|
akma sınırı
-
Malzemenin belirli bir gerilme uygulanmasıyla sınırlı ve kalıcı deformasyona uğraması veya belirlenen toplam uzamaya maruz kalması durumundaki mukavemeti.
-
Reçine, çam sakızı, akındırık.
-
Akmak iÅŸi.
-
Düşük karbonlu çeliklerde görülen ye esneklik sınırına erişildiğinde birden beliren uzama olayı.İng.: yielding Fr.: fluage Alm.: Fliess
-
Flowing. discharge. effluence. efflux. effusion. expulsion. flux. pour.
-
Flow. runoff. flowing. creep.
-
Flowing. flow. shooting star. leakage. streamline. influx. seepage. glide. gliding flux. discharge. fall. resin.
-
İki komşu devletin topraklarını birbirinden ayıran çizgi, hudut.
-
Komşu il, ilçe, köy veya kişilerin topraklarını birbirinden ayıran çizgi.
-
Bir şeyin yayılabileceği veya genişleyebileceği son çizgi, uç.
-
Uç, son.
-
Frontier. border. frontier. borderline. boundary. limit. borderland. bound. bourn. bourne. butting. circumscription. compass. confine. deadline. line of demarcation. extreme. extremity. limitation. march. pale. purlieu. skirting. stint. verge. waters.
-
Border. borderline. bound. boundary. compass. edging. extreme. frontier. limit. margin. measure. stint. verge.
-
Border. boundary. limit. bound. frontier. stint. termination. terminus. barrier. rim. border-line. border land. side. confine. state. rating. range. terminal. lines. brand. demarcation. deadline. abutment. ambit. bordering. bothy. bourn. compass. edge. ma.
-
Gereç, materyal.
-
Bir eserin hazırlanmasında yararlanılan bilgi ve kaynakların tamamı.
-
Bk. donatım
-
Material. materiel. necessaries. provisions. stock. requisite. outfit. ingredient. apparatus. furnishing. furniture. kit. makings. turnout. utensil. findings. instruments.
-
Airdrop. material. stuff. equipment. ingredients.
-
Supplies. material. necessaries. equipment. ingredients. furniture. makings. timber. turnout.
belirli(nedir ne demek)
-
Açık ve kesin olarak sınırlanmış veya kararlaştırılmış olan, muayyen
Örnek:
Öteki arkadaşımız da belirli saatte nöbetinin başında olacaktı. E. Bener
-
Specific. certain. particular. stated. clear. definite. definitive. determinate. precise. set.
-
Certain. definite. given. particular. set. specific. determined.
-
Specific. determined. designated. definite. determinate. fixed. given. particular. stated. very.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|