|
Bu kelime tam olarak bulunamadı, belki aşağıdaki(ler) işinize yarayabilir:
Bu kelimeyi ekleyerek katkıda bulunabilirsiniz.
aralarında
-
Among. between. amongst.
-
Among. between.
-
Ölçüsünde, derecesinde
Örnek:
Balıkçılıkta para vardır, ama dalgıçlık kadar da genç işidir. S. F. Abasıyanık
-
Büyüklüğünde, genişliğinde.
-
Dek, değin
-
Gibi
-
Denli
-
Süre belirten bir söz
-
Miktarda, derecede
-
Gösterme sıfatlarından biriyle bir sayıdan sonra geldiğinde kesinlikle belli olmayan bir niceliği belirten bir söz
-
As. as much as. as far as. so. as much as. up to. until. till. inasmuch as. so long as. until. till. pending.
-
As. as. as big as. as much as. until. till. by. up to. to. as far as. about. or so. something like. amount. degre.
-
As much as. as many as. up to. by. so.
-
Prep. by
-
Bir kimse veya nesnenin bir başkasıyla karıştırılmamasını sağlayan ayrılık, benzer şeyleri birbirinden ayıran özellik, başkalık, ayrım, nüans
Örnek:
Aralarında sekiz, on yaş fark bulunmasına rağmen, iki akran gibiydiler. R. N. Güntekin
-
Ayrım.
-
Çıkarma işleminin sonucu.
-
Menkul değerler borsasında piyasa yapıcı tarafından belirlenen alış ve satış fiyatları arasındakifark.
-
Kredi faizlerinde geri ödeme riskine göre belirlenen faizfarkı.
-
Bk. çıkarım
-
Difference. distinction. differentiation. distinctness. gap. cachet. contradistinction. disparity. variation. odds.
-
Contrast. difference. discrepancy. disparity. distinction. diversity. majority. discrimination.
-
Difference. discrimination. contradistinction. contrast. differentiation. diversity. divide. odds.
-
spread
-
Çıkarma işi.
-
Belli önermelerin kabul edilen veya gerçek olan doğruluklarından, yanlışlıklarından, başka önermelerin kabul edilen veya gerçek olan doğruluklarını, yanlışlıklarını çıkarma, istidlal.
-
Bir ülkede, tahvil ve bono, hisse senetleri gibi değerlerin birinci elden piyasaya sürülmesi.
-
Devletin yetki verdiği bankanın piyasaya para çıkarması.
-
Aynı türden iki niceliğin sayısal değerlerinden birinin ötekinden arta kalanı.
-
Verilmiş bir ya da daha çok önermeden sonuç çıkarma edimi. Doğruluğu doğrudan doğruya bilinmeyen bir önermenin, doğru olarak kabul edilmiş olan başka önermelerle bağlantısına dayanarak doğruluğunu çıkarma işlemi. Şu biçimde de söylenebilir: "Belli önermelerin kabul edilen ya da gerçek olan doğruluklarından ya da yanlışlıklarından, başka önermelerin kabul edilen ya da gerçek olan doğruluk ya da yanlışlıklarını çıkarmak." Önce gelen önerme ya da önermeler doğru ise çıkarılan sonuç da doğrudur, yanlışsa sonuç da yanlış olur.çıkarımın kendisinin yanlış olması söz konusu değildir: Bütün iki bacaklılar insandır. Kuş iki bacaklıdır. Kuş insandır.Buradaçıkarım doğru yapılmıştır; ama yanlış olan birinci önermeden çıkan sonuç da yanlış olmuştur. // İki türlüçıkarım vardır: Bir öncüllüçıkarım-dolaysızçıkarım: Tek bir önermeden -> evirme -> tersevirme ya da -> altıklık yoluyle yapılançıkarım. Çok öncüllüçıkarım (tasım) -dolaylıçıkarım: Aralarında ortak bir -> orta terimin bulunmasiyle birbirine bağlanabilen iki ya da daha çok önermeden yapılançıkarım, bkz. tasım
-
İnference, illation
-
issue
-
difference
-
Unterschied
-
inférence
-
difference
-
İllation, conclusio
-
Meydana gelmek, varlık kazanmak, vuku bulmak
Örnek:
En şiddetli münakaşa, kumpanyanın ismi için oldu. S. F. Abasıyanık
-
Gerçekleşmek veya yapılmak.
-
Bir görev, makam, san veya nitelik kazanmak
Örnek:
Okumak, eczacı olmak bu sayılı inatlarından biri ve ilkidir. T. Buğra
-
Bir şeyi elde etmek, edinmek
Örnek:
Nihayet ben mal sahibi olacağıma göre rahattım. S. F. Abasıyanık
-
Bir durumdan başka bir duruma geçmek.
-
Herhangi bir durumda bulunmak.
-
Uygun düşmek, yerinde görülmek.
-
Yetişmek, olgunlaşmak.
-
Be. happen. become. exist. occur. take place. have. mature. befall. come about. come off. come over. eventuate. fare. get. go. go on. hap. hatch. hit. turn.
-
Become. come. exist. form. get. go. grow. happen. mature. occur. reign. transpire. to be. to become. to exist. to happen. to occur. to take place. to go no. to come about. to transpire. to get. to fit. to be suitable for. to be present. to ripen. to mature. to catch. to have. to undergo. to be ready/prepared/cooked. etc. to be done out of sth. catch. to be completed. to be cooked.
-
To be. to become. to exist. to come into being. to happen. to occur. to take place. to ripen. to mature. come about. fall out. get. go. grow. have. lie. make. originate. prove. stand. to go under the styles of. to go through accounts. transpire. turn out.
-
Be situated
-
Edat arasına, arasında , içinde
-
Sınıfında, memleketinde, zamanında.(Among daha çokB.D.'de amongst ise ingilterede kullanılır).
-
Arasına, arasında, içinde
between
(nedir ne demek)
-
Arada, arasında, aralarında, aralarından
-
araya
-
Ortada, ortaya
-
Arada, ortasında, araya, arasına, ortada, ortaya
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|