Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > almaç dizgesi nedir, almaç dizgesi ne demek, almaç dizgesiin anlamı (almaç dizgesi nnd)

almaç dizgesi nedir

Türkçe'yi seviyoruz ve birçok dil aracı geliştirerek destekliyoruz.






almaç dizgesi

  1. Canlının kendi gövdesi ya da çevresinde baş gösteren değişmeleri alıp beyine ulaştıran dizge.

almaç (nedir ne demek)

  1. Bk. Televizyon
  2. Bir elektrik akımını alıp başka bir kuvvete çeviren cihaz, alıcı, reseptör.
  3. Bir kaynaktan gelen elektromıknatıs dalgaları ses ya da resme çeviren aygıtların genel adı.
  4. Televizyon alıcısının aktardığı resim ile sesin, elektromıknatıs dalgalara dönüştürülüp yayınlanmasından sonra, bunları dalgalık yardımıyla toplayarak resim ve sese çevirebilen aygıt.
  5. 1. Hücrelerde, belirli bir büyük molekülün özel bir kısmını oluşturan, etkin endojen madde ve onlara yapıca benzerliği olan ilaç moleküllerini seçici bir biçimde yüksek çekicilik göstererek bağlayan ve etkinin başlamasına aracılık eden birim, reseptör. 2. Virüsün ligant yapılarıyla ilişkiye geçen hücre zarı üzerindeki yapılar. 3. Alan, kabul eden.
  6. (en) receiver,
  7. (en) Radio receiver, radio, receiver, wireless set,
  8. (en) Receiver, television (receiver), (ABD) television set, set
  9. (en) receptor
  10. (al) Empfänger, Empfangsgerät,
  11. (al) Radioempfänger, Radioapparat, Rcdioge« rät,
  12. (al) Radioempfänger, Radioapparat, Radiogerät, Empfänger, Empfangsgerät, Runo-funkempfänger,
  13. (al) Fernsehempfänger, Fernsehgerät
  14. (fr) récepteur,
  15. (fr) Poste de radio, poste récepteur, récepteur radio (de radiodiffusion), récepteur,
  16. (fr) Récepteur (de télévision), téléviseur

televizyon (nedir ne demek)

  1. Vericiden iletilen dalgaların görüntü ve ses olarak görünmesini ve duyulmasını sağlayan aygıt, televizyon alıcısı.
  2. Elektromanyetik dalgaları canlı resim haline getiren ve eğitim alanında kendisinden etkili biçimde yararlanılan araç.
  3. (en) T.V. television. tv. boob tube. box. gogglebox. telly. the tube.
  4. (en) Tele. television. telly. the box.
  5. (en) Television. above- the-line-advertising. advertising medium. communication media. console. gross rating point. high- involvement product. telly. theme advertising. tube.
  6. (en) television

dizge (nedir ne demek)

  1. Bir bütün oluşturacak biçimde birbirine bağlı ögelerin bütünü, manzume, sistem.
  2. Bir ilkeye veya dünya görüşüne göre düzenlenmiş düşünceler, bilgiler, öğretiler bütünü, manzume, sistem.
  3. Bir bütünü oluşturacak biçimde karşılıklı olarak birbirine bağlı öğelerin tümü.
  4. (en) System sistem.
  5. (en) system.
  6. (en) system
  7. (al) System
  8. (fr) système

canlı (nedir ne demek)

  1. Canı olan, diri, yaşayan
    Örnek: Bütün canlıların kendilerini yarı baygın, uykulu, hareketsiz bir tembelliğe bıraktıkları saatler başlamıştı. N. Cumalı
  2. Güçlü, etkili, hareketli, hayat dolu
    Örnek: Recep çok canlı bir adamdı. S. F. Abasıyanık
  3. Yaşayıp yer değiştirebilen yaratık, hayvan.
  4. yayın.
  5. Canlı yayın.
  6. (en) Alive. live. living. animate. active. lively. fresh. full of life. snappy. glowing. breezy. spirited. vivacious. humming. in the flesh. animated. beany. bright. brisk. bustling. colorful. colourful. corky. crisp. crispy. dashing. dewy. driving. exhil.
  7. (en) Active. alive. animate. bouncy. breezy. bright. brisk. colourful. dashing. frisky. gay. jaunty. keen. live. lively. living. lusty. picturesque. prismatic. racy. rich. skittish. snappy. spirited. sporty. sprightly. spry. swinging. thing. vibrant. vital. vivacious. vivid. walking.
  8. (en) Live. alive. animated. brisk. fresh. lively. living. animate. living creature. active. vigorous. strong. moving. quick. dynamic. mobile. kinetic. alert. breezy. chippy. coloured. colourful. dapper. dashing. dramatic. eager. frisky. graphic. in high spirit.
  9. (en) Rich, saturated

kendi(nedir ne demek)

  1. İyelik ekleri alarak kişilerin öz varlığını anlatmaya yarayan dönüşlülük zamiri, zat
    Örnek: Kendi ülkemizde kendimizi yok edeceklerdi. R. E. Ünaydın
  2. Kişiler üzerinde direnilerek durulduğunu anlatan bir söz.
  3. Bir işte başkalarının etkisi bulunmadığını belirten bir söz
  4. "Kendisi, kendileri" biçiminde bazen saygı duygusuyla veya söz konusu olanları amaçlayarak o ve onlar yerine kullanılan bir söz.
  5. (en) Of one's own. self. auto-. self. own. self. respective. herself. him. himself. its. itself. oneself.
  6. (en) He. itself. own. personally. respective. self. several. in person.
  7. (en) Own. self. oneself. in person. ego. his. itself. number one.

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Sözlük