|
alçalma
-
Düşkünlük, zül.
-
Toprağın çöküp oturması.
-
Gelgitte denizin alçalması, cezir.
-
Alçalmak işi, inme.
-
Yerkabuğunun genişçe bir bölümünün, içgüçlerin etkisiyle asal durumunu yitirerek çanaklaşma, tekneleşme vb. yeni bir biçim kazanması.
-
Stoop.
-
Going down. losing altitude. losing esteem. abasement. degeneration. deterioration. stoop.
-
Down-Warping
-
Affaissement
-
Düşkün olma durumu, iptila
Örnek:
Alçak gönüllü bir aydın. Hiç gösteriş düşkünlüğü yok. N. Cumalı
-
Çoğu kez bünyeye bağlı sürekli ve aşırı güçsüzlük.
-
Rezillik, insana yakışmayan hayat
Örnek:
Şerefiyle, askerce ölüvermiş olsaydı bu düşkünlüğü görmeyecekti. R. H. Karay
-
Paraca sıkıntıda olma, gözden düşme
Örnek:
Fakat hanımlık kısa sürdü; devlet düşkünlüğü kolay değil... Ben de olsam somurturum. R. N. Güntekin
-
Belirli durumlar ya da kişilere coşkusal rengi yoğun olan katı ve değişmez bir tutumla bağlanma.
-
Decrepitude.
-
Affection. attachment. craze. devotion. indulgence. liking. mania. partiality. passion. rage. addiction. fondness. decay. being broken down. poverty. adversity.
-
Poverty. excessive fondness or addiction. devotion. fixation. indulge. lust. misfortune. penchant. weakness.
zül(nedir ne demek)
-
Alçalma, düşkünlük.
-
Ayıplanacak şey.
-
Vileness.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|