|
akidesi bozuk
-
İnancı bozulmuş olan (kimse).
-
Bir şeye inanarak bağlanış, inanç, din inancı
Örnek:
Akidesini esvap gibi değiştirebilen, vicdanını adi bir eşya gibi satan insanlar bu dünyada az değildir. Ö. Seyfettin
-
Şekerin kaynatılarak katılaşması yolu ile yapılan, renkli ve kokulu, ağızda güç eriyen şeker, akide şekeri
Örnek:
Ağızları ve elleri yaladıkları akideden kıpkırmızı bir hâlde geçiyorlardı. Y. K. Beyatlı
-
Bk. öğreti
-
Sugar candy.
-
Creed. belief. dogma. gospel. persuasion. tenet.
-
Bilimde bir düzenli görüşü oluşturan ilke ve dogmaların bütünü, meslek, doktrin
Örnek:
Öğretisini başkalarına iletebilmekten umudunu kestiği anlar bile oluyordu. H. Taner
-
Belli bir anlayışa, düşünceye dayalı olan ilke veya ilkeler dizisi, doktrin
Örnek:
Bunlar Çinli düşünürün kitaplarını yaktıkları gibi, öğretilerini izleyenleri de öldüreceklerdir. S. Birsel
-
Bilimde bir düzenli görüşü oluşturan ilke ve dogmaların bütünü.
-
Belli bir anlayışa, düşünceye dayalı olan ilke veya ilkeler dizisi.
-
1- Bilimde bir düzenli görüşü oluşturan ilke ve inakların tümüne verilen ad. 2- İnan ya da inanca dayanak olan ilke ya da ilkeler dizisi.
-
Doctrine. creed. ism. tenet.
-
Doctrine. teaching. teaching doktrin.
-
Discipline. doctrine. principles. tenets.
-
Doctrine
-
Bozulmuş olan
Örnek:
Daracık ve bozuk kaldırımlardan çamurlu sular akıyordu. T. Buğra
-
Görevini yapamaz duruma gelmiş (organ)
Örnek:
Ağzındaki birkaç bozuk dişten şüphe ettim. R. N. Güntekin
-
Madenî para
Örnek:
Hiç olmazsa birkaç kuruş bozuk ver! M. Ş. Esendal
-
Kötümser, gergin, huzursuz, karışık
-
Kızgın, sıkıntılı
-
Türk halk müziğinde, bağlamadan biraz büyük ve meydan sazından küçük dokuz telli bir saz.
-
Broken. broken down. out-of-action. damaged. disordered. distorted. wrong. imperfect. in bad order. upset. disappointed. bad. bum. dead. deranged. dirty. doric. embroiled. faulty. flyblown. foul. on the fritz. gone. hard-set. haywire. heavy. hipshot.
-
Bad. broken. bumpy. corrupt. cranky. dead. dud. foul. impassable. off. rotten. upset. wrong. spoilt. ruined. out of order. out of action. on the blink. on the bum. inactive. faulty. disordered. disarranged. broken. bad. dirty. rotten. tainted. bumpy. depraved. not virgin.
-
Down.
-
Disgruntled. disillusioned. rancid.
-
Adulterated. corrupt. decayed. degenerate. disconcerted. off the hinges. impaired. out of joint. putrid. rancid. vitiated.
olan(nedir ne demek)
-
Olmak eyleminin şimdiki zaman ortacı.
-
[Olan] [Olan] pron. one
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|