|
alfabetik sıralama
-
Alfabe sırası.
-
Bk. abecesel sıralama
-
Alphabetical arrangement.
-
Fişleri harf ya da sözcüklere göre abecesel bir düzenle sıralama.
-
Alphabetical arrangement
-
Alfabe sırasına göre dizilmiş.
-
Alphabetical. alphabetical abecesel.
-
Alphabetic.
-
Sıralamak işi.
-
Ve televizyonda kullanılan çeşitli gereçlerin (film, mıknatıslı kuşak, mıknatıslı görüntü kuşağı, resim, saydam resim, vb.) istenildiğinde kolayca bulunabilecek biçimde düzenlenmesi.
-
Classification
-
Putting in order. arrangement. processing. alignment. collocation. course. get-up. placement.
-
Ordering. grading.
-
Ranking. arranging in a row or rows. listing things in order. ordering. classification. arrangement. lineage. ranging. coordination. linking. enumeration. grading. alignment. commutation. sorting. systemizing. serialization. dressing. marshalling.
-
Klassifikation
-
Classification
-
Harflerin alfabedeki belirli düzene göre dizilişi.
-
Eşitlik ilkesini sağlamak için uyulan düzen.
-
Bir dilin seslerini gösteren, belirli bir sıraya göre dizilmiş belli sayıda harfin bütünü, yazı (I), abece.
-
Bir dilin harflerini tanıtarak okuma öğrenmeyi sağlayan kitap.
-
Bir işin başlangıcı
Örnek:
Tiyatro alfabesinin ilk harfinin disiplin olduğunu ilk öğreten odur. H. Taner
-
Dillerin başlıca seslerini yazıda karşılayan işaretlerin tümü: Türkalfabesi, Latinalfabesi, Rusalfabesi vb.
-
Bk. abece
-
Alphabet. abc. primer. script.
-
Alphabet. script.
-
The alphabet. a primer.
-
Abc. script.
-
Alphabet
-
Alphabet
-
Yan yana, art arda olan şey veya kimselerin tümü, dizi
Örnek:
Şehir esnafı şekercisinden tutun da, berberine kadar iki sıra durup kendisini alkışladılar. S. F. Abasıyanık
-
Bu biçimdeki topluluğun durumu.
-
Belirli bir düzene ve niteliğe göre dizilme durumu.
-
Bir şeye ayrılan, uygun görülen veya rastlayan zaman
Örnek:
Bu sırada, elinde paketiyle gelen Mustafa Efendi yaklaştı. M. Ş. Esendal
-
Tahtadan oturak
Örnek:
Oturacak yerler tahta sıralardan olur. S. Birsel
-
Dershane, meclis vb. yerlerde kullanılan ve oturup yazı yazacak biçimde yapılmış olan mobilya.
-
Düzen.
-
Durumunda olan, sıra oluşturan.
-
Sıra durumunda olan, sıra oluşturan.
-
Bir salonda yan yana dizilen koltuklardan oluşan dizi.
-
Row
-
Ordinal. line. queue. linage. order. row. series. file. rank. sequence. turn. bench. alignment. arrangement. array. form. occasion. place. progression. range. settle. slot. spell. succession. tier. train.
-
Alignment. array. bench. file. line. occasion. order. queue. range. rank. row. sequence. series. string. succession. tier. turn.
-
Bank. sequence. file. line. order. pitch. range. round. row. series. tier. train. turn. queue. course. number. coordinate. ply. alternate. suite. tail. evolution. serial. catena. grade. alinement. alignment. procession. arrangement. array. bench. hand. ju.
-
Desk
-
Reihe
-
Rang (de fauteuils)
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|