Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > aktif hale getirmek nedir, aktif hale getirmek ne demek, aktif hale getirmenin anlamı, ingilizcesi (aktif hale getirmek nnd)

aktif hale getirmek nedir

Türkçe'yi seviyoruz ve birçok dil aracı geliştirerek destekliyoruz.






aktif hale getirmek

  1. (en) Activate

aktif (nedir ne demek)

  1. Etkin, canlı, hareketli, çalışkan, faal.
  2. Etkili, etken.
  3. Etken.
  4. Bir ticarethanenin, ortaklığın para ile değerlendirilebilen mal ve haklarının tümü.
  5. Bilânçonun alacaklı yanı.
  6. Gerçek veya tüzel bir kişinin sahip olduğu maddi değer taşıyan mal ya da gayri maddi haklar. krş. sabit varlıklar, cari varlıklar, reel varlıklar, mali varlık, vadeye göre varlıklar
  7. Bk. etkin
  8. (en) Active. real. assets.
  9. (en) Active. dynamic. assets.
  10. (en) Asset. assets. property.
  11. (en) Asset

etkin (nedir ne demek)

  1. Hareketli, işleyen, çalışan, etkili, faal, aktif.
  2. Fiilde bulunan, etkinlik gösteren, edilgin karşıtı.
  3. Kimyasal tepkimelere katılma yatkınlığı gösteren (molekül, atom).
  4. Tepkileşimlerdeetkinliği önde gelen.
  5. 1- Eylemde bulunan. 2- Etki yapan. Karşıtı bk. edilgin
  6. (en) Active. effective. forceful. operative. prepotent. ascendant. ascendent. effectual. hard-core. real.
  7. (en) Forceful. operative. active. effective aktif.
  8. (en) Active. effective.
  9. (en) Active
  10. (al) Aktiv, wirksam
  11. (fr) Actif

hale   US UK (nedir ne demek)

  1. Ayın çevresinde görülen ışık halkası, ağıl, ayla
    Örnek: Üstünde gençliğin, masumiyetin, saadetin verdiği bir hale vardı. H. C. Yalçın
  2. Hristiyanlıkta aziz sayılanların resimlerinde başları çevresinde çizilen daire.
  3. Bk. ayla.
  4. Bk. ışık aylası
  5. Bk. ayla
  6. Bk. ağıl
  7. Bazen güneşin ve ayın çevresinde görülen ışıklı daire, ayla.
  8. (en) Aureole.
  9. (en) Halo. halo.
  10. (en) Sound; entire; healthy; robust; not impaired; as, a hale body.
  11. (en) Welfare.
  12. (en) Halo (round the moon. circle. corona. glory. halo. nimbus.
  13. (en) United States astronomer who discovered that sunspots are associated with strong magnetic fields. prolific United States writer. to cause to do through pressure or necessity, by physical, moral or intellectual means :'She forced him to take a job in the city'; 'He squeezed her for information'. draw slowly or heavily; 'haul stones'; 'haul nets'. exhibiting or restored to vigorous good health; 'hale and hearty'; 'whole in mind and body'; 'a whole person again'. healthy and strong, as in: Astronauts must be hale and hearty people to cope with the hardships of space travel.
  14. Surüklemek .hale into court mahkemeye celbetmek.
  15. Sağlam, dinç, zinde.
  16. Sürüklemek

getirmek (nedir ne demek)

  1. Gelmesini sağlamak
    Örnek: Dün bir deri bir kemik hâlinde eve getirip bırakmışlar. R. N. Güntekin
  2. Bir şeyi yanında veya üstünde bulundurmak.
  3. Erişmek veya eriştiğini sanmak.
  4. İleri sürmek.
  5. Sebep olmak, ortaya çıkarmak.
  6. İletmek, bildirmek
    Örnek: Bir zabit nefes nefese şu haberi getirdi. O. S. Orhon
  7. Sağlamak
    Örnek: Haftada bir cuma günleri işleyen küçük bir kahve ayda ne kadar gelir getirirse. Ö. Seyfettin
  8. Bir makama atamak veya seçmek.
  9. (en) Bring. get. bring along. bring in. carry. bear. convey. fetch. introduce. take into. usher. work up.
  10. (en) Bring. pose. produce. to bring. to fetch. to bring in. to yield. to give. to put forward. to bring forth.
  11. (en) Fetch. to bring. to yield. to give. adduce. get. reduce. return.
  12. (en) Propose
  13. (en) Return
  14. (en) Bring round

activate   US UK (nedir ne demek)

  1. Faal hale getirmek, harekete geçirmek
  2. Radyoaktif hale getirmek.
  3. Etkinleştirmek, harekete geçirmek, aktif hale getirmek; kurmak (birlik)

canlı (nedir ne demek)

  1. Canı olan, diri, yaşayan
    Örnek: Bütün canlıların kendilerini yarı baygın, uykulu, hareketsiz bir tembelliğe bıraktıkları saatler başlamıştı. N. Cumalı
  2. Güçlü, etkili, hareketli, hayat dolu
    Örnek: Recep çok canlı bir adamdı. S. F. Abasıyanık
  3. Yaşayıp yer değiştirebilen yaratık, hayvan.
  4. Yayın.
  5. Canlı yayın.
  6. (en) Alive. live. living. animate. active. lively. fresh. full of life. snappy. glowing. breezy. spirited. vivacious. humming. in the flesh. animated. beany. bright. brisk. bustling. colorful. colourful. corky. crisp. crispy. dashing. dewy. driving. exhil.
  7. (en) Active. alive. animate. bouncy. breezy. bright. brisk. colourful. dashing. frisky. gay. jaunty. keen. live. lively. living. lusty. picturesque. prismatic. racy. rich. skittish. snappy. spirited. sporty. sprightly. spry. swinging. thing. vibrant. vital. vivacious. vivid. walking.
  8. (en) Live. alive. animated. brisk. fresh. lively. living. animate. living creature. active. vigorous. strong. moving. quick. dynamic. mobile. kinetic. alert. breezy. chippy. coloured. colourful. dapper. dashing. dramatic. eager. frisky. graphic. in high spirit.
  9. (en) Rich, saturated

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Sözlük