|
anlamlı
-
Anlamı olan, bir şey demek isteyen, düşündürücü, manalı, manidar.
-
Meaningful. significant. expressive. eloquent. meaning. pointed. pregnant. purposeful. revealing. rich. significative.
-
Expressive. meaning. meaningful. pithy. pointed. pregnant. significant.
-
meaningful.
-
Bir kelimeden, bir sözden, bir davranış veya olgudan anlaşılan şey, bunların hatırlattığı düşünce veya nesne, mana, fehva, valör.
-
Bir önermenin, bir tasarının, bir düşüncenin veya eserin anlatmak istediği şey.
-
Sözcüklerin veya davranışların zihinde uyandırdığı izlenim.
-
Tek iplikli nükleik asidin polaritesi.
-
Meaning. sense. point. explanation. acceptation. construction. content. denotation. effect. hang. import. inference. purport. purview. significance. significancy. signification. sound. strain. tenor.
-
Construction. effect. implication. meaning. point. purport. sense. significance. sense mana.
-
Meaning. sense. connotation.
-
Sense, meaning
-
sense
-
sens
olan(nedir ne demek)
-
Olmak eyleminin şimdiki zaman ortacı.
-
[Olan] pron. one
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|