Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > aktif temelli pazarlama nedir, aktif temelli pazarlama ne demek (aktif temelli pazarlama nnd)

aktif temelli pazarlama nedir, aktif temelli pazarlama ne demek?

aktif temelli pazarlama

  1. Bir şirketin kendi geliştirdiği bilgi ve becerilerini büyümek için kullandığı bir pazarlama yöntemi.
  2. (en) Asset based marketing.

aktif (nedir ne demek)

  1. Etkin, canlı, hareketli, çalışkan, faal.
  2. Etkili, etken.
  3. Etken.
  4. Bir ticarethanenin, ortaklığın para ile değerlendirilebilen mal ve haklarının tümü.
  5. Bilânçonun alacaklı yanı.
  6. Gerçek veya tüzel bir kişinin sahip olduğu maddi değer taşıyan mal ya da gayri maddi haklar. krş. sabit varlıklar, cari varlıklar, reel varlıklar, mali varlık, vadeye göre varlıklar
  7. Bk. etkin
  8. Etkin, işler durumda, etkili.
  9. (en) Active.
  10. (en) Real.
  11. (en) Assets.
  12. (en) Dynamic.
  13. (en) Asset.
  14. (en) Property.

etkin (nedir ne demek)

  1. Hareketli, işleyen, çalışan, etkili, faal, aktif.
  2. Fiilde bulunan, etkinlik gösteren, edilgin karşıtı.
  3. Kimyasal tepkimelere katılma yatkınlığı gösteren (molekül, atom).
  4. Tepkileşimlerdeetkinliği önde gelen.
  5. Eylemde bulunan.
  6. Etki yapan. Karşıtı bk. edilgin
  7. (en) Effective.
  8. (en) Forceful.
  9. (en) Effective aktif.
  10. (en) Active.
  11. (en) Operative.
  12. (en) Prepotent.
  13. (en) Ascendant.
  14. (en) Ascendent.
  15. (en) Effectual.
  16. (en) Hard-Core.
  17. (en) Real.
  18. (al) Aktiv, wirksam
  19. (fr) Actif

temelli (nedir ne demek)

  1. Herhangi bir nitelikte temeli olan.
  2. Geçici olmayan, sürekli, kalıcı, devamlı, daimî
    Örnek: Sermet Muhtar, Akşam gazetesinin temelli imzalarından biri oldu. Y. Z. Ortaç
  3. Büsbütün, tamamen.
  4. (te'melli) Sürekli olarak.
  5. Temeli olan
  6. Geçici ve eğreti olmayıp sonuna kadar sürecek olan.
  7. (en) Having a foundation.
  8. (en) True.
  9. (en) Well-Founded.
  10. (en) Permanent.
  11. (en) Permanently.
  12. (en) Fundamental.
  13. (en) For good.
  14. (en) For good and all.
  15. (en) Which has a foundation.
  16. (en) Application for life.

temel (nedir ne demek)

  1. Bir yapının toprak altında kalan ve yapıya dayanak olan duvar, taban vb. bölümlerinin tümü
    Örnek: Evin temelleri sökülüyor gibi sarsılıyor. H. E. Adıvar
  2. Bu bölümleri yapmak için kazılan çukur.
  3. En önemli, belli başlı, ana, esas, asıl, baz
  4. Bir şeyin gelişimi için gereken ilk ögeler
    Örnek: Temelde sıradan bir Fransız vodviline dayanırdı oynadıkları oyun. N. Cumalı
  5. Bir nota için kaynak alınabilecek en pes perdeli ses.
  6. (Genel anlamda) Bir şeyin üzerindetemellendiği, kurulduğu şey (bir evintemeli, bir kurumuntemeli vb.).
  7. Tinsel nitelikte bir şeyin varsaydığı ve kendisine dayandığı ilke. (Ma tematiğintemeli, hukukuntemeli, eğitimintemeli, ahlâkıntemeli vb. Ahlâkıntemeli, bir ahlâk öğretisinde, ahlaksal doğruların kendisinden çıkarıldığı ilkedir; (ör. Epikuros'un ahlâk felsefesinde bu ilke haz'dır).
  8. Bütün bir bilgiler bağlamının kendisinden çıkarılabildiği en genel ve en yalın önerme; en genel önermelerden ve en genel düşüncelerden kurulmuş bir dizge. (Ör. Tümevarımıntemeli, kendisinden biçimsel olarak olaylardan yasalara geçme hakkının çıkarılabileceği bir ilkedir.)
  9. Bir şeyin gelişimi için ilk ögeler.
  10. En önemli, belli başlı, ana, esas.
  11. Dayanıklı.
  12. Bir yapının sağlam dayanak buluncaya kadar toprak içinde aşağıya doğru uzatılan dip duvarları.
  13. (en) Basic.
  14. (en) Bread-And-Butter.
  15. (en) Fundamental.
  16. (en) Primary.
  17. (en) Principal.
  18. (en) Underlying.
  19. (en) Elementary.
  20. (en) Basal.
  21. (en) Abecederian.
  22. (en) Constitutive.
  23. (en) Elemental.
  24. (en) Guiding.
  25. (en) Parent.
  26. (en) Rudimental.
  27. (en) Rudimentary.
  28. (en) Staple.
  29. (en) Working.
  30. (en) Foundation.
  31. (en) Base.
  32. (en) Basis.
  33. (en) Footing.
  34. (en) Ground.
  35. (en) Groundwork.
  36. (en) Root.
  37. (en) Back.
  38. (en) Central.
  39. (en) Cornerstone.
  40. (en) Essential.
  41. (en) Grounding.
  42. (en) Keynote.
  43. (en) Leading.
  44. (en) Main.
  45. (en) Precept.
  46. (en) Rationale.
  47. (en) Rudiments.
  48. (en) Chief.
  49. (en) Basic principle.
  50. (en) Origin.
  51. (en) Basic fundamental.
  52. (en) Most important.
  53. (en) Foot.
  54. (en) Ground work.
  55. (en) Support.
  56. (en) Basement.
  57. (en) Bedding.
  58. (en) Bottom.
  59. (en) Essence.
  60. (en) Fabric.
  61. (en) Master.
  62. (en) Pedestal.
  63. (fr) Fondement
  64. (la) Fundamentum

pazarlama (nedir ne demek)

  1. Bir ürünün, bir malın, bir hizmetin satışını geliştirmek amacıyla tanıtmayı, paketlemeyi, satış elemanlarının yetişmesini, piyasa gereksinimlerini belirlemeyi ve karşılamayı içeren etkinliklerin bütünü.
  2. Pazarlamak işi.
  3. Bk. pazarlama giderleri
  4. (en) Marketing.

kendi (nedir ne demek)

  1. İyelik ekleri alarak kişilerin öz varlığını anlatmaya yarayan dönüşlülük zamiri, zat
    Örnek: Kendi ülkemizde kendimizi yok edeceklerdi. R. E. Ünaydın
  2. Kişiler üzerinde direnilerek durulduğunu anlatan bir söz.
  3. Bir işte başkalarının etkisi bulunmadığını belirten bir söz
  4. "Kendisi, kendileri" biçiminde bazen saygı duygusuyla veya söz konusu olanları amaçlayarak o ve onlar yerine kullanılan bir söz.
  5. (en) Of one's own.
  6. (en) Personally.
  7. (en) Several.
  8. (en) Self.
  9. (en) Auto-.
  10. (en) Respective.
  11. (en) Herself.
  12. (en) Himself.
  13. (en) İtself.
  14. (en) Oneself.
  15. (en) İn person.
  16. (en) Number one.

bilgi (nedir ne demek)

  1. İnsan aklının erebileceği olgu, gerçek ve ilkelerin bütünü, bili, malumat.
  2. Öğrenme, araştırma veya gözlem yolu ile elde edilen gerçek, malumat, vukuf
    Örnek: Babası, önce ona, Mazlume ve ailesi hakkında birçok bilgi vermişti. H. E. Adıvar
  3. İnsan zekâsının çalışması sonucu ortaya çıkan düşünce ürünü, malumat, vukuf.
  4. Genel olarak ve ilk sezi durumunda zihnin kavradığı temel düşünceler, malumat.
  5. Bilim.
  6. Kurallardan yararlanarak kişinin veriye yönelttiği anlam.
  7. Bireylerin öğrenme, araştırma veya gözlem yolu ile çaba sarfederek elde ettiği olgular.
  8. Bireylerin herhangi bir çaba sarfetmeksizin ulaştığı dışardan verilen olgular.
  9. Doğanın nesne ve olayları üzerinde kuramsal ya da görgül yoldan öğrenilen şey.
  10. Bir dizgenin, kendi durumunu bir im aracılığıyla başka bir dizgeye bildirmesinin nitel etkeni
  11. Renkli televizyonda, parlaklık ve renkliliği belirleyen radyoelektrik imlerin nitel etkeni.
  12. Öğrenme, araştırma veya gözlem yolu ile elde edilen gerçek. 2. Bilim.
  13. (en) İnfo.
  14. (en) Data.
  15. (en) Know-How.
  16. (en) Acquaintance.
  17. (en) Conveyance.
  18. (en) Cognizance.
  19. (en) İnformation.
  20. (en) Learning.
  21. (en) Fact.
  22. (en) Science.
  23. (en) Snippet.
  24. (en) Steer.
  25. (en) Know.
  26. (en) Know- how.
  27. (en) Acquirements.
  28. (en) Knowledge.
  29. (en) Dope.
  30. (en) İnside dope.
  31. (en) Gleanings.
  32. (en) Griff.
  33. (en) Griffin.
  34. (en) İntelligence.
  35. (en) Line.
  36. (en) Lore.
  37. (en) Notice.
  38. (en) Report.
  39. (en) Savvy.
  40. (en) Word.
  41. (en) İnstructions.
  42. (en) Known.
  43. (en) Known- how.
  44. (en) Notion.
  45. (al) Information
  46. (al) Kenntnis
  47. (fr) İnformation

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
0.017