|
ayak basmak
-
1) bir yere varmak, ulaşmak: Bu bahçeye ayak bastığım andan beri toprağın iyiliğini kendimde hissediyordum. -K. Bilbaşar. 2) girmek, gelmek, uğramak: Köy evinin içine ayak basar basmaz, elbette bir saman ve hafif tezek kokusu duyulur. -S. F. Abasıyanık. 3) mesleğe girmek; 4) bir yere bağlanmak.
-
To arrive at. to enter.
-
Bacakların bilekten aşağıda bulunan ve yere basan bölümü.
-
Bacak.
-
Birtakım şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek veya bunlardan her biri.
-
Vücudun belden aşağı bölümü.
-
Yürüyüşün ağırlık veya çabukluk derecesi.
-
Basamak.
-
Fut.
-
Futun küpü alınarak hesaplanan değer.
-
(Türkiye'de) Bir ya da daha çok yapımcının, dağıtımcının yalnız kendi filmlerini oynatmak amacıyla bir mevsim boyunca kapattığı sinema ya da sinemalar topluluğu.
-
Bk. üçayak
-
Yer değiştirmeyi sağlayan ve çeşitli hayvanlarda çok değişik şekiller gösteren yapılar.
-
Yazmalarda bir sayfayı ötekine bağlayan; bir sayfanın sonunda ve ikinci sayfanın başında yinelenen sözcük ya da harf. a. bkz. murakıp.
-
Foot. foot-operated. stand. stillage. buttress. hoof. plates. pod.
-
Act. foot. histrionics. leg. step. rung. tributary. gait. pace. rhyme. put-off.
-
Foot. leg. base. pedestal. footing. stand. easel. pedlar. frontsman. pitch-man. market man. shaft. treadle. tributary. step. gait. pace. foot. buttress. prop.
-
Pous, foot
-
pied
-
Fotoğraf makinesi, televizyon kameraları vb. aletlerin üzerine oturduğu üç ayaklı düzen.
-
Sacayağı.
-
Bir halay çeşidi.
-
Teodolit, fotoğraf makinesi gibi aygıtların üzerine oturduğu üç çubuklu düzen.
-
Alıcı ya da göstericinin çalıştırılması sırasında sallanmamalarını sağlamak amacıyla kullanılan üç ayaklı destek.
-
Tripod, stand, camera stand, support
-
Dreifuss, Stativ, Kinostativ
-
Trépied, pied
-
trépied,tripod
-
Vücudun ağırlığını verecek biçimde ayak tabanını bir yere veya bir şeyin üzerine koymak
Örnek:
Bastığın yerlerde güller açtı, sarıldı ayaklarına. C. Külebi
-
Küçük çocuklar ayakta durabilmek.
-
Bir şeyi, üzerine kuvvet vererek itmek
Örnek:
Motor çalıştıktan sonra debriyaja basarsınız. H. E. Adıvar
-
Sıkıştırarak yerleştirmek.
-
Bası işi yapmak, tabetmek.
-
Örtmek, bürümek, kaplamak
Örnek:
Yollarını ot basmış, çamları yükselip saçaklarına el atmış olan bu büyük köşk. M. Ş. Esendal
-
Bir şey üzerinde kalıp, mühür vb. bir araçla iz yapmak
Örnek:
Şuraya başparmağını bas dediler, ben de bastım. S. F. Abasıyanık
-
Baskın yapmak
Örnek:
Ölen kızın intikamını almak için köyü basıp yakmış. E. İ. Benice
-
Basım işini gerçekleştirmek.
-
print
-
Step on. print. press. publish. raid. break into. attack suddenly. flood. come upon. weigh. catch. come on. flow. foray. impress. imprint. irrupt. jam. letter. sink. stamp. stencil. step. stomp. tread. tread on.
-
Attack. bust. compress. counterfeit. depress. imprint. invade. press. print. publish. push. raid. step. strike. trample. tread. utter. to tread. to step. to trample. to press. to depress. to compress. to print. to raid. to bust. to descend. to flood. to fall. to set in. to let out. to utter. to enter. to reach. to strike. to coin. to p.
-
Press. to stamp. to raid. to follow. to set in. to let out. to drop. to compress. to push. to inundate. to attack. to storm. to surprise. to invade. to depress. to mill. to exert. to imprint. to heft. to print. to coin. to tread on.
-
Zieher,, kopieren, abziehen, Kopie ziehen, umkopieren
-
tirer
-
Erişilmek istenen yere ayak basmak, ulaşmak, vasıl olmak
Örnek:
Köye akşama doğru ancak varabildim. S. F. Abasıyanık
-
Belli bir duruma veya düzeye gelmek.
-
Hoş olmayan bir sona ermek
Örnek:
Beni tahkir etmeye kadar varıyorsun. P. Safa
-
Bir şeyi iyice anlamak veya duymak.
-
Acımadan, çekinmeden yapmak.
-
Kadın, evlenmek
Örnek:
Gönül verdin derlerdi o delikanlıya / En sonunda varmışsın bir Erzincanlıya. A. M. Dıranas
-
Bir durumdan başka duruma geçmek.
-
Approach. arrive. arrive at. attain. come at. come to. get. get at. get to. go into. hit. make. reach.
-
Appear. arrive. get. hit. reach. to arrive. to get to. to reach. to attain. to appear. to hit. to amount to. to approach. to end in. to marry. to arrive. attain.
-
To reach. to arrive at. to come to. to get to. to get as far as. to marry a man. arrive. attain. come. come at. come in. draw into the station. fetch up. gain. get. hit. make.
ulaşmak(nedir ne demek)
-
Varmak, gelmek
Örnek:
Doğudan batıya kadar ulaşmış bir zafer bestesi dinliyorum. R. H. Karay
-
Elde etmek, erişmek.
-
Yetişmek.
-
Birbirine katılmak, dökülmek.
-
Reach. get at. achieve. attain. approach. come to. come at. come. arrive. come up to. come up with. effect. figure out at. gain. hit. live up to. win.
-
Achieve. arrive. attain. carry. come. gain. get. go. hit. reach. turn. to arrive. to reach. to hit. to attain. to get. to get at.
-
Access. arrive. attain. come. come at. find. gain. go. to come to hand. make. reach. strike.
-
aggregate
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|