|
ayak satıcısı
-
Gezgin satıcı.
-
Peddlar. roadman. pitch-man. peddler. marketman.
-
Bacakların bilekten aşağıda bulunan ve yere basan bölümü.
-
Bacak.
-
Birtakım şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek veya bunlardan her biri.
-
Vücudun belden aşağı bölümü.
-
Yürüyüşün ağırlık veya çabukluk derecesi.
-
Basamak.
-
Fut.
-
Futun küpü alınarak hesaplanan değer.
-
(Türkiye'de) Bir ya da daha çok yapımcının, dağıtımcının yalnız kendi filmlerini oynatmak amacıyla bir mevsim boyunca kapattığı sinema ya da sinemalar topluluğu.
-
Bk. üçayak
-
Yer değiştirmeyi sağlayan ve çeşitli hayvanlarda çok değişik şekiller gösteren yapılar.
-
Yazmalarda bir sayfayı ötekine bağlayan; bir sayfanın sonunda ve ikinci sayfanın başında yinelenen sözcük ya da harf. a. bkz. murakıp.
-
Foot. foot-operated. stand. stillage. buttress. hoof. plates. pod.
-
Act. foot. histrionics. leg. step. rung. tributary. gait. pace. rhyme. put-off.
-
Foot. leg. base. pedestal. footing. stand. easel. pedlar. frontsman. pitch-man. market man. shaft. treadle. tributary. step. gait. pace. foot. buttress. prop.
-
Pous, foot
-
pied
-
Fotoğraf makinesi, televizyon kameraları vb. aletlerin üzerine oturduğu üç ayaklı düzen.
-
Sacayağı.
-
Bir halay çeşidi.
-
Teodolit, fotoğraf makinesi gibi aygıtların üzerine oturduğu üç çubuklu düzen.
-
Alıcı ya da göstericinin çalıştırılması sırasında sallanmamalarını sağlamak amacıyla kullanılan üç ayaklı destek.
-
Tripod, stand, camera stand, support
-
Dreifuss, Stativ, Kinostativ
-
Trépied, pied
-
trépied,tripod
-
Alıcıya bir şey satan kimse
Örnek:
Gelen yolcuların çoğu bir Akbaba alıyordu satıcıdan. Y. Z. Ortaç
-
bâyi.
-
Salesperson. salesman. seller. dealer. vendor. vender. saleslady. salesclerk. saleswoman. monger. shop assistant. supplier. monger.
-
Clerk. dealer. purveyor. rep. salesman. saleswoman. seller. tradesman. vendor.
-
Resaler. seller. supplier. vendor. clerk. reseller. dealer. salesman. saleswoman. sales representative. peddler (Br pedlar. salesperson. free dealer. disposer. monger. purveyor. vendor vender.
-
trafficker
-
Gezmek, tanımak, görmek, dinlenmek amacıyla geziye çıkan (kimse), seyyah.
-
Çok gezen, çok gezi yapan kimse.
-
Voyager. wanderer. widely traveled. traveller. traveler. passenger.
-
İtinerant. peripatetic. planetary. rover. widely traveled. wandering. tourist.
-
Tourist. traveler. foot passenger. transient. sightseer. roving. wandering. moving. mobile. drifting. traveling. excursionist. itinerant. vacationer vacationist.
roadman
(nedir ne demek)
-
Yol işçisi, seyyar satıcı
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|