|
alçak yaylak
-
Devamlı oturma bölgesinde, normal tahıl ziraatı yapılan alanların bitişiğinde genellikle deniz seviyesinden 900-1200 m yükseklikteki yaylak.
-
Yerden uzaklığı az olan, yüksek karşıtı.
-
Aşağı olan, yüksek olmayan (yer)
Örnek:
Alçak yerde yatma sel alır, yüksek yerde yatma yel alır. Atasözü
-
Kısa (boy).
-
Bile bile en kötü, en ahlaksızca davranışlarda bulunan, aşağılık, soysuz, namert, rezil, hain.
-
Low. short. vile. cowardly. base. low-down. rascally. humble. baseborn. contemptible. dastardly. ignoble. lousy. lowrise. misbegotten. nefarious. no-good. recreant. scoundrelly. sneaking. sneaky. sordid. squat. villainous. low. blackguard. heel. no-g.
-
Abject. base. bastard. contemptible. deep. ignoble. infamous. low. mean. rascal. scoundrel. scurvy. sordid. vile.
-
Low. mean. base. bass. contemptible. dastardly. despicable. ignoble. ignominious. inane. lorry. lousy. low- down. nefarious. recreant. reptile. scurvy. shabby. small. sneaking. sordid. vile. yellow.
-
Otlak.
-
Yaylacıların hayvanlarıyla birlikte yaz mevsimini geçirdikleri yüksek otlaklara ve orada kurulan ilkel yerleşmelere verilen ad. bkz. oba, dağ otlağı.
-
Yetiştiricilerin hayvanlarıyla birlikte yaz mevsimini geçirdikleri, hayvanlarını otlattıkları alan.İng.: pasture
-
Bk. Yayla.
-
Summer pasture
-
Akarsularla derin bir biçimde yarılmış, parçalanmış, üzerinde düzlüklerin belirgin olarak bulunduğu, deniz yüzeyinden yüksek yeryüzü parçası, plato
Örnek:
Geceleri yaylalar ayaz olur, adamı üşütür. M. Ş. Esendal
-
Dağlık, yüksek bölgelerde, kışın hayat şartları güç olduğu için boş bırakılan, yazın havası iyi ve serin olan, hayvan otlatma veya dinlenme yeri.
-
Genellikle yüksek koyaklarla derince yarılıp parçalanmış düz yüzeyler.
-
Taban yerlerdeki meralar otlatıldıktan sonra yalnız yaz aylarında otlatılan yüksek rakımlı meralar, yaz merası.İng.: summer range
-
Deniz yüzeyinden yüksek, yaz mevsiminde oturulan serin ve yüksek yerler.
-
Plateau. platform. tableland. wold.
-
Plateau. tableland. upland. high plateau. summer camping ground. summer camping ground.
-
Tableland. upland. mountain pasture used in summer. high plateu. table. wold. upland meadow. summer meadow. prairie. summer resort. plateau.
-
Table land
-
Plateau
-
Sürekli, bitmeyen, kesintiye uğramayan.
-
Okuluna düzenli bir biçimde devam eden.
-
Sürekli, bitmeyen, kesintiye uğramayan bir biçimde
Örnek:
Devamlı memnuniyetini bildiriyor, şen, şakrak görünmeye çabalıyordu. R. H. Karay
-
Continuous. continual. permanent. frequent. regular. everlasting. non-stop. assiduous. chronic. continued. hourly. incessant. invariable. lasting. persistent. settled. steady. sustained. unabating. unbroken. unceasing. unremitting. invariably. regula.
-
Consistent. continual. continuous. stable. standing. steady. uninterrupted.
-
Constant. continuous. incessant. lasting. permanent. persistent. unbroken. continual. increasing. regular. uninterrupted. unintermitting. uniform. steady. unceasing. running. standing. holding on. non-stop. attending. round. consecutive. durable. slow. pe.
oturma(nedir ne demek)
-
Kısa süre için konukluğa gitme
Örnek:
Yemeğini yedikten sonra gece Vehbi Dedeye oturmaya gitti. H. E. Adıvar
-
Oturmak işi.
-
Sitting. sitting. staying. stay. fit. residence. occupation. inhabitation. living. habitation.
-
Habitation. residence. sitting. settlement.
-
Dwelling. settlement. stay. sitting. housing. living. lodging. residing. resting. settling. quatering. precipitation. deflation. sinking. sedimentation. fit. deposition. habitation. residence. rest. seating.
-
Occupancy
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|