|
ardak
-
İçten çürümeye yüz tutmuş ağaç.
-
Ağaçta mantarların oluşturduğu bir tür çürüme başlangıcı. Genellikle kırmızı gürgen ve kızılağaçta kahverengi ya da külrengi lekeler halinde belirir.
-
Bk. ardak
-
Stockflecke
-
Samimi.
-
Yürekten, candan, samimi davranarak
Örnek:
Yumuşak ve içten sürdürdü konuşmasını. T. Buğra
-
En önemli, can alıcı noktadan.
-
Gürültünün, çerçeve içindeki bir kaynaktan çıkması durumu. Dıştan (gürültü)nün karşıtı.
-
Sesin, çerçeve içindeki bir kaynaktan çıkması durumu. Dıştan (ses)in karşıtı.
-
On noise
-
On (screen)
-
Sincerely. hearty. true. deep. heartfelt. honest. sincere. internally. interior. bluff. bona fide. candid. childlike. cordial. devout. earnest. faithful. familiar. forthright. genuine. gut. hail-fellow-well-met. heart-to-heart. heart-whole. honest-to.
-
Sincerely. hearty. true. deep. heartfelt. honest. sincere. internally. interior. bluff. bona fide. candid. childlike. cordial. devout. earnest. faithful. familiar. forthright. genuine. gut. hail-fellow-well-met. heart-to-heart. heart-whole. honest-to. affable. artless. authentic. frank. free. friendly. open. openhearted. outright. simple. unreserved. warm.
-
İnternal. sincere. from within. friendly. from the heart. sincerely. candid. childlike. convivial. cordial. cosy. cozy. devout. earnest. hearty. interior. intimate. open character. real. true.
-
"On"-Geräusche
-
"On"
-
Bruit on
-
Voix-On, voix dans le champ, dans le champ, son-on
yüz(nedir ne demek)
-
Doksan dokuzdan sonra gelen sayının adı.
-
Bu sayıyı gösteren 100, C rakamlarının adı.
-
On kere on, doksan dokuzdan bir artık.
-
Kere, kat vb. kelimeler ile birlikte kullanılarak yapılan işin çokluğunu abartılı bir biçimde anlatan söz
-
Başta, alın, göz, burun, ağız, yanak ve çenenin bulunduğu ön bölüm, sima, çehre, surat
Örnek:
Bir güzel çocuk yüzüyle gülümsüyor. S. F. Abasıyanık
-
Kesici araçlarda keskin kenar.
-
Bir kumaşın dikiş sırasında dışa getirilen gösterişli bölümü.
-
Yorgana ve yastığa geçirilen kılıf.
-
Bir şeyin görünen bölümünde kullanılan kumaş.
-
Birinin görülegelen veya umulan hoşgörürlüğüne güvenilerek gösterilen cüret.
-
Nedeniyle, sebebiyle
Örnek:
Bu yüzden Fuat Köprülü ile çatışmaya başlamışlardı gazetelerde. Y. Z. Ortaç
-
Yüzey, satıh.
-
(Mimarlık) Bir yapının dışa bakan düşeyyüzeylerinin tümü. Örn. önyüz, yanyüz, arkayüz gibi.
-
Facial. hundred. obverse. cast of features. countenance. dial. face. front. frontispiece. hundred. kisser. mien. obverse. phiz. physiognomy. puss. snoot. visage. hecto-.
-
Face. front. hundred. puss. side. visage. mug. façade. obverse. surface. impudence. cheek. facial. obverse. reverse. yüz the right side.
-
Aspect. countenance. face. favour. lug. mug. mush. pan. surface.
-
Facade, front
-
façade
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|