|
altın yürekli
-
Bu elementten yapılmış
Örnek:
Müsteşar, pantolonunun arka cebinden altın tabakasını çıkarıp sigara veriyor. M. Ş. Esendal
-
Üstün nitelikli, değerli.
-
Atom sayısı 79, atom ağırlığı 196,9 olan, 1064 °C'de eriyen, kolay işlenen, yüksek değerli, paslanmaz element, zer (simgesi Au).
-
Altından yapılmış sikke.
-
Doğada az bulunması dolayısıyla para olarak kullanılan ya da devletlerce para karşılığında saklanan değerli maden.
-
Parlak sarı renkte, kolay işlenen, değerli paslanmaz maden.
-
Mec. Değerli, nitelikli, eşi bulunmaz.
-
Sarı renkli, yumuşak, dövülgen ve esnek bir soy metal. A. A. 197.2; A. S. 79.
-
Gold. golden. gold.
-
Gold. golden. prospector. gold coin.
-
Gold. metallic currency. golden. m f money. noble metal. world money. nonmonetary investments. piece of gold. yellow metal.
-
gold
-
or
-
Bir şeyin yere bakan yanı, zir, üst karşıtı
Örnek:
Pantolonlarımızı şiltelerimizin altına seriyoruz, onlar bütün hafta orada ütüleniyor. Z. O. Saba
-
Bir nesnenin tabanı
Örnek:
Ayağındaki altları nalçalı koca bahçıvan kunduraları ile ona yetişmesi imkânsızdı. O. C. Kaygılı
-
Oturulurken uyluk kemiklerinin yere gelen bölümü.
-
Bir şeyin yere yakın bölümü.
-
Kelimesi ... altında biçiminde kullanıldığında "bir şeyin etkisinde" anlamını verir
Örnek:
Çoluk çocuk akşama kadar güneşin altında anaforculuğun cezasını çektiler. A. Gündüz
-
Yanan ocağın alevi
Örnek:
Fokurdamaya başlayan çaydanlığın altını kapadı. H. Taner
-
Sınıflamalarda ikinci derecede olan.
-
Birkaç şeyden aşağıda olan
Örnek:
Yeleğinin alt düğmesi iliklenmemiş. H. Taner
-
Alt kelimesi ... altında biçiminde kullanıldığında "bir şeyin etkisinde" anlamını verir
-
Alanin transaminaz.
-
Under. inferior. lower. nether. infra. subaltern. subordinate. lower. buttom. underneath. underside. base. lower part. bottom. infra-. sub-.
-
Bottom. foot. humble. inferior. lower. nether. subordinate. underneath. underside.
-
The higher part of the scale.
-
See Alto.
-
Bottom. child. buttocks. rump. the lower part. inferior. nether. sub. subaltern. subordinate.
-
Alt is the name of a modifier bit which a keyboard input character may have To make a character Alt, type it while holding down the ALT key Such characters are given names that start with Alt- See section Keyboard Input.
-
Alt is the name of a modifier bit which a keyboard input character may have To make a character Alt, type it while holding down the ALT key Such characters are given names that start with Alt- See section Alt.
-
Alt is the name of a modifier bit which a keyboard input character may have To make a character Alt, type it while holding down the ALT key Such characters are given names that start with Alt- See section Kinds of User Input. alternate. the Alternative key on a keyboard.
-
Refers to a key on the two ends of the spacebar on the keyboard ALT keys are used for keyboard short cuts.
-
Alanine aminotransferase - a protein which, when found in elevated quantities, generally indiciates liver damage Genotype: Different genotypes of the one virus are similar enough to be regarded as the same type but have some minor differences in their RNA composition These differences may mean the virus reacts differently to our immune response or to drug treatments and natural therapies.
-
Altitude or Altimeter or Alternate.
-
Alternative Service Providers.
-
Type of newsgroup that discusses alternative-type topics The alt groups are not official newsgroups, but lots of people read them anyway.
-
Automated Loop Test System The operations system that provides a single comprehensive automated test system for testing international customer POTS lines.
-
The [ALT] key on the keyboard is used in conjunction with other keys and mouse actions to perform various commands and functions.
-
The ALTernate key on the keyboard, used to access alternate characters or modify mouse actions You can move a polygon after selecting it, for example, by holding down the Left Mouse Button and the ALT key simultaneously.
-
Alt is the name of a modifier bit which a keyboard input character may have To make a character Alt, type it while holding down the ALT key Such characters are given names that start with Alt- See section Kinds of User Input.
-
Alternative Text, displayed in place of an image during download and by none graphical browsers to decribe the image This is a required attribute for all images.
-
Alt is the name of a modifier bit which a keyboard input character may have To make a character Alt, type it while holding down the ALT key Such characters are given names that start with Alt- See User Input.
-
Alt is the name of a modifier bit which a keyboard input character may have To make a character Alt, type it while holding down the ALT key Such characters are given names that start with Alt- Alt.
-
Alanine aminotransferase, a protein which, when found in the blood in elevated quantities, generally indicates liver dysfunction.
-
Alternate.
-
An alternative label Used in an HTML tag for the benefit of people using nongraphical browsers, or for people using a browser with graphics turned off.
-
A special key on most computer keyboards that allows users to access alternate features and keyboard 'hotkeys' Alt is almost always used in conjunction with another key, such as 'F4' or 'Ctrl'.
-
Alt stands for Alternative, one of the categories of Usenet newsgroups.
-
Alanine aminotransferase - a liver enzyme The ALT test determines the level of this enzyme in the blood Blood donors who show a high level of ALT may be at increased risk of transmitting Hepatitis.
-
A USENET category used for newsgroups on alternative topics. angular distance above the horizon.
-
Ancient , anciently , antiquarian , auld , old , oldly.
-
Alanine transaminase
-
Alt, en ince ses portesinin üstünde bulunan nota veya ses (Müzik)
-
Tehlikeyi korkusuzca karşılayan, hiçbir şeyden korkusu olmayan, gözü pek, babayiğit, koçak, cesaretli, cesur, cüretkâr
Örnek:
Fakat onlar da aralarında hiçbir delikanlıyı ona eş olabilecek kadar yürekli bulmuyorlardı. H. E. Adıvar
-
Kostak, çalımlı, iyi giyinmiş, güzel, yakışıklı.
-
Kendini beğenen, onurlu.
-
Yiğit, kabadayı,
-
Audacious. brave. courageous. great-hearted. hardy. plucky. red-blooded. valiant. valorous. hearted.
-
Audacious. bold. chivalrous. courageous. fearless. gallant. stouthearted. valiant. brave. plucky.
-
Courageous. gallant. gutsy. plucky. stout hearted. valiant.
-
Kalp.
-
Bir kimsenin ruhsal yönü, gönül
-
Kupa (I).
-
Herhangi bir şeyden çekinmeme, korkmama, yüreklilik, korkusuzluk, cesaret.
-
Acıma duygusu
Örnek:
Ona merhume demek bile yürek parçalayıcı bir şeydir. R. N. Güntekin
-
Mide, karın, iç
Örnek:
Ayşe Hanım, kahveciden limon şekeri almış, yürek ferahlatır diye uzatıyor. S. M. Alus
-
Ritmik kasılmalarıyla kanın dolaşımını sağlayan ve devam ettiren, değişik sayıda odacıklara ayrılmış ya da tüp biçiminde, kaslı bir organ. Kalp.
-
Bk. kalp.
-
Audacity. breast. heart. ticker.
-
Heart. spirit. ticker. courage. boldness. ticker kalp. guts cesaret. stomach mide. karın. iç.
-
Breast. heart.
-
heart
-
coeur
-
Göğüs boşluğunda, iki akciğer arasında, vücudun her yanından gelen kanı akciğerlere ve oradan gelen temiz kanı da vücuda dağıtan organ, yürek
Örnek:
Bak ellerim nasıl titriyor, bak alnım nasıl yanıyor, bak kalbime nasıl çarpıyor. Y. K. Karaosmanoğlu
-
Kalp hastalığı.
-
Sevgi, gönül.
-
Bir ülkenin, bir kuruluşun işleyiş, yönetim ve varlığını sürdürme bakımından en önde gelen yeri.
-
Duygu, his
-
Bir durumdan başka bir duruma çevirme, dönüştürme.
-
Düzme, sahte, geçmez (para).
-
İşe yaramaz, tembel.
-
Yalancı, kendine güvenilmeyen
-
Bk. yürek
-
Tüm kan dolaşımını ritmik kasılmalarıyla sağlayan, konik biçimli kassel organ, yürek, kor.
-
False. base. bogus. counterfeit. forged. mock. phoney. phony. queer. spurious.
-
False. base. bogus. counterfeit. forged. mock. phoney. phony. queer. spurious. heart. ticker.
-
Centre. innermost part. forged. spurious. counterfeit. fake. false. heart. ticker.
-
cardiac
-
cor
-
İyi niyet sahibi.
-
Paved with good intentions. well intentioned. well meant.
-
İstenilen, beğenilen nitelikleri taşıyan, beğenilecek biçimde olan, kötü karşıtı
Örnek:
Bir aralık iyi fal bildiğimi haremde duyurdum. F. R. Atay
-
Bol, yararlı, kazançlı.
-
Çok.
-
Uğurlu, hayırlı, iyilik getiren.
-
Esen, sağlıklı.
-
Yerinde, uygun.
-
Yeterli, yetecek miktarda olan
Örnek:
Annemin simasını şimdi iyi hatırlayamıyorum. Y. K. Beyatlı
-
Öğrencinin değerlendirilmesinde kullanılan orta ile pekiyi arasındaki not.
-
1- (Geniş anlamında) a. İşe yarar, ereğine, özüne uygun, doğru yapılmış; doğasına uygun. b. İstenmeğe değer olan. c. Değere yönelmiş, değere ilişkin, değerle belirlenmiş, değerli. 2- Ahlâkın ve ahlâk felsefesinin temel kavramı: Ahlaksal değer; ahlaksal olanın olumlu ana niteliğini gösteren özel kavram; ahlâkça değerli olan (karşıt kavramı: kötü). Ahlâk felsefesinde şu anlamlarda kullanılır: a. (Skolastikte) Tanrı'nın istemiş olduğu dünyadaki varlık düzeni ile uyum. b. (Kant'ta) İstencin, içerik bakımından değil de, yalnızca ahlâk yasasınca belirlenmiş olan biçimsel niteliği. 3- Somut kişi ya da edim değeri. // İyi, değerler düzeninde yüksek değerleri seçmede ortaya çıkar. Buna karşılık kötü, aşağı değerlerin yeğ tutulmasında kendini gösterir. Ayrıca: "Yararlı olaniyidir." (yararcılık) ya da "Haz vereniyidir." (hazcılık) görüşleri.
-
Good. fine. fair. well. all right. alright. great. okay. ok. sound. agreeable. comfortable. decent. well enough. gratifying. happy. just. kind. o.k. well. fine. decently.
-
Bonny. decent. fine. good. goodish. likely. nice. okay. passable. pretty. right. salubrious. well. suitable. fair. all right!. ok!.
-
Good. well. plentiful. abundant. in good health. bonny. decent. fine. okay. pretty. right.
-
good
-
bien
-
bonus
iy(nedir ne demek)
-
[iğdemir -2]: Su değirmenlerinde üst taşı döndüren demir. (Köprü *Şarkikaraağaç -Isparta) [iğdemir -2] : (Kandilli *Bozüyük -Bilecik)
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|