|
altında
-
Sahnenin seyirciye yakın kesimi. bk. sahne aşağısı.
-
Yüksek bir yerden geniş bir alanı görür durumda.
-
Under. down. below. beneath. underneath. down below. below smb. under. below. underneath. beneath. neath. sub.
-
Under. down. below. beneath. underneath. down below. below smb. neath. sub.
-
Under. below. beneath. hypo. underneath.
-
Below
-
Au-Dessous de
-
İzleyicilerin kolayca görebilmeleri için genellikle yerden belli bir ölçüde yüksek yapılan, oyun, müzik vb. gösteri yapmaya uygun yer.
-
Görüntü.
-
Gösteri sergilenen eğlence yeri veya tiyatro
-
Tanık olunan, gözlenen olay
Örnek:
Merdivenin başındaki paravanın arkasında garip bir sahne gördüm. A. Gündüz
-
Bir konu veya çalışma çevresi, çalışma dalı.
-
Bir oyun veya filmin başlıca bölümlerinden her biri.
-
Bir tiyatro metninde baş oyun kişisinin ya da önemli kişilerinin yönelişlerini başlatıp bitiren kesim. 2- Bir tiyatro yapısında oyuncuların oynamaları için özel olarak yapılmış ve genellikle yükseltilmiş oylum ya da alan.
-
Bk. ayrım
-
Bk. görünçlük
-
Scenic. stage. set. scene. setting. site. arena. boards.
-
Act. bandstand. boards. scene. stage. theatre. tiy.
-
Scene. stage. setting. the boards. dais.
-
Cream.
-
Scene, french scene,
-
Stage
-
Scène
-
Az bir ara ile ayrılmış olan (zaman veya yer), uzak karşıtı.
-
Küçük, önemsiz değişikliklerle birbirinden ayrılan.
-
Aralarında sıkı ilgi bulunan.
-
Benzeyen, andıran, yaklaşan
Örnek:
Beş dönüme yakın bahçesi bir ormanı andırırdı. Ö. Seyfettin
-
Erişmesi, olması zaman bakımından yaklaşmış olan
Örnek:
Elli yaşında adam, ellisine yakın kadın... S. F. Abasıyanık
-
Uzak olmayan yer.
-
Aralarında sıkı ilişki olan arkadaş, dost veya akraba
Örnek:
Türkçe konuştuğu için bana kendi yakınlarımızdan biri hissini veren yaşlı garson yanımıza geldi. Y. K. Karaosmanoğlu
-
Bk. kesinlik
-
İlgi ve iyiliklerini görmekte olduğumuz komşu ve dostlarımız, hiçbir ilgisini görmediğimiz hısımlarımızdan bize daha yakındır.
-
Bk. saÄŸlam bilgi
-
Adjacent. akin. akin to. approximate. close. close-rage. connate. connected. contiguous. convenient. familiar. handy. immediate. imminent. inseparable. intimate. near. not far. pending. proximate. within reach. by. close. close to. at hand. hard. har.
-
Akin. analogous. bosom. convenient. handy. imminent. near. parallel. pleasant.
-
Nearby. near to. close to. close-by. who is close to sb. very similar to. akin. close. round the corner. handy. hot. immediate. imminent. locally. near. neighbouring. nigh.
-
Thick
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|