Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > asit baz dengesi nedir, asit baz dengesi ne demek, asit baz dengesiin anlamı, ingilizcesi (asit baz dengesi nnd)

asit baz dengesi nedir

Türkçe'yi seviyoruz ve birçok dil aracı geliştirerek destekliyoruz.






asit baz dengesi

  1. Kanda uygun pH'yı devam ettirmek üzere asitlerin bazlara oranındaki denge.
  2. Kanda uygun pH'yı devam ettirmek üzere asitlerin bazlara oranındaki denge. Kandaki tampon sistemleriyle solunum ve boşaltım sistemleri asit baz dengesinin korunmasını sağlar.
  3. (en) Acid-Base balance, acid-base equilibrium
  4. (en) Acid-Base equilibrium, acid- base balance
  5. (fr) Acidobasique équilibre

asit (nedir ne demek)

  1. Turnusolün mavi rengini kırmızıya çevirmek özelliğinde olan ve birleşimindeki hidrojenin yerine maden alarak tuz oluşturan hidrojenli birleşik, hamız.
  2. Bk. ekşit
  3. Bir çözeltiye H+ iyonu (proton) çıkaran madde.
  4. Bir çözeltiye hidrojen iyonu veren, suda çözündüğü zaman hidrojen iyonları açığa çıkaran, bileşimindeki hidrojenin yerine herhangi bir mineral alarak tuz meydana getirebilen ve turnusolün mavi rengini kırmızıya çevirme özelliği olan hidrojenli bileşim.
  5. (en) acid.
  6. (en) Acid. acid.
  7. (en) Acid, Osm. hamız
  8. (en) acid
  9. (fr) acide
  10. (la) Acidus: ekşi

ekşit (nedir ne demek)

  1. Çözününce hidrojen yükünleri veren özdek.
  2. (en) acid
  3. (fr) acide

baz (nedir ne demek)

  1. Temel, esas.
  2. Taban.
  3. Bir asitle birleştiğinde bir tuz oluşturan madde, esas.
  4. Bk. taban
  5. Herhangi bir şeyin temeli veya en küçük parçası, bileşiğin ana maddesi.
  6. Kimyada tuzun asit olmayan kısmı veya tuzların oluşumu için asitlerle birleşmiş madde veya bir çözeltide hidrojen iyonu (proton) alan madde.İng.: base Biyo
  7. 1. Herhangi bir şeyin temeli veya en küçük parçası, bileşiğin ana maddesi. 2. Alkali.
  8. (en) Base. alcali. alkali.
  9. (en) base

denge (nedir ne demek)

  1. Bir nesnenin veya bir insanın devrilmeden durma hâli, muvazene, balans.
  2. Zihinsel ve duygusal uyum, istikrar.
  3. Siyasi güçlerin, yetkilerin birbirini sınırlayacak biçimde dağıtılması.
  4. Ekonomik hayatın uyumlu düzeni.
  5. Birbirini ortadan kaldıran güçlerin sonucu olan durma hâli.
  6. Toplumsal denge.
  7. Vücudun en küçük dayanak yüzey ya da yüzeylerinde düşmeden durması. Bu, vücudun ağırlık merkezinden geçen bir düzey çizgisinin her zaman dayanak yüzeyi içinde kalması, böylece ağırlığın dayanak noktasının iki yanına denk olarak yüklenmesiyle sağlanır.
  8. Birbirine ters yönlü güçlerin eşitlenmesi sonucu değişme eğiliminin kalmadığı durum.
  9. 1- Bir nesneye etkiyen kuvvetlerin birleşkelerinin sıfır olduğu durum. 2- Isıldirik bilgisinde, kapalı bir dizgenin en son ulaştığı, zamanla değişmeyen durum.
  10. Devimli bir nesneyi etkileyen güçlerin, o nesnenin yörüngesini ve hızını değiştirememeleri durumu.
  11. (en) Balance. equilibrium. equilibration. equation. stability. countenance. counterpoise. easiness. equipoise. poise.
  12. (en) Aplomb. balance. equilibrium. poise. stability. equipoise. composure. self-possession.
  13. (en) Equilibrium. balance. counterpoise. equipoise. offset. stability.
  14. (en) balance
  15. (en) equilibrium
  16. (al) Ausgleich
  17. (al) Gleichgewicht
  18. (fr) balance
  19. (fr) équilibre

kan (nedir ne demek)

  1. Atardamar ve toplardamarların içinde dolaşarak hücrelerde özümleme, yadımlama görevlerini sağlayan plazma ve yuvarlardan oluşmuş kırmızı renkli sıvı
    Örnek: Cebinden çıkardığı mendille ellerine bulaşan kanları silerek haykırdı. Ö. Seyfettin
  2. Soy.
  3. Hayvanlarda vücut boşluğu içinde ya da kapalı damarlar içerisinde dolaşan hücreler ile oksijen, karbondioksit, hormonlar, besin, boşaltım ve bağışıklık maddelerini taşıyan sıvı. Omurgalılarda oksijenin ve karbondioksitin taşınmasında görev yapan kırmızıkan hücreleri ile organizmanın savunmasında görev yapan beyazkan hücreleri vekanın pıhtılaşmasında görevli olankan pulcukları ve serumdan oluşur.
  4. 1. Omurgalılarda oksijenin ve karbondioksitin taşınmasında görevli kırmızı kan hücreleri, organizmanın savunmasında görevli beyaz kan hücreleri ve kanın pıhtılaşmasında görevli olan kan pulcukları ve plazmadan oluşan sıvısal doku. 2. Kan proteini, kıl, mide içeriği ve idrar vb. yabancı maddeden arındırılmış temiz, taze, bütün veya suyu alınmış hayvan kanının hızlı bir biçimde dondurulması veya soğutulmasıyla elde edilen ürün, hayvan kanı.
  5. (en) Haemal. blood. claret. haemo-. hemo-. hema-.
  6. (en) Blood. strain. lineage. descent. family soy.
  7. (en) To know; to ken.
  8. (en) See Khan.
  9. (en) Blood. strain.
  10. (en) The Abysmal Trigram with direction north and number 1.
  11. (en) Intuition For kan-intuition to work, one must experience a creative tension stemming from single-minded concentration on the work in progress This opens the way for a higher power, kami, to enter the process. a GAP3 package for computing Kan extensions of actions of categories by Anne Heyworth. head.
  12. (en) blood
  13. (en) swore
  14. (fr) sang

uygun(nedir ne demek)

  1. Yakışır, yaraşır, uz, mutabık, mütenasip
  2. Elverişli, yarar, müsait, muvafık.
  3. Orantılı, oranlı.
  4. Yakışır, yaraşır, elverişli, yararlı.
  5. Oranlı.
  6. (en) Suitable. agreeable. conformable. appropriate. favorable. favourable. convenient. proper. eligible. due. fair. well-matched. acceptable. accommodating. adaptable. adequate. advisable. allowable. answerable. applicable. apposite. apropos. apt. becomin.
  7. (en) Acceptable. adequate. agreeable. amenable. applicable. appropriate. apt. becoming. central. coherent. commensurate. congruous. consistent. convenient. corresponding. decent. decorous. due. eligible. expedient. favourable. fit. fitting. good. happy. likely. livable. okay. opportune. pertinent. presentable. proper. propitious. proportionate. reasonable. right. seemly. strategic. suitable. timely. well. reasonable. becoming. correct. qualified. sensible. suited. fitting consistent. favorable. matching. good for. fit for in line with. apposite. conform.
  8. (en) Best fit. favorable. acceptable. adequate. advisable. agreeable. apposite. appropriate. apt. becoming. commensurable. commensurate. compatible. concordant. conformable. conformation. congenial. congruous. consistent. consonant. convenable. convenient. cor.

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Sözlük