
  3. Art arda gelen iki yeni ay arasında geçen süre.
  4. Yılın on iki bölümünden her biri.
  5. Bir ayın herhangi bir gününden ertesi ayın aynı gününe kadar geçen veya yaklaşık otuz gün olarak kabul edilen süre.
  6. Yeryuvarlağının uydusu, ona en yakın gökcismi.
  7. Yer yuvarlağının uydusu olan gök cismi.
  8. Mec. Güzel, parlak, nurlu.
  9. (en) Luna.
  10. (en) Ah! alas! Same as Aye.
  11. (en) Yes; yea; a word expressing assent, or an affirmative answer to a question.
  12. (en) It is much used in viva voce voting in legislative bodies, etc.
  13. (en) Always; ever; continually; for an indefinite time.
  14. (en) Moon.
  15. (en) Month.
  16. (en) Quarry.
  17. (en) Royal vizier to Tutankhamen, Ay persuaded the boy king to banish the name and religion of the heretical Akhenaten, who preceded King Tut , and to restore the traditional gods of Egypt to prominence Ay succeeded Tutankhamen as pharaoh, who some Egyptologists believe was murdered by Ay and others.
  18. (en) Affirmative vote LA - tone of the scale SO - sol.
  19. (en) 1) Merneferre, pharaoh of the 13th dynasty;.
  20. (fr) Lune
  21. Kabul oyu, olumlu oy
  22. Evet!, hay hay!

çalmak (nedir ne demek)

  1. Başkasının malını gizlice almak, hırsızlık etmek, aşırmak
    Örnek: İngiliz cephesinden at kaçırıp bize satan bedeviler dönüşlerinde bizim atlarımızı çalıp İngilizlere satarlardı. F. R. Atay
  2. Vurarak veya sürterek ses çıkartmak
    Örnek: Bir yandan mızıka istiklal havasını çalıyordu. R. E. Ünaydın
  3. Bir müziği dinlemeyi sağlayan aleti çalıştırmak
    Örnek: Fevkalade zekidir; iyi dans eder, piyano çalar, tenis oynar, ata biner, avcıdır, kayakçıdır. R. H. Karay
  4. Ses çıkarmak, ses vermek
    Örnek: Hafif hafif ıslıklar çalan sesi eski keskinliğini kaybetmiştir. R. N. Güntekin
  5. Atmak, çarpmak, vurmak.
  6. Yoğurt yapmak için sütü mayalamak, katıp karıştırmak
    Örnek: Ana, inek sağar; yoğurt çalar, yayık vurur. T. Buğra
  7. Üzerine sürmek.
  8. Bozmak, zarar vermek
    Örnek: Acı patlıcanı kırağı çalmaz. Atasözü
  9. (en) Chime.
  10. (en) Peal.
  11. (en) Beat.
  12. (en) Rustle.
  13. (en) Rap.
  14. (en) Play, render, finger.
  15. (en) Verge on, verge into, verge.
  16. (en) Beat out.
  17. (en) Twang.
  18. (en) Tend.
  19. (en) Steal.
  20. (en) Blow.
  21. (en) Lift.
  22. (en) Walk away with.
  23. (en) Thieve.
  24. (en) Knock off.
  25. (en) Knock.
  26. (en) Abstract.
  27. (en) Adopt.
  28. (en) Crib.
  29. (en) Defalcate.
  30. (en) Filch.
  31. (en) Grind.
  32. (en) Grind out.
  33. (en) Heist.
  34. (en) Hijack.
  35. (en) Hoist.
  36. (en) Hook.
  37. (en) Hoot.
  38. (en) İncline.
  39. (en) Jangle.
  40. (en) Jingle.
  41. (en) Knelt.
  42. (en) Mooch.
  43. (en) Nick.
  44. (en) Nobble.
  45. (en) Make off with.
  46. (en) Pilfer.
  47. (en) Pinch.
  48. (en) Appropriate.
  49. (en) Embezzle.
  50. (en) Execute.
  51. (en) Ring.
  52. (en) Slap.
  53. (en) Strike.
  54. (en) Swipe.
  55. (en) To steal.
  56. (en) To run away with sth.
  57. (en) To rip sth off.
  58. (en) To knock sth off.
  59. (en) To strike.
  60. (en) To ring.
  61. (en) To sound.
  62. (en) To chime.
  63. (en) To peal.
  64. (en) To play.
  65. (en) To execute.
  66. (en) To knock.
  67. (en) To blow.
  68. (en) To border on.
  69. (en) To verge on.
  70. (en) To smear.
  71. (en) To spread.
  72. (en) To add.
  73. (en) To mix into.
  74. (en) To hit.
  75. (en) To mix in.
  76. (en) To make.
  77. (en) To taste of.
  78. (en) To tend to resemble.
  79. (en) Finger.
  80. (en) Nail.
  81. (en) Pick.
  82. (en) To commit plagiarism.
  83. (en) Prig.
  84. (en) Purloin.

şeyi (nedir ne demek)

  1. Bk. nesnel

şey (nedir ne demek)

  1. Madde, eşya, söz, olay, iş, durum vb.nin yerine kullanılan, genellikle belirsiz anlamda söylenen bir söz. Kararsızlık ifade biçimi.
    Örnek: Bana sen pek çok şey kazandırdın. R. H. Karay
  2. Nesne, madde
    Örnek: Asıl zorluk belki öğrenilmesi lazım gelen şeylerin değil, unutulması gereken şeylerin çokluğundan gelir. A. Ş. Hisar
  3. Kararsızlık durumunda muhtelif sorulara cevap için tercih edilen bir ifade biçimi.
  4. (Günlük dilde) Herhangi bir düşünce konusunu göstermeğe yarayan belirsiz terim. (Felsefede) 1- Düşünen bilincin konusu olabilen, gerçekte var olmayıp da yalnızca düşünülmüş olan herşey. Bu anlamda: düşünce nesnesi = ens rationis. 2- Kişiye karşıt olarak: Bilinçten yoksun varlık. 3- Gerçek olan, bilincin dışında, kendi başına var olan tek nesne (ens reale). Böyle bir var olan, tek nesne olarak niteliklerin taşıyıcısı töz diye de anlaşılır. 4- Duyularla kavranabilen cisimsel nesne.
  5. Bk. nesne
  6. (en) Business.
  7. (en) Thingamajig.
  8. (en) What-D'you-Call-Him/-Her/-It.
  9. (en) What-Do-You-Call-It.
  10. (en) Jinx.
  11. (en) Jolly.
  12. (en) Thing.
  13. (en) Stuff.
  14. (en) Object.
  15. (en) Matter.
  16. (en) Article.
  17. (en) Affair.
  18. (en) Chose.
  19. (en) Concern.
  20. (en) Doing.
  21. (en) Doings.
  22. (en) Doodad.
  23. (en) Doohickey.
  24. (en) Lark.
  25. (en) Thingumabob.
  26. (en) Thingumajig.
  27. (en) Thingummy.
  28. (en) Whosit.
  29. (en) What's-His/-Her/-Its-Name.
  30. (en) Well.
  31. (fr) Chose
  32. (la) Res; skolastikte: ens

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
0.011