Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > atlama çizgisi nedir, atlama çizgisi ne demek, atlama çizgisiin anlamı, ingilizcesi (atlama çizgisi nnd)

atlama çizgisi nedir

Türkçe'yi seviyoruz ve birçok dil aracı geliştirerek destekliyoruz.






atlama çizgisi

  1. Tek adım veya üç adım atlama yarışmalarında sıçramadan önce ayağın son olarak konulduğu çizgi.
  2. Atlamalarda, atletlerin daha ileriye basamayacaklarını belirten sıçrama tahtasının kum havuzu yönündeki kıyısı.
  3. (en) Take-Off line
  4. (fr) Absprunglinie, ligne d'appel

atlama (nedir ne demek)

  1. Belirli bir yerden gerilip hız alarak yapılan sıçrama ile vücudu yerden kesip daha uzak bir yere kondurma veya belli bir yükseklikten aşırma.
  2. Bu biçimde en uzağa atlamak veya en yükseği aşmak amacıyla yarışılan atletizm dalı
    Örnek: Biraz daha geçti, sırıkla yüksek atlama müsabakası ilan olundu. M. Ş. Esendal
  3. Atlamak işi.
  4. Vücudun, sıçrama gücü ile bulunduğu dayanak yüzeyinden koparak ayrı bir düzeye konması.
  5. Bir filmdeki devinimin doğal akışını değiştiren, şaşırtıcı sonuçlar, çarpıcı etkiler sağlamakta kullanılan kesim.
  6. 1- Belirli bir yerden gerilip hız alarak yapılan sıçrama ile vücudu yerden kesip daha uzak bir yere kondurma ya da belli bir yükseklikten aşırma. 2- Bu yolla en uzağaatlamak ya da en yükseği aşmak amacıyla yarışılan atletizm dalı.
  7. (en) Jump (cut)
  8. (en) omission.
  9. (en) Jump. leap. skip. vault. spring. skipping. omitting. omission.
  10. (en) A jump. skipping. by-pass. jumping off. jumping. leap. spring. vault.
  11. (en) vault
  12. (en) Jumping event, vault
  13. (al) Biidsprung, Sprung
  14. (al) Sprung
  15. (fr) saut

çizgi (nedir ne demek)

  1. Çizilerek veya çeşitli yollarla oluşmuş iz, çizi, hat, tahril
    Örnek: Bu kâğıda üç çizgi çekti. Ö. Seyfettin
  2. Yüz ve vücut hatlarının her biri
    Örnek: Gözlerinin rengi, yüzünün çizgileri, boyu bosu bile değişmiyordu. O. Rifat
  3. Bir noktanın yürütülmesiyle oluşan biçim.
  4. Temel
    Örnek: Ben hayatımı yeniden ve bambaşka çizgiler üzerinde kuracağım. A. İlhan
  5. Bir durumdan başka bir duruma atlanan, geçilen yer, sınır.
  6. Bk. satır
  7. Bk. damar
  8. Oyun alanını sınırlamak, belirli ölçü ve bölgeleri göstermek amacıyla yapılan ayırıcı doğru. (Genellikle kireçli su ile çizilir.)
  9. (en) Line. stripe. scratch. mark. drawing. bar. furrow. grain. groove. score. stria. wale. wheal.
  10. (en) Furrow. line. mark. score. streak. stripe. stroke.
  11. (en) Dash. line. ruling. score. streak. stripe. scratch. scar. furrow. stave. ridge. marking gauge. marking awl. bar. asymptote. hack. figure. drill. drawing. linear. reglet. drawing point. scribe block. scribe compass. scribe awl. cutting rule. scriber. strok.
  12. (en) line
  13. (en) ruling

satır (nedir ne demek)

  1. Bir sayfa üzerinde alt alta ve yan yana gelen kelimelerden oluşan dizi
    Örnek: Yazılardan bıkmışım artık tek satır okumayayım. H. Taner
  2. Et kesmeye, kemik kırmaya yarayan ağır ve enli bir tür bıçak.
  3. Tarayıcı elektron demetinin yatay tarama sırasında soldan sağa bir gidişinde oluşturduğu çizgi.
  4. (en) Line, scanning line
  5. (en) Line. chopper. chopping knife. cleaver.
  6. (en) Chopper. cleave. line.
  7. <(al) Zeile, Abtastzeile, Bildzeile

tek (nedir ne demek)

  1. Eşi olmayan, biricik, yegâne
    Örnek: Hamit, biliyorsunuz edebiyatımızın tek dâhisidir. Y. Z. Ortaç
  2. Birbirini tamamlayan veya aynı türden olan nesnelerden her biri
    Örnek: Dirseği hafifçe dizime dokunuyor ve bir saçı, bir tek tel saçı kaşının ucuna sürünüyordu. M. Ş. Esendal
  3. Bir kadeh içki.
  4. Önüne getirildiği cümleye istek ve özlem kavramı katar.
  5. Yalnızca.
  6. Hiç, hiçbir
    Örnek: Tek kelime konuşmadan bu yokuşu indik. R. H. Karay
  7. İki ile bölünemeyen (sayı).
  8. Sessiz, hareketsiz, uslu.
  9. Biricik, eşi olmayan.
  10. (en) Only. single. unique. one. solitary. odd. individual. exclusive. lone. singular. sole. one and only. single. one. fellow. mono-. uni-. homo-. homeo-. homoeo-.
  11. (en) İndividual. isolated. lone. odd. one. only. particular. single. singular. sole. solitary. solo. unique. alone. merely. odd. single thing. a single thing. only once.
  12. (en) A Siberian ibex.
  13. (en) Mono. odd. single. one. only. sole. solitary. unique. unrivaled. inimitable. exclusive. individual. simple. uneven. unit. unitary.
  14. (en) uneven

adım(nedir ne demek)

  1. Yürümek için yapılan ayak atışlarının her biri.
  2. Girişim, hamle.
  3. Aşama.
  4. Bir gösterge ucunun eş olarak ayrılmış yaylardan biri boyunca aldığı yol.
  5. Ayakta, esas duruşta, bir ayağın türlü yönlerde iki ayak boyu kadar yer değiştirmesi.
  6. İki dişli arasındaki aralık.
  7. Bir ayak atışıyla alınan, uzunluğu yaklaşık 75 cm'lik yol.
  8. Ayakta temel duruştan, bir ayağın, türlü yönlerde iki ayak boyu kadar ara ile yer değiştirmesi.
  9. (en) Step. footstep. foot. pace.
  10. (en) Footstep. pace. step.
  11. (en) Step. pace. footpace. footstep.
  12. (en) step
  13. (fr) pas

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Sözlük