|
algı
-
Kazanç, alacak.
-
Rüşvet.
-
Vergi.
-
Haşhaş sütünü toplamakta kullanılan kaşık.
-
Bir şeye dikkati yönelterek o şeyin bilincine varma, idrak.
-
Belleğin katkıları ve bir duyusal izlenimle ortaya çıkan, karmaşık, nesnel bilinç içeriği. Özellikle görselalgılar, dışımızdaki varlığın, şeylerin, nesnelerin biçim ve durumları konusundaki betimlemelerimizin yapısına girer.
-
Perception. sense. sensation. feeling. apprehension.
-
Perception. perception idrak.
-
Perception.
-
Perception
-
Wahrnehmung
-
Perception
-
Satılan bir mal, yapılan bir iş veya harcanan bir emek karşılığında elde edilen para, getiri, temettü.
-
Yarar, çıkar, kâr
Örnek:
Yarı keyif, yarı kazanç için balıkçılık sanatında karar kılmıştı. S. F. Abasıyanık
-
Bk. gelir
-
1- Bir elektrik akını ya da geriliminin yükseltim oranı. 2- Telsiz iletişiminde akımmıknatıssal dalgaların gücünü yükseltme oranı.
-
1- Bir elektrik akını ya da geriliminin yükseltim oranı. 2- Telsiz iletişiminde akımmıknatıssal dalgaların gücünü yükseltme oranı.
-
Bir elektronik dizgede ya da bu dizgenin yükselteç gibi bir bölümündeki im gücünde artış. (Genellikle çıkış gücünün, giriş gücüne desibel oranıyla belirtilir).
-
Gain
-
Gain. winnings. profit. takings. avails. income. earnings. revenues. gainings. benefit. acquirement. acquisition. capital. convenience. credit. grist. increment. make. melon. proceeds. receipt. spoil. yield.
-
Acquisition. benefit. bread. earnings. emolument. gain. good. income. proceeds. profit. return. takings. yield.
-
Earnings. advantage. benefit. achievement. booty. decreasing returns. dimes. gain. gainings. getting. income. interest. plunder. proceeds. profit. return. win. winnings.
-
Verstärkung, Signalverstärkung, Gewinn
-
Gewinn
-
Gain
-
Bir hesap gereğince daha alınmamış olan para, mal vb. şey, matlup, verecek karşıtı.
-
Alınması gerekli şey.
-
Bir paranın ödenmesi, bir malın teslimi veya bir işin görülmesini karşı taraftan isteme hakkı.
-
Bilânçonun aktifinde yer alan ve vadesi gelince kazanılacak para.
-
Receivable. money owed to one. debt owed to one. credit. holding. claim. chose in action.
-
Debt. money owed to one. credit.
-
Claim. credit. receivable. chose in action. adjusted trial balance. lien. money on account. receivable item.
-
Claim, credit
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|