|
ak yazılı
-
Kar, süt vb.nin rengi, beyaz, kara ve siyah karşıtı.
-
Bu renkte olan
Örnek:
Ablak yüzlü, kısa kesilmiş ak sakallı bir adamdı. M. Ş. Esendal
-
Beyaz leke.
-
Bazı şeylerde beyaz bölüm.
-
Temiz.
-
Dürüst.
-
Sıkıntısız, rahat.
-
White. clean. hoar. white. leuco-.
-
Hoary. white beyaz. hoary. hoar. honest. white colour. white.
-
White. bright. clean. unblemished. white of the eye / egg / spot. hoary.
-
Abbreviation for Astigmatic Keratotomy.
-
Astigmatic Keratotomy.
-
Astigmatic Keratotomy - Modified form of Radial Keratotomy.
-
Acronym for Astigmatic Keratotomy A surgical procedure used to correct moderate cases of astigmatism Often performed at the same time as the Radial Keratotomy procedure for correcting nearsightedness The procedures are somewhat similar, differing primarily in the pattern of incisions made in the outer periphery of the cornea in order to change its shape to the curvature needed to correct the refractive problem Both AK and RK have been largely replaced by newer refractive surgery procedures See Refractive Surgery in Eye Care Encyclopedia. actinic keratosis AT applanation tension.
-
Avtomat Klashnikova, or Automatic Kalashnikov The most widely used automatic rifle line in the world, Russian-designed; there are several Airsoft variants.
-
Animal Kingdom.
-
Above knee Also referred to as transfemoral.
-
Alaska. us. a state in northwestern North America; the 49th state admitted to the union; 'Alaska is the largest state in the United States'.
-
Yazılmış olan, muharrer, sözlü karşıtı.
-
Üzerinde yazı bulunan, yazısı olan.
-
Alna yazılmış olduğuna inanılan, mukadder
Örnek:
Herkes alnında ne yazılı ise onu görecek. M. Ş. Esendal
-
Sınav.
-
Yazılı sınav.
-
Tahrîrî. ~ biçim: tahrîrî biçim. ~ tanıma:ikrâr bi'l-kitâbe.
-
İnscribed. inscriptive. written. in writing. written examination.
-
Written. registered. decreed by fate. destined. test. examination. written examination/exam. inscribed. nominal. fated.
-
Written. contract in writing. enrolled in. registered in. written examination.
-
Bir bütünü oluşturan alt öğelerden, bir dizelgenin alt başlıklarından her biri.
-
İtem, article
-
Bahtı iyi olan, mutlu, talihli, kara bahtlı karşıtı
Örnek:
Böyle bir evlada sahip olduğun için çok bahtlı bir kadınsın. P. Safa
-
Good fortune, good luck. ââynyza. It depends on how lucky you are. âây açyk lucky. âây açylmak /dan/ to have luck (in). ââ i?i a matter of luck. âây kara unlucky. ââyna küsmek to be cross with one´s luck, become bitter.
-
Luck, fortune, destiny.
şanslı(nedir ne demek)
-
Talihi olan, talihli
Örnek:
Şanslı günlerinin dışında onu yenene pek rastlanmamıştır. T. Buğra
-
Lucky. fortunate. well-off. auspicious. jammy. prosperous. providential.
-
Fortunate. lucky. well. jammy. lucky devil. lucky dog. jammy so-and-solucky. jammy so-and-so.
-
Lucky. fortunate.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|