|
alüminyum temelli alaşım
-
Bileşiminde, alüminyumun çözen olarak bulunduğu alaşım.
-
Aluminium base alloy
-
Bu elementten yapılmış
Örnek:
Biraz sonra bir besleme kız kocaman bir alüminyum ibriği getirdi. B. Felek
-
Atom numarası 13, atom ağırlığı 26,98 olan, 660 °C'de eriyen, gümüş parlaklığında, beyaz, hafif bir element (simgesi Al).
-
Parlak, açık gri renkli, ısı ve elektrik iletkenliği ile yenim direnci yüksek bir metal. A. A. 26.98, A. N. 13, Ö. A. 2.7, E. S. 658.7°C.
-
Aluminum. aluminium.
-
Aluminium. aluminum.
-
Aluminium.
-
Aluminium
-
Aluminium
-
Herhangi bir nitelikte temeli olan.
-
Geçici olmayan, sürekli, kalıcı, devamlı, daimî
Örnek:
Sermet Muhtar, Akşam gazetesinin temelli imzalarından biri oldu. Y. Z. Ortaç
-
Büsbütün, tamamen.
-
(Te'Melli) Sürekli olarak.
-
Temeli olan
-
Geçici ve eğreti olmayıp sonuna kadar sürecek olan.
-
Having a foundation. true. well-founded. permanent. permanently. fundamental. for good. for good and all.
-
Which has a foundation. permanent. old. application for life. for good.
-
Bir yapının toprak altında kalan ve yapıya dayanak olan duvar, taban vb. bölümlerinin tümü
Örnek:
Evin temelleri sökülüyor gibi sarsılıyor. H. E. Adıvar
-
Bu bölümleri yapmak için kazılan çukur.
-
En önemli, belli başlı, ana, esas, asıl, baz
-
Bir şeyin gelişimi için gereken ilk ögeler
Örnek:
Temelde sıradan bir Fransız vodviline dayanırdı oynadıkları oyun. N. Cumalı
-
1- (Genel anlamda) Bir şeyin üzerindetemellendiği, kurulduğu şey (bir evintemeli, bir kurumuntemeli vb.). 2- Tinsel nitelikte bir şeyin varsaydığı ve kendisine dayandığı ilke. (Ma tematiğintemeli, hukukuntemeli, eğitimintemeli, ahlâkıntemeli vb. Ahlâkıntemeli, bir ahlâk öğretisinde, ahlaksal doğruların kendisinden çıkarıldığı ilkedir; (ör. Epikuros'un ahlâk felsefesinde bu ilke haz'dır). 3- Bütün bir bilgiler bağlamının kendisinden çıkarılabildiği en genel ve en yalın önerme; en genel önermelerden ve en genel düşüncelerden kurulmuş bir dizge. (Ör. Tümevarımıntemeli, kendisinden biçimsel olarak olaylardan yasalara geçme hakkının çıkarılabileceği bir ilkedir.)
-
Bir şeyin gelişimi için ilk ögeler.
-
En önemli, belli başlı, ana, esas.
-
Dayanıklı.
-
Bir yapının sağlam dayanak buluncaya kadar toprak içinde aşağıya doğru uzatılan dip duvarları.
-
Basic. bread-and-butter. fundamental. primary. principal. underlying. elementary. basal. abecederian. constitutive. elemental. guiding. parent. rudimental. rudimentary. staple. working. foundation. base. basis. footing. ground. groundwork. root. back.
-
Base. basic. basis. bed. central. cornerstone. elementary. essential. footing. foundation. fundamental. ground. grounding. groundwork. keynote. leading. main. precept. primary. principal. rationale. rudimentary. rudiments. chief.
-
Basic. basis. foundation. basic principle. origin. basic fundamental. principal. chief. main. most important. footing. foot. ground work. ground. support. basement. bedding. base. bottom. essence. fabric. grounding. groundwork. leading. master. pedestal.
-
Foundation
-
Fondement
-
Fundamentum
-
İki veya daha çok metalden, bazı durumlarda metallerle, C, P, Te vb. elementlerden oluşan metal görünümünde katı veya sıvı karışım, halita.
-
İki ya da daha çok metalin birlikte eritilmesi sonucu oluşan katı karışım.
-
Birden çok ergimiş metalin karıştırılarak soğutulmasından sonra elde edilen özdek.
-
İki ya da daha çok metalden, kimi durumda da metallerle C,P, Te gibi öğelerden oluşan metal görünümünde katı ya da sıvı karışım.
-
Alloy. amalgamation. composite. compound.
-
Alloy halita.
-
Alloy. composition.
-
Alloy
-
Legierung
-
Alliage
-
Bir çözeltinin, çözündürmeyi yaparak, içdüzeyi oluşturan çoğunluk bileşeni.
-
Solvent
-
Dissolvant
olarak(nedir ne demek)
-
As, qua
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|