|
arayazı
-
Sessiz sinema çağında söyleşmeleri, sözü vermek; konuyla, olguyla ilgili açıklamalarda bulunmak için, iki çekim arasına yerleştirilen yazı.
-
Subtitle, continur ity title, bridging title, spoken title
-
Zwischentitel
-
Sous-titre, inter-titre, carton
sessiz sinema (nedir)
-
1. Sinemanın bulunuşundan sesli sinemanın ortaya çıkışına kadar uzanan dönemdeki sinema. (Sesli film yapımına başlayan her ülkeye göre değişen bu dönem, genellikle 1895'ten 1930'a kadar uzanır)
-
Bu dönemin, kendine özgü dilini, sanatını, deyişini, kurallarını, uygulayımını yansıtan filmlerden oluşan sineması. (Başlıca özellikleri: Görüntünün egemenliği, görsel öğelerin üstünlüğü, anlatımın yalınlığı, kurgunun ağır basması, oyun anlayışı (mimikler), arayazılar).
-
Silent film (motion picture, cinematography)
-
Stummfilm
-
Cinéma rnuet
-
Sesi olmayan, ses çıkarmayan.
-
Ses, gürültü çıkarmadan yapılan.
-
Az konuşan, suskun.
-
Yumuşak huylu, kendi hâlinde ve sakin (kimse)
Örnek:
Kız kardeşi Deniz Yolları levazımında çalışan sessiz bir adamla evlidir. M. Ş. Esendal
-
Ses ve gürültü çıkarmadan.
-
Ünsüz.
-
Soundless. voiceless. noiseless. without a sound. mute. silent. quiet. dumb. close-tongued. hushed. mum. muted. non-violent. nonviolent. quiescent. reserved. reticent. speechless. still. tacit. taciturn. tuneless. wordless.
-
Dumb. mute. quiescent. quiet. reticent. serene. silent. sleepy. speechless. still. taciturn. tranquil. unassuming. voiceless. soundless. buttoned up. consonantal ünsüz.
-
Quiet. silent. consonant. backwater. breathless. mum. mute. placid. speechless. still. sweet. taciturn. tranquil. voiceless.
-
Hareketi düzenli aralıklarla parçalara bölerek bunların resimlerini belirleme ve sonra bunları gösterici yardımıyla karanlık bir yerde, bir ekran üzerinde yansıtarak hareketi yeniden oluşturma işi.
-
Film göstermeye yarayan özel bir makineyle görüntülerin beyaz perdeye yansıtıldığı salon veya yapı
Örnek:
Bir haber bırakıp mahallenin sinemasına girdi. S. F. Abasıyanık
-
Güzel sanatların dalı olarak yansıtılmaya uygun olan filmleri gerçekleştirme ve yaratma sanatı, beyaz perde
Örnek:
Sinemanın zevkimizi dışarıdan idare ettiği devirde yaşıyoruz. H. A. Yücel
-
İzleyicilerin filmleri topluca görebilmeleri için özel olarak yapılmış yapı
-
Herhangi bir devinimi, düzenli aralıklarla parçalara bölerek bunların resimlerini saptama, sonra bunları gösterici yardımıyla karanlık bir yerde görüntülük üzerine yansıtarak devinimi yeniden oluşturma işi
-
Bir ülkedesinemayı oluşturmak üzere gerekli kuruluşların tümü,sinema işleyimi (bk.sinema işleyimi)
-
Güzel sanatların bir dalı olaraksinema sanatı (bk.sinema sanatı). 5.sinemayı oluşturmak için yapılan çalışmaların tümü,sinemacılık (bk.sinemacılık)
-
Bir ülkenin kendine özgü nitelikler taşıyan ulusalsineması. ("Sinema",sinematograf sözcüğünün kısaltmasıdır).
-
Cinema theatre (house), cinema, (ABD) theater, motion picture theater, movie house (theater), picture house, pictures, movies, 2-6. cinematography), kinema(tography), (ABD) motion picture, moving pict
-
Cinema. movie theater. the movies. movies. picture palace. silver screen. picture theatre. pictures. movie house. cinematography. flicks. cine-.
-
Cinema. motion-picture theater. cinematography. drive in. movie house. movie theater.
-
1. Filmtheater(bau), Kino(bau), Lichtspielhaus, Lichtspieltheater, Schauspielhaus, 2-6. Film, Kinematografie
-
1. cinéma, salle (de cinéma), 2-6. cinéma(tographié)
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|