|
appriseapprize
-
Haber vermek, bilgi vermek
-
Paha biçmek, kıymet takdir etmek
-
Bildirmek, haber ulaştırmak.
-
Advise. declare. notify. report.
-
To let sb know. to inform (on sb. to report. to give out. advise. announce. call. declare. denounce. herald. inform. notify. peach. tell. wise up.
-
Bir olay, bir olgu üzerine edinilen bilgi, salık
Örnek:
Çırağın bir şeyden haberi yok. M. Ş. Esendal
-
İletişim veya yayın organlarıyla verilen bilgi.
-
Bilgi.
-
Yüklem.
-
Bk. yüklem
-
Günün iç ve dış olayları konusunda kamuoyunu aydınlatıcı ve oluşturucu bilgiler veren kısa metin ve bu metinle ilgili görüntü gereci.
-
news
-
News. information. knowledge. report. communication. datum. gen. griff. griffin. info. item. message. word. tidings.
-
Communication. information. message. news. notice. report. steer. tidings. word. knowledge. rumor.
-
German chemist noted for the synthetic production of ammonia from the nitrogen in air.
-
İnformation. message. news. word. aviso. broadcast. communication. dope. gen. griff. hearsay. intelligence. news item. piece of views. predicate. report. tidings. wind.
-
Nachrichten, Informationen), Tagesschau
-
İnformation(S), information(s), nouvelle(s)
vermek(nedir ne demek)
-
Üzerinde, elinde veya yakınında olan bir şeyi birisine eriştirmek, iletmek
Örnek:
Okumadığım zaman tavukların bahçesindeyim, yemlerini ben veririm. Ö. Seyfettin
-
Bırakmak veya bağışlamak
Örnek:
Hırsımdan bazılarına bedava verdim, alın götürün, diye bağırdım. H. C. Yalçın
-
Ondan bilmek, atfetmek
-
Düşünce veya bilgi anlatan şeyleri başkalarına iletmek, bildirmek
-
Döndürmek, çevirmek, yöneltmek
Örnek:
Arabanın burnunu, en tenha kahvelerden birinin önünde, rıhtıma verdiler. A. İlhan
-
Herhangi bir duruma yol açmak
Örnek:
Kendilerine iyi bir çalışma fırsatı verdim. Y. K. Karaosmanoğlu
-
Eğlenceli toplantı düzenlemek, konuk çağırıp ağırlamak.
-
Topluluk önünde sanatını göstermek, icra etmek.
-
Verilen karşılıkla bir kimseyi söylediğine veya yaptığına pişman etmek: İyi oldu ağzının payını verdiğim, artık bana karşı daha dikkatli olur. -A. Ümit.
-
Accord. allow. assign. bear. bestow. bring in. cede. come across with. confer. contribute. dedicate. deliver. deliver up. dispose of. distribute. donate. endow. extend. furnish. give. give away. give in. grant. hand. hand in. hand out. hand over. imp.
-
Administer. assign. attribute. award. bestow. cede. concede. consign. deal. devote. dispense. distribute. emit. extend. furnish. give. grant. impart. lend. pass. present. provide. supply. treat. vest. to give. to hand. to pass. to give sth away. to concede. to deliver. to give in. to hand sth in. to provide. to furnish. to dispense. to present. to yield. to bear. to afford. to apply. to bend. to donate. to bestow. to grant. to assign. to devote. to sel. to pay. to sell. to offer. to attribute. just.
-
To give sth to. to hand sth to. to bequeath / to leave sth to. to vie in marriage. to produce. to yield. to hold. to give. administer. afford. ascribe. attach. bestow. blossom. concede. confer. consign. dedicate. defray. deliv.
-
bring
-
insert
-
produce
-
adjudge
-
award
-
adduce
-
throw
-
charter
-
place
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|