|
alamet
-
Belirti, işaret, iz, nişan
Örnek:
Komşunun kızında da, bir zamandır, sabırsızlık, taşkınlık alametleri çoğalmıştı. R. H. Karay
-
Büyüklük, irilik bakımından şaşılacak durumda olan nesne.
-
Belirti, iz.
-
Mark. omen. sign. stamp. symbol. portent.
-
Symbol. sign. mark. omen. monstrous. enormous. augury. badge. brand. distinction. ensign. stamp. symptom.
-
Bir olayın veya durumun anlaşılmasına yardım eden şey, alamet, nişan, nişane
Örnek:
Kendinde yaşlılığın en küçük belirtisi yok. H. Taner
-
Vücuttaki işlevsel bir bozukluğun, hastalığın göstergesi olan durum veya görüntü, sendrom.
-
Suçun, sanıkça işlendiği kanısını uyandıracak nitelikte olmakla birlikte, bağımsız biçimde ve kesin bir kanıt gücü olmayan ipucu.
-
Sign. indication. symptom. mark. clinic. evidence. foretoken. glimpse. impression. note. prognostic. prognostication. spark. spark of. stamp. strain. streak. tinge. token. trace.
-
Hint. indication. mark. precursor. sign. symptom. token.
-
Sign. symptom. symbol. augury. badge. distinction. foretoken. indication. indicator. mark. omen. prognostication. show. spark.
-
Circumstantial evidence
-
İndice "comme base de la preuve
-
[Belirtmek] [belirtmek] v. specify, point out, define, remark, represent, signify, deliver oneself, denote, embody, emit, enumerate, evidence, exude, feature, import, indicate, manifest, predicate, purport, show, sign, state, ventilate
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|