|
ar damarı çatlamak
-
Utanç duyulacak şeyleri hiç sıkılmadan yapar olmak.
-
To lose all sense of shame
-
Tarım alanları için 100 m² değerinde yüzey ölçü birimi.
-
Utanma, utanç duyma
Örnek:
Kınamazlar güzel sevse yiğidi / Güzel sevmek koç yiğide ar değil. Karacaoğlan
-
Argon elementinin simgesi.
-
are.
-
Shame. bashfulness. shyness. modesty.
-
Ere; before.
-
Are (100 square meters. shame. modesty. skyness. bashfulness. stigma.
-
The rate data is transferred by the user access channel The speed of the access channel determines how rapidly the end user can inject data into a frame relay network. The standard Mallinckrodt grade of analytical reagents; suitable for laboratory and general use If the reagent also meets the requirements of the American Chemical Society Committee on Analytical Reagents, it will be denoted as an AR reagent.
-
Army regulation.
-
Arabic.
-
Autoregressive AR models include past observations of the dependent variable in the forecast of future observations.
-
Relay Mode, Communications Mode of the Space Suit Communicator.
-
A secondary path for signal transmission if the primary path is unavailable.
-
Army Reserve.
-
Armor Rating To achieve a hit, you must roll over the character's AR Rolls Equal to or less than the AR, down to a 10, are considered a hit to the opponents armor, and damage is figured to the SDC All Player Characters have a natural AR of 12 Others have varying AR's.
-
Administrative Record, a required,comprehensive file of documents that forms the basis of decisions made regarding cleanup.
-
Arabic Hebr Hebrew.
-
Accounts Receivable. analytical standard of reagent purity.
-
Application Relay An NRS term which, for mail, refers to the name of another entity which the mail should be sent to. antireflective coating.
-
Agricultural RESIDENTIAL DISTRICT.
-
"argon (argon)"; havada ve volkanik gazlarda bulunan gaz benzeri kimyasal
-
Canlı varlıklarda kanın veya besleyici sıvıların dolaştığı kanal
Örnek:
Alnında ve şakaklarında şişen damarlar ağrıyordu. P. Safa
-
Mermerde, bazı taşlarda ve tahta kesitlerinde renk ayrılığı gösteren dalgalı çizgi.
-
Başka türden katmanların arasında bulunan sıvı, maden veya mineral katmanı.
-
Soy, yaradılış.
-
Huy, mizaç.
-
İçinde ongun besi suyunun dolaştığı odunsu dokudan boru.
-
Böceklerde kanat zarını dik tutmaya yarayan organ.
-
Böceklerin kanatlarında bulunan trakea sisteminin ince uzantıları.
-
İçinde kan ve lenf gibi sıvıların dolaştığı ve gelişmiş duvarları bulunan kanallar.
-
Bitki yapraklarındaki iletim sisteminin uzantıları.
-
Aynı mevsimde oluşan gözeler gurubunun, kesitlerde öbür gözelerden ayrı renkte görünüşü.
-
Bk. damar
-
İçinde kan ve lenf gibi sıvıların dolaştığı kanal, vaz, anjeyon.Dgr.: anat. vas
-
Canlı varlıklarda kan dolaşımına yarayan kana
-
Yer altında belli bir maden alanı.
-
Huy, yaradılış.
-
Tür.
-
Vascular. vein. vessel. blood vessel. grain. phlebo-.
-
Seam. vein. blood vessel. lode. character. bad temper.
-
See Dammar.
-
Streak. vein. vessel. duct. blood vessel. nerve. fault. stria. grain. deposit. run. layer. rib. cloud. course. artery. course of ore.
-
Any of various hard resins from trees of the family Dipterocarpaceae and of the genus Agathis; especially the amboyna pine.
-
Vessel, vein
-
streak
-
Nerve, string
-
Gefass, Vene
-
Faser
-
Vaisseau, veine
-
fibre
-
AğAç reçinesi, reçine, vernik ve yağlıboya yapmak için kullanılan sert reçine
-
Parçaları ayrılıp dağılmayacak biçimde yarılmak.
-
Bir yüzeyde kırışıklar, çizgiler oluşmak
Örnek:
Meşin ciltlerin çoğu kıvrılmış, bir kısmı da arkalarından çatlamıştı. A. H. Tanpınar
-
Aşırı yemekten, içmekten, yorgunluktan, ağlamaktan ölecek duruma gelmek veya ölmek.
-
Sıkıntı, sevinç, yalnızlık, heyecan, sabırsızlık, kıskançlık vb. ruhsal durumları aşırı derecede duymak
Örnek:
Neredeyse sevincinden yüreği çat deyip ortasından çatlayacaktı. Y. Kemal
-
Crack. split. craze. dehisce. burst. die of exhaustion. cleave. fracture. spring.
-
Crack. fracture. to crack. to split. to fracture. to chap. to break. to burst with impatience. to die. to go mad.
-
To crack. to split. to burst with impatience. burst. disrupt. fracture. rupture. spring.
-
chap
-
Utanma duygusu, hicap
Örnek:
O zaman, tuhaf bir utanca düşüp şaşırır, başımı önüme eğerdim. Y. K. Karaosmanoğlu
-
Shame. disgrace. deception. opprobrium. shock.
-
Guilt. shame. modesty. bashfulness. embarrassment.
-
Shame. bashful.
şey(nedir ne demek)
-
Madde, eşya, söz, olay, iş, durum vb.nin yerine kullanılan, genellikle belirsiz anlamda söylenen bir söz. Kararsızlık ifade biçimi.
Örnek:
Bana sen pek çok şey kazandırdın. R. H. Karay
-
Nesne, madde
Örnek:
Asıl zorluk belki öğrenilmesi lazım gelen şeylerin değil, unutulması gereken şeylerin çokluğundan gelir. A. Ş. Hisar
-
Kararsızlık durumunda muhtelif sorulara cevap için tercih edilen bir ifade biçimi.
-
(Günlük dilde) Herhangi bir düşünce konusunu göstermeğe yarayan belirsiz terim. (Felsefede) 1- Düşünen bilincin konusu olabilen, gerçekte var olmayıp da yalnızca düşünülmüş olan herşey. Bu anlamda: düşünce nesnesi = ens rationis. 2- Kişiye karşıt olarak: Bilinçten yoksun varlık. 3- Gerçek olan, bilincin dışında, kendi başına var olan tek nesne (ens reale). Böyle bir var olan, tek nesne olarak niteliklerin taşıyıcısı töz diye de anlaşılır. 4- Duyularla kavranabilen cisimsel nesne.
-
Bk. nesne
-
Thing. stuff. object. matter. article. affair. chose. concern. doing. doings. doodad. doohickey. lark. res. thingumabob. thingumajig. thingummy. whosit.
-
Business. object. stuff. thing. thingamajig. what-d'you-call-him/-her/-it. what's-his/-her/-its-name. thingummy. thingumabob. thingumajig. well.
-
Thing. what-do-you-call-it. article. chose. jinx. jolly. object. stuff.
-
thing
-
chose
-
Res; skolastikte: ens
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|