|
aydın
-
Işık alan, ışıklı, aydınlık.
-
Kültürlü, okumuş, görgülü, ileri düşünceli (kimse), münevver
Örnek:
Akşam gazetesi, yurt aydınlarıyla konuşarak bizde niçin yazar yetişmediğinin sebeplerini araştırdı. O. V. Kanık
-
Kolayca anlaşılacak kadar açık, vazıh (söz veya yazı).
-
Işıklı, pırıltılı, aydınlık.
-
Açık, kolay anlaşılır.
-
Öğrenimi, bilgisi ve görgüsü olan, ileri düşünceli kimse.
-
Umut veren.
-
Mehtap.
-
Enlightened. cultured. literate. educated. intellectual. lettered. well-read. well informed. informed. read. intellectual. literate. luminary. egghead. long-haired.
-
Egghead. intellectual.
-
İntellectual. well-lighted. clear. lucid. enlightened person. educated. enlightened.
-
Cisimleri görmeyi, renkleri ayırt etmeyi sağlayan fiziksel enerji, erke, ziya, nur, şavk
Örnek:
Okuyabilmek için kapıdaki ışık yeterli değildi. H. E. Adıvar
-
Bir yeri aydınlatmaya yarayan araç.
-
Elektrik.
-
Resim sanatında ışıklı, parlak yer.
-
Mutluluk, sevinç veya zekâdan doğan, özellikle yüzde ve gözlerde beliren parıltı
Örnek:
Bütün gözlerden manalı ışıklar sıçrıyordu. P. Safa
-
Yol gösteren, aydınlatan kimse, düşünce, eser vb
Örnek:
Sevgili Behçet Necatigil şiirimizin vazgeçilmez ışıklarından biri olarak ayrıldı aramızdan. N. Cumalı
-
Yüksek derecede ısıtılan cisimlerin veya çeşitli enerji biçimleriyle uyarılan cisimlerin gaz ışı yaydığı gözle görülen ışıma.
-
Yönetmenin, sahnenin ya da salonun aydınlatılması için verdiği buyruk.
-
Göze uyarımda bulunan ve beyin tarafından yorumlandığında görme duyusuna, yani görülebilir ışığa yol açan elektromıknatıs ışınım. Başka bir deyişle, ışımayla yayılan ve görme duyusuyla algılanan erke biçimi. (Bu elektromıknatıs ışınım, 4x10-7 m ile 7,7x10-7 m arasındaki dalga uzunluklarında yer alır. Dalga uzunluklarındaki değişiklikler gözde değişik duyulara yol açarak değişik renkleri oluşturur).
-
Aydınlık, ziya.
-
Mutluluk, sevinç veya zekadan doğan, yüzde ve gözlerde beliren parıltı.
-
Mec. Yol gösteren, aydınlatan, önderlik eden kimse.
-
light
-
Light. gleam. lamp. luminary. photo-.
-
Light. gleam. lamp. luminary. photo-. beam.
-
Light. light (luminous energy. any source of light. bathe. doppler effect.
-
lights!
-
Licht
-
lumière
-
lumière!
-
Düz, açık ve geniş yer, meydan, saha.
-
Orman içinde düz ve ağaçsız yer, düzlük, kayran.
-
Yüz ölçümü.
-
Bir çalışma çevresi
Örnek:
Sanat kapalı bir alan değildir; sanat eseri herkes için, bütün toplum için yaratılır. N. Ataç
-
İçinde birtakım kuvvet çizgilerinin yayılmış bulunduğu varsayılan uzay parçası.
-
Bir alıcı merceğinin net bir görüntü sağlayabildiği derinlik ve genişliğin bütünü.
-
Yarışmaların, karşılaşmaların ve oyunların yapıldığı yer, saha.
-
Eski Roma'da açık hava gösterisi yapılan geniş yer.
-
Bir özdeğin, bir mıknatısın ya da bir elektrik yükü'nün çevresinde uyarılan kendini kuvvet etkisi ile belli eden yönleçsel, doğabilimsel nicelik.
-
Çerçevenin en üst satırından en alt satırına kadar yatay taramanın tümü.
-
Açık, düz yer, meydan.
-
Ova, kır, çayır.
-
Ufuk.
-
Ülke alan, fetheden, fatih.
-
field
-
Recipient. susceptive. space. area. range. field. arena. region. sphere. ambit. compass. domain. extent. maidan. pitch. reach. realm. scope. theater. theatre. tract.
-
Area. circus. compass. course. domain. extent. field. ground. land. pitch. place. range. realm. receiver. scope. space. sphere. square. tract. space. pitch saha. airfield. clearing kayran.
-
A wolfhound.
-
Area. field. space. open space. compass. court. domain. extent. open. plaza. range. reach. scope. sphere. spread. public square. sweep. tract.
-
Halbbild, Teilbild
-
Feld
-
Demi-Image, trame
-
champ
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|