|
all
-
(s). bütün, hep; her. all clear tehlike geçti işareti. all fours dört ayak. all hands (den). herkes. all his life butun ömrünce, hayatı boyunca. all-inclusive (s). herşey dahil. all night bütün gece. all the others ötekilerin hepsi, diğerleri. all the same ne olursa olsun. for all ı know bana kalırsa. for all the world ne pahasına olursa olsun, dünyada, tıpkı, aynen.I am all in.Bitkin bir haldeyim. with all speed bütün hızı ile. (Not; Harf-i tarif veya iyelik veyahut da işaret zamiri all ile kullanıldığında all ile isim arasına konulur; all the rest, all his life, all these days.)
-
(i). herkes, her şey. All went well. Her şey yolunda gitti.above all bilhassa, özellikle, her şeyden fazla. after all nihayet, velhasıl. All aboardl Herkes gemiye ! all in all her şeyi hesaba katarak. at all hiç. in all hepsi, tamamı, yekunu.once for all ilk ve son defa olarak.
-
(z). tamamen, bütün bütün. all along her zaman; daima. all at once hep birden. all but az daha; (-den) başka. all-embracing (s). her şeyi saran. all-fired (s), ABD, argo aşırı. All Fool-s Day (ing) 1 Nisan günü. all -important (s). çok mihim._all in çor yorgun, bitkin. all of (-den) az olmayan. all of a sudden birdenbire,aniolarak. all out elinden geleni yapma. all over tamamen: bitmiş; tekrar, baştan. all-purpose (s). her işe yarar. all right pek iyi; şöyle böyle.All right. Peki. all-round (s). çok meziyeti olan, çok cepheli. All Saints' Day (ing). bütün ölmüş azizlerin yortusu, 1 kasım. all the better daha iyi. all the same hepsi bir. all there aklı başında. all told yekun olarak. It's all up. Her şey bitti. all too soon pek erken, zamansız. not all there (k). dili kaçık, deli. beat all hollow (k). dili tamamen yenmek, mehvetmek (oyunda).
-
I. herkes, her şey, hepsi
-
Eksiksiz, tam
Örnek:
Güller bütün güller bu sabah / Bir ağızdan şarkı söyler gibi açıyor her bahçede. N. Cumalı
-
Çok sayıdaki varlık ve nesnelerin hepsi
Örnek:
Bütün civar köylerde onu sevmeyen yoktu. Y. K. Karaosmanoğlu
-
Bozuk olmayan (para).
-
Parçalanmamış.
-
Birlik, tamlık
Örnek:
Şiirde bir bütünün lüzumuna inananlar bile mısralar arasında birtakım aralıklar kabul eder. O. V. Kanık
-
Tümel niceleyicinin Türkçe'deki bir karşılığı.
-
Eksiksiz, tüm.
-
Whole. entire. complete. total. all. every. solid. undivided. gross. all-out. aggregate. clear. continuum. out-and-out. round. sheer. unbroken. utter. one and only. the whole. the total. entire. gross. totality. complement. holo-. omni-. pan-. all ov.
-
Aggregate. all. entire. entirety. grand. intact. total. whole.
-
Whole.
-
Hiçbiri dışta tutulmamak veya eksik olmamak üzere, bütün, tüm olarak.
-
Sürekli olarak, her zaman, daima.
-
All. always. all the time. every time. evermore. routinely. ever. all. wholly. omni-.
-
Always. ever. forever. throughout. all. wholly. entirely.
-
See Hip, the fruit of the dog-rose. informed about the latest trends.
-
All. the whole. always. invariably. ever.
-
High Energy Physics. acronym standing for High Energy Physics It's the real reason we're all here.
-
Habitat Evaluation Procedure.
-
Higher Education Publications, Inc. high-explosive plastic. informed about the latest trends.
-
(s)., argo açıkgöz, uyanık; bilgili.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|