Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > akla uygun hale getirmek nedir, akla uygun hale getirmek ne demek, akla uygun hale getirmenin anlamı, ingilizcesi (akla uygun hale getirmek nnd)

akla uygun hale getirmek nedir

Türkçe'yi seviyoruz ve birçok dil aracı geliştirerek destekliyoruz.






akla uygun hale getirmek

  1. (en) Rationalize

uygun (nedir ne demek)

  1. Yakışır, yaraşır, uz, mutabık, mütenasip
  2. Elverişli, yarar, müsait, muvafık.
  3. Orantılı, oranlı.
  4. Yakışır, yaraşır, elverişli, yararlı.
  5. Oranlı.
  6. (en) Suitable. agreeable. conformable. appropriate. favorable. favourable. convenient. proper. eligible. due. fair. well-matched. acceptable. accommodating. adaptable. adequate. advisable. allowable. answerable. applicable. apposite. apropos. apt. becomin.
  7. (en) Acceptable. adequate. agreeable. amenable. applicable. appropriate. apt. becoming. central. coherent. commensurate. congruous. consistent. convenient. corresponding. decent. decorous. due. eligible. expedient. favourable. fit. fitting. good. happy. likely. livable. okay. opportune. pertinent. presentable. proper. propitious. proportionate. reasonable. right. seemly. strategic. suitable. timely. well. reasonable. becoming. correct. qualified. sensible. suited. fitting consistent. favorable. matching. good for. fit for in line with. apposite. conform.
  8. (en) Best fit. favorable. acceptable. adequate. advisable. agreeable. apposite. appropriate. apt. becoming. commensurable. commensurate. compatible. concordant. conformable. conformation. congenial. congruous. consistent. consonant. convenable. convenient. cor.

hale  US UK (nedir ne demek)

  1. Ayın çevresinde görülen ışık halkası, ağıl, ayla
    Örnek: Üstünde gençliğin, masumiyetin, saadetin verdiği bir hale vardı. H. C. Yalçın
  2. Hristiyanlıkta aziz sayılanların resimlerinde başları çevresinde çizilen daire.
  3. Bk. ayla.
  4. Bk. ışık aylası
  5. Bk. ayla
  6. Bk. ağıl
  7. 1. Renkli yuvarlak bir yapıyı (inklüzyon cisimciği veya glakomu) çevreleyen renkli veya şeffaf daire, ayla. 2. Gözün muayenesi sırasında görülen ve makula lüteayı çevreleyen daire, ayla. 3. Baş veya boyun bölgesini çevreleyen plastik veya metal kuşak, ayla.İng.: halo
  8. Bazen güneşin ve ayın çevresinde görülen ışıklı daire, ayla.
  9. (en) Aureole.
  10. (en) Halo. halo.
  11. (en) Sound; entire; healthy; robust; not impaired; as, a hale body.
  12. (en) Welfare.
  13. (en) Halo (round the moon. circle. corona. glory. halo. nimbus.
  14. (en) United States astronomer who discovered that sunspots are associated with strong magnetic fields. prolific United States writer. to cause to do through pressure or necessity, by physical, moral or intellectual means :'She forced him to take a job in the city'; 'He squeezed her for information'. draw slowly or heavily; 'haul stones'; 'haul nets'. exhibiting or restored to vigorous good health; 'hale and hearty'; 'whole in mind and body'; 'a whole person again'. healthy and strong, as in: Astronauts must be hale and hearty people to cope with the hardships of space travel.
  15. Surüklemek .hale into court mahkemeye celbetmek.
  16. Sağlam, dinç, zinde.
  17. Sürüklemek

ayla (nedir ne demek)

  1. Ayın ve bazı yıldızların dolayındaki ışık çevresi, ay ağılı, ayevi, hale.
  2. Bazı kutsal kişilerin başı etrafında gösterilen ışık çevresi.
  3. Puslu havalarda Güneş ya da Ay tekerini uzaktan saran ışıklı halka; bir kuyrukluyıldızı saran ışıklı küre; Samanyolu ve benzeri dizgelerin dışına doğru dağılmış olan yıldız kümeleri ve RR-Lyr yıldızlarının oluşturduğu büyük küre.
  4. Belirli bir etki yaratmak amacıyla özel bir aydınlatmaya başvurularak baş çevresinde oluşturulan ışıklı teker; ağılın istenilerek yapılanı.
  5. Hale.İng.: halo
  6. (en) Aureol
  7. (en) Halo. aureola. corona. ring. aureole. gloriole. glory. nimbus.
  8. (en) Halo ağıl. hale.
  9. (en) Corona. halo. nimbus.
  10. (en) Halo
  11. <(al) Strahlenkranz, Aureole
  12. (fr) Auréol
  13. (fr) Halo

getirmek (nedir ne demek)

  1. Gelmesini sağlamak
    Örnek: Dün bir deri bir kemik hâlinde eve getirip bırakmışlar. R. N. Güntekin
  2. Bir şeyi yanında veya üstünde bulundurmak.
  3. Erişmek veya eriştiğini sanmak.
  4. İleri sürmek.
  5. Sebep olmak, ortaya çıkarmak.
  6. İletmek, bildirmek
    Örnek: Bir zabit nefes nefese şu haberi getirdi. O. S. Orhon
  7. Sağlamak
    Örnek: Haftada bir cuma günleri işleyen küçük bir kahve ayda ne kadar gelir getirirse. Ö. Seyfettin
  8. Bir makama atamak veya seçmek.
  9. (en) Bring. get. bring along. bring in. carry. bear. convey. fetch. introduce. take into. usher. work up.
  10. (en) Bring. pose. produce. to bring. to fetch. to bring in. to yield. to give. to put forward. to bring forth.
  11. (en) Fetch. to bring. to yield. to give. adduce. get. reduce. return.
  12. (en) Propose
  13. (en) Return
  14. (en) Bring round

rationalize  US UK (nedir ne demek)

  1. İse (f.) bahane bulmak
  2. Mantığa göre açıklamak
  3. Mantıklı kılmak
  4. Modernleştirmek
  5. Rasyonel sayıya çevirmek

  6. Warning: eregi_replace() [function.eregi-replace]: REG_EBRACK in /var/www/nedir/inc-fonksiyonlar.php on line 940
    [Rationalize

yaraşır(nedir ne demek)

  1. Layık, uygun
    Örnek: Devlet ... malul ve gazileri korur ve toplumda kendilerine yaraşır bir hayat seviyesi sağlar. Anayasa
  2. (en) Becoming. it befits. suitable. seemly.

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Sözlük