|
ara eleman
-
Meslek liselerinin, meslek yüksekokullarının, çırak okullarının veya halk eğitim merkezlerinin yetiştirdiği alt düzeydeki işçi.
-
İki şeyi birbirinden ayıran uzaklık, açıklık, aralık, boşluk, mesafe.
-
İki olguyu, iki olayı birbirinden ayıran zaman, fasıla.
-
Kişilerin veya toplulukların birbirine karşı olan durumu veya ilgisi
Örnek:
Aralarına yabancı sokmak, nezaketsizlik olur. M. Yesarî
-
Toplu bulunan nesnelerin veya kimselerin içi
-
Bir oyunda, bir filmde dinlenme süresi, antrakt.
-
Toplu jimnastik dizilmelerinde, sıradakilerin birbirlerinden yanlamasına olan uzaklıkları.
-
Futbol oyununun kırk beşer dakikalık iki devresi arasında verilen on beş dakikalık dinlenme süresi.
-
Aralık.
-
Sinemalarda gösterim başlarında ya da ortalarında verilenara.
-
Takımların oyunarasında aldıkları birer dakikalık dinlenme ve yönelge alma süresi. Bir takım bütün bir oyun süresince ancak dörtara alabilir. Buara dakikaları oyun süresinin dışında kalır.
-
Bir ayaktopu oyununun 45'er dakikalık iki dönemiarasında oyunculara verilen 15 dakikalık dinlenme süresi.
-
İnterval, (ABD) intermission
-
İnterim. recessional. interlocutory. intermediary. intermediate. mediate. space. gap. distance. break. breather. discontinuance. discontinuation. interruption. time-out. breathing-space. cessation. chasm. check. discontinuity. interim. interlude. int.
-
Breather. interim. interlude. intermediate. intermission. interspace. interval. lapse. pause. distance. space. break. playtime. cessation. half time. relation. terms. footing. intermediary. middle.
-
The Altar; a southern constellation, south of the tail of the Scorpion.
-
A name of the great blue and yellow macaw , native of South America. macaws a constellation in the southern hemisphere near Telescopium and Norma.
-
Half time. intermediate. break. interval. intermission. distance between two things. relation between people. interlude. space. spacing. intermediary. interstice. hiatus. cessation. inherent delay. interruption. interspace. letup. lull. meantime. recess.
-
Appletalk Remote Access A protocol that provides system-level support for dial-in connections to an AppleTalk network With ARA, you can call your desktop Mac from a PowerBook and remotely access all the available services - files, printers, servers, e-mail, etc.
-
Appletalk Remote Access With ARA, you can call your desktop Mac from a PowerBook and remotely access all the available files, printers, servers, e-mail, and so on.
-
Apple Remote Access A software program from Apple Computer that allows one Mac to dial another Mac via a modem and, through AppleShare and/or Personal File Sharing, access local or network resources available to the 'answering' Mac Although I don't cover the issue much in this book, you can do some neat things with ARA and MacTCP.
-
Apple Remote Access, a protocol allowing network access from Macintosh systems via dialup Now almost entirely obsolete.
-
Appletalk Remote Access, a protocol developed by Apple to allow PowerBook and Macintosh users to connect to an AppleTalk network over phone lines.
-
Appleshare Remote Access.
-
Apple Remote Access, a program to allow full access to the UVA network including IP and AppleTalk services over a phone line from a Macintosh computer.
-
Appletalk Remote Access. The governing body for rowing in England, responsible for organising the National Championships http://www ara-rowing org.
-
An appraisal designation for Accredited Rural Appraiser awarded by the American Society of Farm Managers and Rural Appraisers.
-
Automotive Recyclers Association.
-
Accounting Research Association.
-
The physical body.
-
Appletalk Remote Access Protocol that provides Macintosh users direct access to information and resources at a remote AppleTalk site. a foot, to go. a constellation in the southern hemisphere near Telescopium and Norma. macaws.
-
macaw.
-
half-time
-
secondary
-
time-out
-
Pause
-
ar
-
Öge, unsur.
-
Bir toplulukta çalışan insanların her biri
Örnek:
İşimizde örnek ve kusursuz bir eleman olacağız. H. Taner
-
Kümeye ait varlıklardan her biri.
-
Bk. bölme
-
Element. component. factor. personnel. rmployee. staff member.
-
Element. staff member. employee. worker. component.
-
Component. element. staff member. part. primary matter.
-
Salon, oda, sofa vb. büyük bir yerden ayrılmış daha küçük yer
Örnek:
Gözlerimi tabağıma eğmiş bir vaziyetteyim ama, telefon bölmesini âdeta bakmadan görüyorum. R. H. Karay
-
Büyük bir yeri, alanı küçük oda veya kısımlara ayıran ince duvar veya tahta perde
Örnek:
Vagonun birine binip bölmelerden birine yerleşti. M. Ş. Esendal
-
Kalın ağaç gövdesinden odun veya tekne yapmak için ayrılan tomruk.
-
Gemilerin içinde, su baskını, yangın vb. durumlarda, ara kapılar kapandığında arızanın veya hasarın yayılmasını önlemek için kullanılan birbirlerinden ayrılmış yerler.
-
Cins kavramlarını tür, alt tür kavramlarına ayırma işi.
-
Dört işlemden biri, taksim.
-
Bölmek işi, ayırma, parçalama, taksim.
-
Bezlerin lopları arasındaki duvar, iki boşluğu ayıran duvar.
-
Meyvelerde mantar hiflerinde, mercanlarda, kalpte, burunda, dilde ve odalı kabuklarda görülen duvar. Perde, septum.
-
Akımsaklarda iki voltluk elektrik gücü taşıyan bölümlerden her biri.
-
Durak sistemli ahırlarda duraklar arasında bulunan, durakları birbirinden ayıran yapılar.
-
Dividing. divisional. division. partition. splitting. dividing wall. screen. curtain. screening. section. compartment. closet. bay. chamber. fraction. hatch. hatchway. repartition. septum.
-
Bay. compartment. division. partition. screen.
-
Compartment. partition. screen. splitting. divison. dividing wall. bulkhead. dividing. separation. sectioning. severing. cutting. fission. pitch. side. index. panel. component. parcellation. panelling. cell. stall. pane. cabin. resolution. niche. bo.
-
septum
-
cell
-
partition
-
septum
-
Septum, Scheidewand
-
Bateriezelle, Zelle
-
septum
-
Septum, séparatrice
-
élément
-
Septum: ayırma
-
septum
-
Bir kimsenin geçimini sağlamak için yaptığı sürekli iş
Örnek:
Mesleği ile ilgili olanlar bir yana bırakılırsa çok az kitabı vardı. T. Buğra
-
Uğraş.
-
Birbirine bağlı bilimsel veya felsefi düşünceler birliği.
-
Bir fikir çevresinde toplanmış çeşitli bilgiler, dizge, sistem.
-
Çığır, okul, ekol.
-
Bir kimsenin geçimini sağlamak için sürekli yaptığı; bilgi, eğitim veya yaratıcı güç gerektiren etkinlik.
-
Bk. öğreti
-
Professional. profession. career. job. trade. path. walk of life. avocation. calling. game. ism. metier. shop. vocation.
-
Professional. profession. career. job. trade. path. walk of life. avocation. calling. game. ism. metier. shop. vocation. line. occupation.
-
Career. profession. trade. line of work. business. calling. craft. line. line of business. metier. occupation. racket. vocation.
-
Profession, vocation, occupation
meslek(nedir ne demek)
-
Bir kimsenin geçimini sağlamak için yaptığı sürekli iş
Örnek:
Mesleği ile ilgili olanlar bir yana bırakılırsa çok az kitabı vardı. T. Buğra
-
Uğraş.
-
Birbirine bağlı bilimsel veya felsefi düşünceler birliği.
-
Bir fikir çevresinde toplanmış çeşitli bilgiler, dizge, sistem.
-
Çığır, okul, ekol.
-
Bir kimsenin geçimini sağlamak için sürekli yaptığı; bilgi, eğitim veya yaratıcı güç gerektiren etkinlik.
-
Bk. öğreti
-
Professional. profession. career. job. trade. path. walk of life. avocation. calling. game. ism. metier. shop. vocation.
-
Professional. profession. career. job. trade. path. walk of life. avocation. calling. game. ism. metier. shop. vocation. line. occupation.
-
Career. profession. trade. line of work. business. calling. craft. line. line of business. metier. occupation. racket. vocation.
-
Profession, vocation, occupation
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|