|
alıcı cihazı
-
Bk. Televizyon
-
Bir elektrik akımını alıp başka bir kuvvete çeviren cihaz, alıcı, reseptör.
-
Bir kaynaktan gelen elektromıknatıs dalgaları ses ya da resme çeviren aygıtların genel adı.
-
Televizyon alıcısının aktardığı resim ile sesin, elektromıknatıs dalgalara dönüştürülüp yayınlanmasından sonra, bunları dalgalık yardımıyla toplayarak resim ve sese çevirebilen aygıt.
-
Receiver,
-
Radio receiver, radio, receiver, wireless set,
-
Receiver, television (receiver), (ABD) television set, set
-
Empfänger, Empfangsgerät,
-
Radioempfänger, Radioapparat, Rcdioge« rät,
-
Radioempfänger, Radioapparat, Radiogerät, Empfänger, Empfangsgerät, Runo-funkempfänger,
-
Fernsehempfänger, Fernsehgerät
-
Récepteur,
-
Poste de radio, poste récepteur, récepteur radio (de radiodiffusion), récepteur,
-
Récepteur (de télévision), téléviseur
-
Satın almak isteyen kimse, müşteri.
-
Kendisine bir şey gönderilen kimse.
-
Bir elektrik akımını alıp başka bir kuvvete çeviren aygıt.
-
Almaç.
-
Görüntüleri alan cihaz, kamera.
-
Azrail.
-
Işığı, elektro-manyetik dalgaları alıp değerlendiren araç. Göz, fotoğraf plağı, radyo, radyo ırakgörürü gibi.
-
Mal veya hizmetleri satın alan gerçek veya tüzel kişi.
-
1- Bir telefon çevrimindeki kiplenik akımları ses dalgasına dönüştüren çevireç. 2- Bir vericinin yayınladığı imlemleri işitilebilir imlere dönüştüren düzenek.
-
Caméra (de télévision), caméra électronique, caméra vidéo
-
Appareil de prise de vues, caméra (cinématographique), ciné caméra,
-
Kamera, Fernsehkamera, elektronische Kamera (Fernsehkamera)
-
Sinema filmi çevirmekte kullanılan aygıt. TV
-
Televizyon almacına ulaştırılacak konunun görüntüsünü elektriksel ime çeviren elektronik yapılıalıcı çeşidi.
-
Duygulu, içli, alıngan.
-
Atmac.
-
Camera, motion picture camera, cinema camera, movie camera, film camera,
-
Recipient. buyer. consumer. customer. purchaser. client. taker. addressee. receiver. receiving set. acceptor. accepter. consignee. distributee. pickup. recipient. set. sounder. vendee. wireless receiving set. wireless set.
-
Addressee. buyer. client. customer. purchaser. recipient.
-
Buyer. addressee. receiver. sink. taker. client. consignee. purchaser. shopper. recipient. customer. emptor. film camera. getter. motion picture camera. perquisitor.
-
Receiver
-
Buyer
-
Camera, television camera, electron camera, electronic camera
-
Empfänger
-
Récepteur
-
Aygıt, alet, takım.
-
Çeyiz.
-
Bk. aygıt
-
Çeyiz, kalın, donatım.
-
Device. apparatus. appliance.
-
Apparatus. device aygıt. trousseau çeyiz.
-
Apparatus. equipment. machine. appliance. device. trousseau.
-
"Bedelini ödeyerek bir şey almak" anlamındaki satın almak birleşik fiilinde geçen bir söz
Örnek:
Okuma yazma bilmemesine rağmen bir Köroğlu gazetesi satın aldı. H. Taner
-
[Satin] [Satin] v. sell, market, dispose of, offload, push off, resell, unload, vend
-
[Sat.
-
Oturmak, poz vermek, modellik yapmak, sınava girmek, konmak, tünemek, kuluçkaya yatmak, toplanmak, oturuma katılmak, tam oturmak, yola getirmek, burnunu sürtmek, binmek, oturtmak
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|