|
attorney
-
Vekil, dava vekili attorney at law avukat attorney general devletin en yüksek hukuk memuru (adalet bakanı gibi) ; başsavcı, baş müddeiumumi power of attorney vekâlet, temsil yetkisi; vekaletname attorneyship vekâlet, avukatlık
-
Avukat, dava vekili, vekil
-
Birinin, işini görmesi için kendi yerine bıraktığı veya yetki verdiği kimse.
-
Milletvekili.
-
Bakan
Örnek:
Hanın avlusundan sokağa vekil ve sefir otomobillerine taş çıkartacak bir lüks otomobil yürüdü. R. N. Güntekin
-
Birinin işini görmesi için kendi yerine bıraktığı ya da yetki verdiği kimse.
-
Deputy. supply. vice-gerent. administrator. alternate. assignee. attorney. commissary. commissioner. delegate. deputy. lieutenant. locum. locum tenens. minister. nominee. proxy. representative. stand-in. substitute. supply. surrogate. vicar. vice. vi.
-
Acting. deputy. locum. proxy. replacement. representative. substitute. agent. attorney. minister bakan. mandatary.
-
Assignee. administrator. agent. proxy holder. attorney. deputy. proxy. representative. minister of state. cabinet member. alternate. commissary. commissional. commissioned. commissioner. confidential clerk. delegate. attorney in fact. fiduciary. fill in.
dava(nedir ne demek)
-
Korunmanın bir hüküm ile sağlanması için yargı organlarına başvurma.
-
İleri sürülerek savunulan düşünce, çözümlenmesi gerekli olan konu, sav
Örnek:
Erkekler davalarını hanımlar kadar hararetle müdafaa edememişlerdir. H. C. Yalçın
-
Sorun
Örnek:
O kırkyıllık davada beyhude akıntıya kürek çekmişiz. Y. K. Beyatlı
-
Ülkü
-
Sevgili.
-
Yargılıklarca çözümlenmesi gereken uyuşmazlıklar için, yasada gösterilen yöntemine göre açılan ve yapılacak yargılama sonucunda, yargıcın kararıyla yargıya bağlanan uyuşmazlıklara ilişkin istemler.
-
Aranç, dilem, ~ etmek: arançlamak, dilemlemek. ~ nın ihbârı : arancın, dilemin bildirilmesi, ~ ya müdâhale: aranca, dileme katılma. ictinâb ~ sı: önleme arancı, dilemi. îfâ ~sı: ödeme arancı, dilemi, inşâî ~ biçimleyici aranç, dilem (Gestaltungsklage), men' ~sı: giderme arancı, dilemi, tesbît ~ sı: belirtme (saptama) arancı, dilemi.
-
Bk. kanıtsav
-
Lawsuit. trial. suit. action. claim. case. process. prosecution. cause. instance. law. litigation. plea. pleading.
-
Action. case. cause. lawsuit. plaint. proceeding. process. suit. trial. claim. assertion. thesis. problem. question. matter.
-
Case. law suit. court case. theorem. thesis. lawsuit. action. appeal. trial. claim. assertion. allegation. complaint. quarrel. proposition. problem. question. matter. cause. grand purpose. actio. vi vulgaris. actio. legal acuse. court suit.
-
Action, suit, lawsuit, claim, dispute, litigation
-
Action, procès, cause, poursuite, litige
-
dava
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|