|
alıcı verici
-
Bağışladığını geri alan kimse.
-
Receive transmit.
-
Transceiver.
-
Satın almak isteyen kimse, müşteri.
-
Kendisine bir şey gönderilen kimse.
-
Bir elektrik akımını alıp başka bir kuvvete çeviren aygıt.
-
Almaç.
-
Görüntüleri alan cihaz, kamera.
-
Azrail.
-
Işığı, elektro-manyetik dalgaları alıp değerlendiren araç. Göz, fotoğraf plağı, radyo, radyo ırakgörürü gibi.
-
Mal veya hizmetleri satın alan gerçek veya tüzel kişi.
-
1- Bir telefon çevrimindeki kiplenik akımları ses dalgasına dönüştüren çevireç. 2- Bir vericinin yayınladığı imlemleri işitilebilir imlere dönüştüren düzenek.
-
Caméra (de télévision), caméra électronique, caméra vidéo
-
Appareil de prise de vues, caméra (cinématographique), ciné caméra,
-
Kamera, Fernsehkamera, elektronische Kamera (Fernsehkamera)
-
Sinema filmi çevirmekte kullanılan aygıt. TV
-
Televizyon almacına ulaştırılacak konunun görüntüsünü elektriksel ime çeviren elektronik yapılıalıcı çeşidi.
-
Duygulu, içli, alıngan.
-
Atmac.
-
Camera, motion picture camera, cinema camera, movie camera, film camera,
-
Recipient. buyer. consumer. customer. purchaser. client. taker. addressee. receiver. receiving set. acceptor. accepter. consignee. distributee. pickup. recipient. set. sounder. vendee. wireless receiving set. wireless set.
-
Addressee. buyer. client. customer. purchaser. recipient.
-
Buyer. addressee. receiver. sink. taker. client. consignee. purchaser. shopper. recipient. customer. emptor. film camera. getter. motion picture camera. perquisitor.
-
Receiver
-
Buyer
-
Camera, television camera, electron camera, electronic camera
-
Empfänger
-
Récepteur
-
Veren, verme yanlısı kimse
Örnek:
Cahilden kral olur, ama tarihe vesika verici olmaz. A. Gündüz
-
Çıkar gözetmeksizin her türlü yardımı yapan, esirgemeyen kimse.
-
Elektromanyetik dalgalar yardımıyla işaret, ses ve görüntü iletmeye yarayan cihazların genel adı
Örnek:
Anten olursa verici istasyonları da kurulabilir. F. R. Atay
-
Başkasına aktarılmak üzere kan, doku veya organ veren kimse.
-
Uzak bir alıcı için hazırlanmış aıkımmıknatıssal imlemleri ya da ses imlemlerini yayan aygıt.
-
Uzak bir alıcı için hazırlanmış aıkımmıknatıssal imlemleri ya da ses imlemlerini yayan aygıt.
-
Radyo yinelenimlerindeki elektromıknatıs ışınımı yaymakta kullanılan donatım; radyovericisi
-
Eşeksenli kablo, telsiz bağlantısı ya da alıcı dalgalık yardımıyla elektrik gerilimi biçiminde resim ve ses imlerini alan, genlik ya da yinelenim değiştirimine uğramış bir taşıyıcı dalga üreten ve bu yolda işlenmiş olan televizyon imleriniverici dalgalıkla yayan donatım; televizyonvericisi
-
Bir televizyonvericisinde ses imini gönderen bölüm; sesvericisi
-
Bir televizyonvericisinde resim imini gönderen bölüm; resimvericisi.
-
Radio transmitter, broadcasting transmitter,
-
Transmitting. donor. giver. transmitter.
-
Donor. sender. transmitter. giver. giving. transmitting.
-
Feeder. transmitter. donor. broadcaster. impeller. dropper. emitter. sender. yielder. sending. broadcasting. emiting.
-
Transmitter
-
Transmitter, television transmitter,
-
Sound transmitter,
-
Vision transmitter
-
Rundfunksender,
-
Sender, Fernsehsender,
-
Tonsender,
-
Sänder
-
Bildsender, Fernsehbildsender
-
Émetteur
-
Arka, bir şeyin sonra gelen bölümü, art, alt taraf, ileri karşıtı
Örnek:
Amerikan barın gerisinden işaret eden barmen seslendi. N. Cumalı
-
Bundan başkası
Örnek:
Kaşla göz, gerisi söz. Atasözü
-
Son, sonuç.
-
Bir şeyin sona kalan bölümü.
-
Geçmiş, mazi
Örnek:
Artık geride özleyeceğim hiçbir şey yok. S. F. Abasıyanık
-
Hayvanda boşaltım organının dışı.
-
Eksik gösteren (saat).
-
Aptal, anlayışsız.
-
Araba üzerine gerilerek kenarları arabanın korkuluğuna tutturulan ve içine saman veya tahıl doldurulan büyük kıl çuval.
-
Vücudun ortasından geçen çizgiyle dar açı yapan çizginin gösterdiği ve ilerinin karşıtı olan yön.
-
Rear. back. reverse. backward. rearward. reversing. hind. posterior. slow. back. backward. backwards. behind. aback. back. rear. rest. re-. retro-.
-
Back. backward. rear. reverse. rest. remainder. hind. undeveloped. slow. stupid. half-witted. imbecile. backward. toward the rear. behind.
-
Back. backward. rear. the rest. reactionary. slow. about turn ! / face !. behind. little.
-
Kick. kick.
-
Kick.
-
En arrière
-
Bk. granüllü endoplâzmik retikulum
-
[Ger
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|