|
aslan yürekli
-
Çok yiğit, hiçbir şeyden korkmayan.
-
leonine.
-
lion-hearted.
-
Gürbüz, cesur ve yiğit adam.
-
Zodyak üzerinde Yengeç ile Başak arasında yer alan burcun adı.
-
Kedigillerden, erkekleri yeleli, yırtıcı, Afrika'da ve Asya'da yaşayan, uzunluğu 160 cm, kuyruğu 70 cm ve ucu püsküllü, çok koyu sarı renkli güçlü bir memeli türü, arslan.
-
Bir takımyıldızın ve bir burcun adı;Aslan takımyıldızı,Aslan burcu.
-
Kedigillerden, Asya ve Afrika’da yaşayan yırtıcı, yabani hayvan.
-
Mec. Gürbüz, yiğit adam.
-
Lion. brave man. king of beasts.
-
Lion. braveman. big cat.
-
Lion
-
Tehlikeyi korkusuzca karşılayan, hiçbir şeyden korkusu olmayan, gözü pek, babayiğit, koçak, cesaretli, cesur, cüretkâr
Örnek:
Fakat onlar da aralarında hiçbir delikanlıyı ona eş olabilecek kadar yürekli bulmuyorlardı. H. E. Adıvar
-
Kostak, çalımlı, iyi giyinmiş, güzel, yakışıklı.
-
Kendini beğenen, onurlu.
-
Yiğit, kabadayı,
-
Audacious. brave. courageous. great-hearted. hardy. plucky. red-blooded. valiant. valorous. hearted.
-
Audacious. bold. chivalrous. courageous. fearless. gallant. stouthearted. valiant. brave. plucky.
-
Courageous. gallant. gutsy. plucky. stout hearted. valiant.
-
Kalp.
-
Bir kimsenin ruhsal yönü, gönül
-
Kupa (I).
-
Herhangi bir şeyden çekinmeme, korkmama, yüreklilik, korkusuzluk, cesaret.
-
Acıma duygusu
Örnek:
Ona merhume demek bile yürek parçalayıcı bir şeydir. R. N. Güntekin
-
Mide, karın, iç
Örnek:
Ayşe Hanım, kahveciden limon şekeri almış, yürek ferahlatır diye uzatıyor. S. M. Alus
-
Ritmik kasılmalarıyla kanın dolaşımını sağlayan ve devam ettiren, değişik sayıda odacıklara ayrılmış ya da tüp biçiminde, kaslı bir organ. Kalp.
-
Bk. kalp.
-
Audacity. breast. heart. ticker.
-
Heart. spirit. ticker. courage. boldness. ticker kalp. guts cesaret. stomach mide. karın. iç.
-
Breast. heart.
-
heart
-
coeur
-
Göğüs boşluğunda, iki akciğer arasında, vücudun her yanından gelen kanı akciğerlere ve oradan gelen temiz kanı da vücuda dağıtan organ, yürek
Örnek:
Bak ellerim nasıl titriyor, bak alnım nasıl yanıyor, bak kalbime nasıl çarpıyor. Y. K. Karaosmanoğlu
-
Kalp hastalığı.
-
Sevgi, gönül.
-
Bir ülkenin, bir kuruluşun işleyiş, yönetim ve varlığını sürdürme bakımından en önde gelen yeri.
-
Duygu, his
-
Bir durumdan başka bir duruma çevirme, dönüştürme.
-
Düzme, sahte, geçmez (para).
-
İşe yaramaz, tembel.
-
Yalancı, kendine güvenilmeyen
-
Bk. yürek
-
Tüm kan dolaşımını ritmik kasılmalarıyla sağlayan, konik biçimli kassel organ, yürek, kor.
-
False. base. bogus. counterfeit. forged. mock. phoney. phony. queer. spurious.
-
False. base. bogus. counterfeit. forged. mock. phoney. phony. queer. spurious. heart. ticker.
-
Centre. innermost part. forged. spurious. counterfeit. fake. false. heart. ticker.
-
cardiac
-
cor
-
Sayı, nicelik, değer, güç, derece vb. bakımından büyük ve aşırı olan, az karşıtı
Örnek:
Bana matematik çok kolay geldi. F. R. Atay
-
Aşırı bir biçimde
Örnek:
Sanırım ki anamı daha çok severim. M. Ş. Esendal
-
Much. many. very. big. plenty. plentiful. good. fair. like hell. deadly. heavy. abounding. abundant. affluent. ample. countless. dead. exuberant. hearty. hell of. helluva. innumerable. lavish. multitudinous. numerous. piping. plenteous. precious. pro.
-
Much. many. very. big. plenty. plentiful. good. fair. like hell. deadly. heavy. abounding. abundant. affluent. ample. countless. dead. exuberant. hearty. hell of. helluva. innumerable. lavish. multitudinous. numerous. piping. plenteous. precious. pro. awfully. badly. considerably. copious. dearly. dreadfully. eminently. enormously. exceedingly. excess. extreme. extremely. far. full. greatly. hard. heartily. highly. hugely. immensely. jolly. large. lot. madly. manifold. most. multiple. myriad. positively. power. profoundly. profuse. rich. roaring. simply. so. soaking. sorely. stinking. substantially. such. terribly. terrifically. umpteen. uncommonly. unduly. unusually. vast. vastly. whacking. wildly.
-
Many. much. very. too. too much. too many. awfully. bountiful. copious. devilish. downright. dreadfully. galore. good. great. handsome. highly. infinite. large. lavish. like blazes. multitudinous. numerous. perfectly. plentiful. a power of. profuse. profu.
yiğit(nedir ne demek)
-
Güçlü ve yürekli, kahraman, alp.
-
Gözü pek, düşüncelerini açıkça söylemekten çekinmeyen (kimse).
-
Delikanlı, genç erkek
Örnek:
Yiğide ölüm geçine / Al beni zülfün ucuna / Sallanayım tel yerine. Karacaoğlan
-
Güçlü, yürekli, kahraman, alp.
-
Delikanlı, genç erkek.
-
Gözü pek, düşüncelerini açıkça söylemekten çekinmeyen(kimse).
-
Brave. bulldog. courageous. dare devil. doughty. gallant. game. manful. manly. plucky. red-blooded. redoubtable. spartan. spunky. stout. stouthearted. valiant. valorous. daredevil. hero. spartan.
-
Brave. chivalrous. courageous. gallant. manly. stout. stouthearted. undaunted. valiant. young man. fine manly youngster. hero. plucky. manly youngster. brave man.
-
Brave. doughty. fireeater. hero. stalwart. swashbuckler. valiant.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|