|
alev lambası
-
Gaz veya benzinle çalışan, ucundan bir alev püskürterek yanan ve kurşun boru işlerinde kullanılan bir araç.
-
Ucundan bir alev püskürterek yanan ve kurşun boru işlerinde kullanılan bir aygıt. Gaz ya da benzin yakılan türleri vardır.
-
Blowtorch.
-
Yanan maddelerin veya gazların türlü biçimlerdeki ışıklı uzantısı, yalım, yalaz, alaz, şule.
-
Sıcaklık
Örnek:
İşte şimdi damarlarımda bu iksirin alevleri dolaşıyor. H. R. Gürpınar
-
Kıvılcım.
-
AÅŸk ateÅŸi.
-
Mızrak uçlarına takılan küçük bayrak, flama.
-
Bk. alaz
-
Flame. blaze. fire. spunk. pennant.
-
Blaze. fire. flame. blaze yalım. yalaz. alaz.
-
Flame. blaze. flash.
-
Alev, yalaz.
-
Alev yalaz.
-
Ağaçsız, açıklık yerler.
-
Gösteriş, haşmet.
-
Yanan ve ışık veren gazların, değişik biçim ve büyüklükte uzanan dili.
-
Flame. blaze.
-
Flame
-
Flamme
-
Petrol gibi yanıcı bir madde yakarak veya elektrik akımıyla içindeki teller akkor durumuna geçerek ışık veren alet
Örnek:
Bir gaz lambasının ışığında önüme serdiğim haritayı tetkik ediyordum. Y. K. Karaosmanoğlu
-
Radyo ve televizyonlarda kullanılan, havası boşaltılmış veya içine düşük basınçlı bir gaz doldurulmuş cam, seramik veya çelikten ampul.
-
Kapı, pencere kenarlarına açılan, genellikle dik açılı girinti.
-
Bk. boru
-
Bk. ışıtaç
-
Işık üretmek için yapılmış yapay kaynak.
-
Kapı, pencere ya da kapak kenarlarına açılan, genellikle dikaçılı girinti.
-
Bk. lamba
-
Lamp. bulb. light. illuminant. glim.
-
Lamp. fixture. head lamp.
-
Lamp
-
Lampe
-
Falz
-
Lampe
-
Jointure
-
Tül.
-
Normal basınç ve sıcaklıkta olduğu gibi kalan, içinde bulunduğu kabın her yanına yayılma ve bu kabın iç yüzeyinin her noktasına basınç yapma özelliğinde olan akışkan madde.
-
Yağı, petrol
Örnek:
Aklıma geldi, kilerden bir teneke gaz çıkarttım. A. Gündüz
-
Sindirim borusunda, ağızdan yutulan hava ile mayalanma sonucu oluşan uçucu maddelerin karışması.
-
Lambası
Örnek:
Gözümü açtım ki gazlardan ikisi de sönmüş. A. Rasim
-
DoÄŸal gaz.
-
Gaz yağı, petrol
-
Gaz lambası
-
Bk. uçun
-
Bir özdeğin moleküllerinin özgürce ötelenme devinimi yapabildikleri, sınır yüzeyi olmayan evre.İng.: gas Fr.:gaz Alm.: gas
-
Gaseous. gas. oil. fuel gas. exhalation. aero-.
-
Fume. kerosene. gas. oil. flatulence. wind.
-
Gas. kerosene. illuminating oil. vapor. vapour. fume. gaseous. aeriform. gauze. public-utility company. exhale.
-
Bir iş kolunda, bir kurumda görevli olan kimse.
-
Working, laboring, labouring [Brit.], active
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|