|
alçak kabartma
-
Heykel sanatında, yüzeyindeki çıkıntısı az olan kabartma.
-
(Heykel) Heykel sanatında, yüzeyden dışarı çıkıntısı az olan kabartma. a. bk. kabartma, yüksek kabartma.
-
Bas-Relief. low-relief.
-
Bas-Relief
-
Yerden uzaklığı az olan, yüksek karşıtı.
-
Aşağı olan, yüksek olmayan (yer)
Örnek:
Alçak yerde yatma sel alır, yüksek yerde yatma yel alır. Atasözü
-
Kısa (boy).
-
Bile bile en kötü, en ahlaksızca davranışlarda bulunan, aşağılık, soysuz, namert, rezil, hain.
-
Low. short. vile. cowardly. base. low-down. rascally. humble. baseborn. contemptible. dastardly. ignoble. lousy. lowrise. misbegotten. nefarious. no-good. recreant. scoundrelly. sneaking. sneaky. sordid. squat. villainous. low. blackguard. heel. no-g.
-
Abject. base. bastard. contemptible. deep. ignoble. infamous. low. mean. rascal. scoundrel. scurvy. sordid. vile.
-
Low. mean. base. bass. contemptible. dastardly. despicable. ignoble. ignominious. inane. lorry. lousy. low- down. nefarious. recreant. reptile. scurvy. shabby. small. sneaking. sordid. vile. yellow.
-
Bir biçimin veya bir süslemenin düz yüzey üzerindeki çıkıntısı.
-
Kil, alçı, taş vb. işlenebilir gereçleri girintili çıkıntılı yüzeyler durumunda biçimlendirerek yapılmış olan eser, rölyef
Örnek:
Bir sanatkâr eliyle alçıdan yapılmış, bembeyaz, tertemiz bir kabartma. P. Safa
-
Kabartılarak yapılmış olan.
-
Kabartmak işi.
-
(Mimarlık) Kil, alçı, taş vb. işlenebilir gereçleri alçaklı yüksekli yüzeyler halinde biçimlendirerek yapılmış eser.
-
Bk. kabartma
-
Raised. raising. relief. relievo. embossment. glyph. boss.
-
Relief. causing to swell. embossing. raised. in relief. embossed.
-
Relief. bas relief.
-
Relief
-
Relief
-
Taş, tunç, bakır, kil, alçı vb. maddelerden yontularak, kalıba dökülerek veya yoğrulup pişirilerek biçimlendirilen eser, yontu
Örnek:
Harabenin ortasında bir Afrodit heykeli bulunduğunu hayal meyal hatırlıyor. R. H. Karay
-
(Heykel) Taş, tunç, ağaç, kil, alçı vb. gereçlerden, yoğrumsal değerler düşünülerek biçimlendirilmiş yapıt.
-
Statuary. sculptural. statue. sculp. sculpt. image. effigy.
-
Abstract. sculpture. statue. statue yontu.
-
Crucifixion. iconoclast. image. sculpture. statue.
-
Sculpture
-
Sculpture
-
Bir yüzeyde ileri doğru çıkan bölüm
Örnek:
Gırtlağının çıkıntısı, hiddetli bir adamın yumruğu gibi titriyordu. Y. K. Karaosmanoğlu
-
Bir metni düzeltmek veya ona bir şey eklemek için satır dışına yazılan yazı, çıkma.
-
Kambur.
-
İki koyak arasında yer alan ince, burun biçiminde sivri bir uçla son bulan yer biçimi.
-
Projection. protrusion. outgrowth. overhang. jut. bulge. foreland. ledge. offset. process. prominence. promontory. protuberance. raise. ridge. salience. saliency. spur. style. stylus. tab.
-
Buckle. bump. flange. projection. prominence. protrusion. protuberance. marginal note çıkma.
-
Nosing. projection. protuberance. snag. promontory. salient part. marginal part. bay. ledge. notch. screening. rummage goods. rummage. cutting. refuse. waste. outcrop. waste product. dross. chip. waste material. trimming. trash. scrap. scraping. tailing.
-
Spur
-
Saillant
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|