|
amonyak temelli atmosfer
-
Amonyak kullanılarak anıklanmış, bileşimlerinde yalnızca hidrojen ve azot bulunan atmosfer.
-
Azot ve hidrojen birleşimi olan, keskin kokulu bir gaz (NH3).
-
İçinde bu gazın eritilmiş bulunduğu su, nişadır ruhu.
-
Protein metabolizması sonucu oluşan azot ve hidrojen bileşimi olan keskin kokulu bileşik.
-
Amino asitlerin deaminasyonu sonucu ortaya çıkan, suda çözünen, oldukça zehirli artık ürün.
-
Başlıca amino asitlerin deaminasyonundan ve nükleik asit, aminler gibi diğer kaynaklardan oluşan suda çözünen, oldukça zehirli artık ürün, NH3.
-
Ammoniac. ammonia.
-
Ammonia. ammonia water.
-
ammonia
-
ammonia
-
Ammoniak
-
ammonia
-
Ammoniac, ammoniaque
-
Herhangi bir nitelikte temeli olan.
-
Geçici olmayan, sürekli, kalıcı, devamlı, daimî
Örnek:
Sermet Muhtar, Akşam gazetesinin temelli imzalarından biri oldu. Y. Z. Ortaç
-
Büsbütün, tamamen.
-
(te'melli) Sürekli olarak.
-
Temeli olan
-
Geçici ve eğreti olmayıp sonuna kadar sürecek olan.
-
Having a foundation. true. well-founded. permanent. permanently. fundamental. for good. for good and all.
-
Which has a foundation. permanent. old. application for life. for good.
-
Bir yapının toprak altında kalan ve yapıya dayanak olan duvar, taban vb. bölümlerinin tümü
Örnek:
Evin temelleri sökülüyor gibi sarsılıyor. H. E. Adıvar
-
Bu bölümleri yapmak için kazılan çukur.
-
En önemli, belli başlı, ana, esas, asıl, baz
-
Bir şeyin gelişimi için gereken ilk ögeler
Örnek:
Temelde sıradan bir Fransız vodviline dayanırdı oynadıkları oyun. N. Cumalı
-
1- (Genel anlamda) Bir şeyin üzerindetemellendiği, kurulduğu şey (bir evintemeli, bir kurumuntemeli vb.). 2- Tinsel nitelikte bir şeyin varsaydığı ve kendisine dayandığı ilke. (Ma tematiğintemeli, hukukuntemeli, eğitimintemeli, ahlâkıntemeli vb. Ahlâkıntemeli, bir ahlâk öğretisinde, ahlaksal doğruların kendisinden çıkarıldığı ilkedir; (ör. Epikuros'un ahlâk felsefesinde bu ilke haz'dır). 3- Bütün bir bilgiler bağlamının kendisinden çıkarılabildiği en genel ve en yalın önerme; en genel önermelerden ve en genel düşüncelerden kurulmuş bir dizge. (Ör. Tümevarımıntemeli, kendisinden biçimsel olarak olaylardan yasalara geçme hakkının çıkarılabileceği bir ilkedir.)
-
Bir şeyin gelişimi için ilk ögeler.
-
En önemli, belli başlı, ana, esas.
-
Dayanıklı.
-
Bir yapının sağlam dayanak buluncaya kadar toprak içinde aşağıya doğru uzatılan dip duvarları.
-
Basic. bread-and-butter. fundamental. primary. principal. underlying. elementary. basal. abecederian. constitutive. elemental. guiding. parent. rudimental. rudimentary. staple. working. foundation. base. basis. footing. ground. groundwork. root. back.
-
Base. basic. basis. bed. central. cornerstone. elementary. essential. footing. foundation. fundamental. ground. grounding. groundwork. keynote. leading. main. precept. primary. principal. rationale. rudimentary. rudiments. chief.
-
Basic. basis. foundation. basic principle. origin. basic fundamental. principal. chief. main. most important. footing. foot. ground work. ground. support. basement. bedding. base. bottom. essence. fabric. grounding. groundwork. leading. master. pedestal.
-
foundation
-
fondement
-
fundamentum
-
Yeri veya herhangi bir gök cismini saran gaz tabakası, gaz yuvarı.
-
Hava yuvarı.
-
İçinde yaşanılan ve etkisinde kalınan ortam, hava
Örnek:
Ben akşama kadar ruhunu sarmış olan facia atmosferinden kurtulmak isterim. B. Felek
-
Basınç birimi olarak kullanılan, 15 °C'de deniz yüzeyinde, 76 cm uzunluğunda ve tabanı 1 cm² olan cıva sütununun ağırlığı (1 kg 33 g).
-
Bk. havayuvarı
-
Bk. uçunyuvar
-
Bk. hava
-
Bkz. havayuvar.
-
Atmosphere. aura. aureola. aureole.
-
Atmosphere. ambience. atmospheric.
-
Atmosphere. ambience.
-
Yeryuvarını kuşatan çeşitli gaz ve katmanlardan oluşan örtü.
-
atmosphere
-
atmosphère
-
Yalnız olarak.
-
Tek başına
Örnek:
Ona vefasızlıkta biraz düşünceli davranmayı yararlı buluyor, yalnızca bulduklarında yeni başkana pek uysal davranıyorlardı. M. Ş. Esendal
-
Belli durumun, şartın veya işin dışına çıkmaksızın, yalnız, ancak, tek, sırf, salt, sadece.
-
exclusively.
-
Just. merely. only. by oneself. alone. on one's own.
-
Alone. by oneself. only.
hidrojen(nedir ne demek)
-
Oksijenle birleşerek suyu oluşturan, atom numarası 1, rengi, kokusu ve tadı olmayan bir gaz, müvellidülma (simgesi H).
-
Renksiz, kokusuz, tatsız, yanmaz bir gaz elementi. A. A. 1 .008, A. S. 1.
-
hydrogen.
-
hydrogene
-
hydrogène
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|