|
artırma
-
Açık artırma.
-
Artırmak işi.
-
müzâyede.
-
augmentation.
-
İncreasing. saving. economizing. auction.
-
İncrement. saving. economizing. auction billing. augmentation. enhancement.
-
Bir malın satışında alıcılar arasında fiyat artırma yarışına dayanan satış, artırma, müzayede
Örnek:
Açık artırmalardan, antikacılardan her çeşit saat toplamaya başladım. H. Taner
-
Bir malın ya da işin daha önceden ilan edilen yer ve zamanda en yüksek fiyatı verene satılması. krş. kapalı artırma
-
sale.
-
Open binding. public / official auction. open bidding. open sale. tender. adjudication. public auction. roup.
-
Open overbidding, open bidding
-
Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı
Örnek:
Açık pencerenin önünde denize karşı saatlerce dertleştik. R. N. Güntekin
-
Engelsiz.
-
Örtüsüz, çıplak.
-
Boş.
-
Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal.
-
Aralığı çok.
-
Çalışır durumda olan
Örnek:
Bazı dükkânları açık olan caddeden sola saptılar. Ö. Seyfettin
-
Kolay anlaşılır, vazıh
Örnek:
Açık konuşma zamanının artık geldiğine kani idim. R. N. Güntekin
-
Gelirin gideri karşılamaması durumu.
-
Bk. gedik
-
1) sarîh. 2 ) alenî.
-
Bk. açılma
-
Open. uncovered. wide-open. visible. apparent. obvious. bare. clear. unclouded. cloudless. definite. exposed. blank. aboveground. articulate. avowed. broad. candid. categorical. clean-cut. clear-cut. confessed. crystal. decided. declared. decollete.
-
Apparent. blunt. broad. clear. concrete. confessed. debit. decided. definite. demonstrable. distinct. evident. explicit. fine. forthright. graphic. intelligible. manifest. on. open. outstretched. overt. patent. picturesque. plain. shortage. shortfall. signal. specific. square. transparent. unequivocal. unreserved. vacant. weak.
-
On. open. deficit. offing. vacancy. uncovered. free. exposed to. vacant. unoccupied. blank. deficient. frank. clear. explicit. plain. distinct. light. indecent. obscene. saucy. frankly. closely. apparent. absolute assignment. bald. bare. bl.
-
deficit
artırmak(nedir ne demek)
-
Artmasını sağlamak, çoğaltmak.
-
Bir malı başka alıcıların verdiği fiyattan daha yüksek bir fiyatla almak istemek.
-
Tutumlu davranıp biriktirmek, tasarruf etmek.
-
Herhangi bir davranışta ileri gitmek.
-
İncrease. augment. add. upgrade. raise. bid up. economize. save. aggrandize. amplify. boom. boost. build up. bump up. compound. deepen. eke out. enhance. escalate. exalt. fade up. gain. heighten. improve. outbid. overbid. put on. scale up. screw up.
-
Augment. boost. compound. develop. heighten. increase. redound. save. to increase. to raise. to augment. to enhance. to boost. to bump sth up. to step sth up. to put away. to economize. to save.
-
İncrease. to increase. to add to. to save. to raise the bid at an auction. to overbid. augment. deepen. heighten. multiply. raise. run up. swell.
-
Put up
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|