Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > attorney nedir, attorney ne demek, attorney türkçesi, türkçe anlamı (attorney nnd)

attorney nedir

Türkçe'yi seviyoruz ve birçok dil aracı geliştirerek destekliyoruz.






attorney  US UK

  1. Vekil, dava vekili attorney at law avukat attorney general devletin en yüksek hukuk memuru (adalet bakanı gibi) ; başsavcı, baş müddeiumumi power of attorney vekâlet, temsil yetkisi; vekaletname attorneyship vekâlet, avukatlık
  2. Avukat, dava vekili, vekil

vekil (nedir ne demek)

  1. Birinin, işini görmesi için kendi yerine bıraktığı veya yetki verdiği kimse.
  2. Milletvekili.
  3. Bakan
    Örnek: Hanın avlusundan sokağa vekil ve sefir otomobillerine taş çıkartacak bir lüks otomobil yürüdü. R. N. Güntekin
  4. Birinin işini görmesi için kendi yerine bıraktığı ya da yetki verdiği kimse.
  5. (en) Deputy. supply. vice-gerent. administrator. alternate. assignee. attorney. commissary. commissioner. delegate. deputy. lieutenant. locum. locum tenens. minister. nominee. proxy. representative. stand-in. substitute. supply. surrogate. vicar. vice. vi.
  6. (en) Acting. deputy. locum. proxy. replacement. representative. substitute. agent. attorney. minister bakan. mandatary.
  7. (en) Assignee. administrator. agent. proxy holder. attorney. deputy. proxy. representative. minister of state. cabinet member. alternate. commissary. commissional. commissioned. commissioner. confidential clerk. delegate. attorney in fact. fiduciary. fill in.

dava(nedir ne demek)

  1. Korunmanın bir hüküm ile sağlanması için yargı organlarına başvurma.
  2. İleri sürülerek savunulan düşünce, çözümlenmesi gerekli olan konu, sav
    Örnek: Erkekler davalarını hanımlar kadar hararetle müdafaa edememişlerdir. H. C. Yalçın
  3. Sorun
    Örnek: O kırkyıllık davada beyhude akıntıya kürek çekmişiz. Y. K. Beyatlı
  4. Ülkü
  5. Sevgili.
  6. Yargılıklarca çözümlenmesi gereken uyuşmazlıklar için, yasada gösterilen yöntemine göre açılan ve yapılacak yargılama sonucunda, yargıcın kararıyla yargıya bağlanan uyuşmazlıklara ilişkin istemler.
  7. Aranç, dilem, ~ etmek: arançlamak, dilemlemek. ~ nın ihbârı : arancın, dilemin bildirilmesi, ~ ya müdâhale: aranca, dileme katılma. ictinâb ~ sı: önleme arancı, dilemi. îfâ ~sı: ödeme arancı, dilemi, inşâî ~ biçimleyici aranç, dilem (Gestaltungsklage), men' ~sı: giderme arancı, dilemi, tesbît ~ sı: belirtme (saptama) arancı, dilemi.
  8. Bk. kanıtsav
  9. (en) Lawsuit. trial. suit. action. claim. case. process. prosecution. cause. instance. law. litigation. plea. pleading.
  10. (en) Action. case. cause. lawsuit. plaint. proceeding. process. suit. trial. claim. assertion. thesis. problem. question. matter.
  11. (en) Case. law suit. court case. theorem. thesis. lawsuit. action. appeal. trial. claim. assertion. allegation. complaint. quarrel. proposition. problem. question. matter. cause. grand purpose. actio. vi vulgaris. actio. legal acuse. court suit.
  12. (en) Action, suit, lawsuit, claim, dispute, litigation
  13. (fr) Action, procès, cause, poursuite, litige
  14. (fr) dava

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Sözlük