Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > allah rahmet eylesin nedir, allah rahmet eylesin ne demek (allah rahmet eylesin nnd)

allah rahmet eylesin nedir, allah rahmet eylesin ne demek?

allah rahmet eylesin

  1. (en) God rest his soul.

allah   US UK (nedir ne demek)

  1. Kâinatta var olan her şeyi yaratan, koruyucusu olan, tek, yüce ve üstün varlık.
  2. Yaradan, Tanrı, Rab, Mevla.
  3. Bk. tanrı
  4. (en) The Islamic name for God.
  5. (en) The name of the Supreme Being, in use among the Arabs and the Mohammedans generally.
  6. (en) Muslim name for the one and only God.
  7. (en) This is an Arabic word which means 'the One True God' Muslims in the West use Allah and God interchangeably.
  8. (en) The one, supreme, and only God, the creator of the world and the universe The term 'Allah' is used by Muslims and many Arabic-speaking Christians alike to refer to the God of Abraham, Isaac, and Jacob whom adherents of Christianity, Islam, and Judaism worship Many Muslims use the name 'Allah' interchangeably with the name 'God ' We do recognize, however, that there are some differences in the personalities attributed to 'Allah' in the Qur'an, and 'God' in the Bible.
  9. (en) The Arabic word for god.
  10. (en) Allah is the Arabic word for God For Muslims, the word signifies the one true God Arabic-speaking Christians and Jews also often use the word Allah, with the exact meaning of God Muslims do not believe that Jesus is God; instead they respect him and follow his teachings in his capacity as one of God's many messengers to his people.
  11. (en) Arabic for God It derives from Ilah: God, but has the distinct notion that Allah is the true God, etymologically formed by the use of 'Al,' the Arabic definite article and 'Ilah;' and then combined into 'Allah.
  12. (en) The Muslim name for God used in the Holy Qur'an Allah [CE] is equivalent to the monotheistic God of the Hebrew scriptures and the pre-trinitarian God of Christianity.
  13. (en) The One Creator is known in Arabic and in Islam as Allah He is also known in other monotheistic religions as the Lord, God and Jehovah.
  14. (en) Allah is the Arabic name for the only creator of all existents.
  15. (en) The One True God, Creator of the Universe, and the only God to be worshipped Muslims believe that Allah is the same God worshipped by the Judeo-Christian prophets.
  16. (en) The Arabic name for God.
  17. (en) Arabic name for 'the God'.
  18. (en) Muslim name of God.
  19. (en) Arabic, Proper name of God.
  20. (en) God; the Greatest Name of God Literally 'The God' Allah designates the Source from which all things seen and unseen emanate and return The name encompasses all the Divine Names such as al-Awwal , al-Akhir , al-Zahir , al-Batin.
  21. (en) Is the proper name of God.
  22. (en) Derives from the word 'Ilah' which means 'the One deserving of all worship' All of Allah's creations have been ordained to call him by this name.
  23. (en) Allah.
  24. (en) Lord.
  25. (en) The creator.
  26. (en) The almighty.
  27. (en) The infinite.
  28. (en) King of kings.
  29. (en) The supreme.
  30. (en) The eternal.
  31. (en) The godhead.
  32. (en) The providence.
  33. (en) Heaven.
  34. (en) Father.
  35. (en) Godhead.
  36. (en) Arabic for GOD: if from earlier Semitic languages perhaps the God Before the birth of Muhammad, ALLah was known as a supreme, but not the sole, God Muhammad became aware, early in his life, of conflict between religions and of contest, therefore, between 'gods' From his experience in the cave of Mount Hira' Muhammad saw that if God is God, it is God that God must be: there cannot be division of God into separate or competing beings.
  37. (en) Allah' is the Arabic word for 'God'; it's not God's name.
  38. (en) Supreme God in strictly monotheistic Islam.
  39. (en) God,' in Arabic.
  40. Allah

tanrı (nedir ne demek)

  1. Çok tanrıcılıkta var olduğuna inanılan insanüstü varlıklardan her biri, ilah.
  2. Allah.
  3. Dinsel inançta: Doğüstü ve olağanüstü nitelikleri, güçleri olan yetkin bir öz olarak en yüksek varlık.Tanrı konusunda üç temel anlayış vardır: 1-Tanrılar ya daTanrısal güçler çokluğu kabul edilir: çoktanrıcılık = politeizm. 2- Bir tekTanrısal olan vardır, bu da evren ile aynı şeydir: tümtanrıcılık = panteizm (her şeyTanrı);Tanrısal olan evrenden daha fazla bir şeydir, evreni kuşatır: Pananteizm = herşeyTanrı'da. 3- Tektanrıcılık = Monoteizm. YaratıcıTanrı. Evrenin nedeni, başlatıcısı olarakTanrı.Tanrı yalnızca evrenin nedeni, başlatıcısı olarak anlaşılıp da, her zaman etkileyen birTanrı söz konusu değilse, buna yaratancılık (deizm) denir. Bütün bu anlayışların karşısında:Tanrıtanımazlık= ateizm vardır. Felsefedeki veTanrıbilimdekiTanrı anlayışları arasındaki temel ayrılıklarTanrı'ya giden yolun nerede olduğu ya da nerede aranması gerektiği sorusundan doğar. (Her zaman kesin ayrılıklar görülmeyebilir de.) a.Tanrı'ya giden yol spekülatif düşünme aracılığı ile dünya üzerinden geçebilir;Tanrı ilk neden, son erek, en yüksek, en yetkin varlık, öncesiz-sonrasız anlam temeli, koşulsuz ve saltık olan diye anlaşılır, b. Eleştirel düşüncenin yardımıyle bakılacak olursa:Tanrı sınır olandır, idealist açıdan ide'dir, gerçekçi açıdan ise bütünüyle başka olandır, bundan dolayı -> aşkın olandır, c.Tanrı, gizemsel yaşantıda, ruhun arınmış içtenliğinde bulunur. Bu yaşantıda ruh veTanrı karşıtlığı aşılarak ortadan kaldırılır, d.Tanrı'ya götüren bir yol da somut açınlamadır (vahiy). BuradaTanrı, evrensel ya da tarihsel ve kişisel bir biçimde (ya da aynı zamanda her iki biçimde) yaratıcı, temellendirilemez bir her şeye gücü yeten olarak, ama aynı zamanda insanın karşısında koşulsuz bir "Sen" olarak bulunmaktadır. Açınlama dinleri: Hıristiyanlık (buradaTanrı, İsa'nın kişiliğinde insan biçiminde görünür), Müslümanlık (Tanrı, elçisi olan Muhammet'e Kur'an'ı indirmiştir.) Tanrı kanıtları: Felsefede en önemlileri: 1- Varlıkbilimsel (ontolojik) kanıt: Bu kanıttaTanrı kavramındanTanrı'nın varlığı çıkarılır:Tanrı, kavramı gereği en yetkin varlıktır; var olmasaydı, en yetkin varlık olmaktan çıkacaktı, çünkü varlık yüklemi olmayacaktı; öyleyse,Tanrı'nın en yetkin varlık olarak, varlığının da olması gerekir. 2- Evrenbilimsel (kosmolojik) kanıt: Bunun çeşitli düzenlemelerine rastlanır. Bu kanıt, dünyanın deviniminden bir ilk kımıldatıcı, nedenler zincirinden bir ilk neden, dünyadaki şeylerin değişkenliği, koşulluluğu ve rastlantısallığından dünyanın ilk nedeni olan, değişmez, koşulsuz, zorunlu bir varlığın bulunduğu sonucunu çıkarır. 3- Ereksel (teleolojik) kanıt: Burada dünyadaki ereklilik ve düzenden, bu erek ve düzenleri koyan bir us varlığı olduğu sonucu çıkarılır. 4- Ahlaksal kanıt: İçimizdeki ahlâk yasasının varlığı olgusundan ve dünyadaki ahlâk düzeninden, bunların nedeni olan yüksek bir istencin varlığı çıkarılır.
  4. (en) The creator.
  5. (en) Deity.
  6. (en) The deity.
  7. (en) Divinity.
  8. (en) Father.
  9. (en) The almighty.
  10. (en) Godhead.
  11. (en) Supreme being.
  12. (en) Lord.
  13. (en) Creator.
  14. (en) God.
  15. (en) The divinity.
  16. (en) The eternal.
  17. (en) The godhead.
  18. (en) Heaven.
  19. (en) The i infinite.
  20. (en) The providence.
  21. (fr) Dieu
  22. (la) Deus

rahmet (nedir ne demek)

  1. Birinin suçunu bağışlama, yarlıgama, merhamet etme.
  2. Yağmur
    Örnek: Kubbedeki açıktan rahmet yağar, güneş vurur. A. H. Tanpınar
  3. Acıma, esirgeme, koruma, yargılama.
  4. (en) God's compassion.
  5. (en) Rain.
  6. (en) Mercy.
  7. (en) God's mercy and grace.
  8. (en) God's mercy.
  9. (en) Grace.

god   US UK (nedir ne demek)

  1. Genetik olarak değiştirilmiş gıdalar.
  2. (en) Genetically modified foods.
  3. İlah, put
  4. İlâh, mabut
  5. Put, sanem
  6. Allah, Tann, Cenabı Hak
  7. İlah mertebesine çıkarılmış kimse veya şey
  8. Büyük kudret sahibi kimse

rest   US UK (nedir ne demek)

  1. Pokerde, bir oyuncunun önündeki paranın tümü.
  2. Karşı çıkış.
  3. (en) To arrest.
  4. (en) State of quiet or repose; a cessation from motion or labor; tranquillity; as, rest from mental exertion; rest of body or mind.
  5. (en) Hence, freedom from everything which wearies or disturbs; peace; security.
  6. (en) Sleep; slumber; hence, poetically, death.
  7. (en) That on which anything rests or leans for support; as, a rest in a lathe, for supporting the cutting tool or steadying the work.
  8. (en) Projection from the right side of the cuirass, serving to support the lance.
  9. (en) Place where one may rest, either temporarily, as in an inn, or permanently, as, in an abode.
  10. (en) The striking of a balance at regular intervals in a running account.
  11. (en) Set or game at tennis.
  12. (en) Silence in music or in one of its parts; the name of the character that stands for such silence.
  13. (en) They are named as notes are, whole, half, quarter,etc.
  14. (en) To cease from action or motion, especially from action which has caused weariness; to desist from labor or exertion.
  15. (en) To be free from whanever wearies or disturbs; to be quiet or still.
  16. (en) To lie; to repose; to recline; to lan; as, to rest on a couch.
  17. (en) To stand firm; to be fixed; to be supported; as, a column rests on its pedestal.
  18. (en) To sleep; to slumber; hence, poetically, to be dead.
  19. (en) To lean in confidence; to trust; to rely; to repose without anxiety; as, to rest on a man's promise.
  20. (en) To be satisfied; to acquiesce.
  21. (en) To lay or place at rest; to quiet.
  22. (en) To place, as on a support; to cause to lean.
  23. (en) That which is left, or which remains after the separation of a part, either in fact or in contemplation; remainder; residue.
  24. (en) Those not included in a proposition or description; the remainder; others.
  25. (en) To be left; to remain; to continue to be.
  26. (en) Freedom from activity ; 'took his repose by the swimming pool' a support on which things can be put; 'the gun was steadied on a special rest' a musical notation indicating a silence of a specified duration euphemisms for death ; 'she was laid to rest beside her husband'; 'they had to put their family pet to sleep' a state of inaction; 'a body will continue in a state of rest until acted upon' be at rest take a short break from one's activities in order to relax give a rest to; 'He rested his bad leg'; 'Rest the dogs for a moment' not move; be in a resting position put something in a resting position, as for support or steadying; 'Rest your head on my shoulder' be inactive, refrain from acting; 'The committee is resting over the summer' be inherent or innate in;.
  27. (en) Something left after other parts have been taken away; 'there was no remainder'; 'he threw away the rest'; 'he took what he wanted and I got the balance'.
  28. (en) Freedom from activity ; 'took his repose by the swimming pool'.
  29. (en) Pause for relaxation; 'people actually accomplish more when they take time for short rests'.
  30. (en) State of inaction; 'a body will continue in a state of rest until acted upon'.
  31. (en) Euphemisms for death ; 'she was laid to rest beside her husband'; 'they had to put their family pet to sleep'.
  32. (en) Support on which things can be put; 'the gun was steadied on a special rest'.
  33. (en) Musical notation indicating a silence of a specified duration.
  34. (en) All the money one has left to stake.
  35. (en) Party is said to 'rest' or 'rest its case' when it has presented all the evidence it intends to offer.
  36. (en) 1) A rhythmic silence in music 2) A character representing such a silence 3) a brief pause in reading.
  37. (en) The local address portion of an Internet Address.
  38. (en) Party is said to 'rest' or 'rest his case' when he has presented all the evidence he intends to offer.
  39. (en) Party is said to 'rest' or 'rests a case' when he/she has presented all the evidence he/she intends to offer.
  40. (en) In music, a rhythmic silence Examples: a 2-beat rest, a quarter-note rest.
  41. (en) Musical sign indicating silence - either for one or more players, or for the entire ensemble.
  42. (en) The state of an object when it is not changing position in relation to its immediate surroundings.
  43. (en) Party is said to rest or rest its case when it has presented all the evidence it intends to offer.
  44. (en) Contradictory word here as it does nothing but increase your tension Interest rates are quotes on a daily rest, monthly rest or annual rest basis The annual rest quote implies that the company gives you the credit for the monthly principal repayments only at the end of each year Such loans are therefore more expensive than a monthly/daily rest loan The shorter the tenure of the loan, the greater the effective interest rate difference will be.
  45. (en) Symbol used to denote silence.
  46. (en) Party is said to 'rest' or 'rest the case' when he has presented all the evidence he intends to offer.
  47. (en) The number, fraction, or percentage that remain -- 'A board with 144 squares has 72 red squares, and the rest are black.
  48. (en) Holding the mash at a specific temperature to induce certain enzymatic reactions.
  49. (en) Contraction of residue- thus, resid', resit, res't.
  50. (en) The absence of movement of an object in relation to its surroundings.
  51. (en) Rest, quiet [OE reste].
  52. (en) Pause in playing.
  53. (en) In bread-making, to let the dough sit a few minutes before kneading more.
  54. (en) The timed unit of silence The five most common rests values are whole rests, half rests, quarter rests, eighth rests, and sixteenth rests The length of rests is based upon ratios Whole rests last twice as long as half rests, which last twice as long as quarter rests, which last twice as long as eighth rests, which last twice as long as sixteenth rests Rhythmic Values.
  55. (en) Symbol that indicates silence for a specified time in musical beats [Rhythm Notation].
  56. (en) Space in the music in which no notes are heard The beat continues even though no notes are sounding at that particular moment.
  57. (en) Carryover , leftover , relic , remain , remainder , remnant , residue , rest , tail.
  58. (en) Not move; be in a resting position.
  59. (en) Take a short break from one's activities in order to relax.
  60. (en) Give a rest to; 'He rested his bad leg'; 'Rest the dogs for a moment'.
  61. (en) Have a place in relation to something else; 'The fate of Bosnia lies in the hands of the West'; 'The responsibility rests with the Allies'.
  62. (en) Be at rest.
  63. (en) Stay the same; remain in a certain state; 'The dress remained wet after repeated attempts to dry it'; 'rest assured'; 'stay alone'; 'He remained unmoved by her tears'; 'The bad weather continued for another week'.
  64. (en) Be inherent or innate in;.
  65. (en) Put something in a resting position, as for support or steadying; 'Rest your head on my shoulder'.
  66. (en) Sit, as on a branch; 'The birds perched high in the treee'.
  67. (en) Rest on or as if on a pillow; 'pillow your head'.
  68. (en) Be inactive, refrain from acting; 'The committee is resting over the summer'.
  69. The (ile) kalan miktar, kalanlar, geri kalan kısım
  70. Dinlenmek, nefes almak: rahat etmek, istirahat etmek
  71. Yatmak, oturmak
  72. Uyumak
  73. Ölmek
  74. Dayanmak, dayalı olmak
  75. Huk
  76. Rahat, istirahat, dinlenme, yatma
  77. Oturma
  78. Sükun, hareketsizlik
  79. Uyku
  80. Asayiş, ruh sukunu
  81. Durak, dinlenme yeri
  82. Ölum
  83. Müz
  84. Dinlenmek, mola vermek, uyumak, istirahat etmek, uzanmak, yatmak, ebedi istirahatte olmak, dayanmak, yaslanmak, durmak, dinlendirmek, dikmek (bakış), dayamak, koymak, çıkarmak, gömülü olmak, olmaya devam etmek, aynen kalmak

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
0.016