Nedir Ne Demek Sözlük
Ana Sayfa > akış aşağı nedir, akış aşağı ne demek, akış aşağının anlamı, ingilizcesi (akış aşağı nnd)

akış aşağı nedir

Türkçe'yi seviyoruz ve birçok dil aracı geliştirerek destekliyoruz.








akış aşağı

  1. Bir akarsuyun ağız yönüne doğru olan bölümü. bkz. akış yukarı.
  2. (en) Downsteam
  3. (fr) Aval

akış (nedir)

  1. Akma işi veya biçimi.
  2. Geçip gitme, sürüp gitme.
  3. Akın
    Örnek: Meğer o akış da Rumeli topraklarında son istila hareketimizmiş. Y. K. Beyatlı
  4. Yerçekimi ve eğim etkisiyle suların yeryüzü ya da yeraltındaki devinimi.
  5. (en) Course. flow. run. pour. afflux. efflux. flight. flux. gliding. inflow. influx. passage. river. tenor. tide.
  6. (en) Course. flow. run. runoff. stream.
  7. (en) Flow. flowing. inflow. course. influx. running. run-off. stream. current. outflow. draught. discharge. gliding. run. tenor. tide.
  8. (en) Run off
  9. (fr) écoulement

aşağı (nedir)

  1. Bir şeyin alt bölümü, zir, yukarı karşıtı.
  2. Eğimli bir yerin daha alçak olan yeri.
  3. Bir yere göre daha alçak yerde bulunan
    Örnek: Aşağı katı, sakin ve daha sıcak olduğu için seçtik. A. Gündüz
  4. Bayağı, adi.
  5. Niteliği düşük, kötü.
  6. Daha küçük, daha az.
  7. Değeri daha az.
  8. Aşağıya, yere doğru.
  9. (en) Lower. inferior. lowly. minus. hedge. infra. down. below. lowly. infra-. hypo-. sub-. below.
  10. (en) Below. down. lowly. nether.
  11. (en) Down. downwards. lower. inferior. mean. common. the lower part. downtown. the space below. mediocre. menial. sub. subordinate. vile.

ağız (nedir)

  1. Yüzde, avurtlarla iki çene arasında, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye ve besinleri içine almaya yarayan boşluk.
  2. Bu boşluğun dudakları çevrelediği bölümü.
  3. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı
    Örnek: Ağızları kopmuş bir çay takımının arasına gizlenmiş, koyu renkli bir cildi oradan alarak bana uzattı. H. R. Gürpınar
  4. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap.
  5. Koy, körfez, liman, yol vb. yerlerin açık yanı.
  6. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak.
  7. Kesici aletlerin keskin tarafı
    Örnek: Çelik ağızlı, küçük gül makasını kâğıdından çıkardı. R. H. Karay
  8. Bir dilin sınırları içinde, bölgelere ve sınıflara göre değişen söyleyiş özelliği
    Örnek: Anlaşılmaz, garip köylü ağızlarıyla konuşuluyordu. S. F. Abasıyanık
  9. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü.
  10. Bir hayvanın besinini aldığı açıklık; dudaklar arasındaki açıklık.
  11. (en) Oral. jaws. mouth. opening. edge. cutting edge. brink. muzzle. dialect. accent. beak. chop. debouchment. embouchure. gob. jaw. keen edge. kisser. lip. orifice. outlet. potato trap. trap. vent. ventage.
  12. (en) Edge. gob. inlet. mouth. orifice. outlet. trap.
  13. (en) Mouth. opening. aperture. colostrum. entrance. cutting edge. blade. nozzle. embouchure. orifice. manhole. spout. outlet. estuary. talk. language. muzzle. lip. creek. accent. chop. chops. dialect. gob. inlet. jaw. mug. provincialism.
  14. (en) Mouth
  15. (fr) Bouche
  16. (la) Os:ağız

doğru (nedir)

  1. Bir ucundan öbür ucuna kadar yönü değişmeyen, eğri ve çarpık karşıtı.
  2. Gerçek, yalan olmayan.
  3. Akla, mantığa, gerçeğe veya kurala uygun
    Örnek: Bunları sana şimdiden söylemek daha doğrudur. A. Gündüz
  4. Gerçek, hakikat
    Örnek: Söyleyin doğrusunu, siz insanoğlunun ahlaklı olabileceğine inanmıyorsunuz. N. Ataç
  5. İki nokta arasındaki en kısa çizgi.
  6. Yanlışsız, eksiksiz.
  7. Hiçbir yöne sapmadan, dosdoğru, doğruca.
  8. Yakın, yakınlarında
    Örnek: Şafağa doğru otomobil sesi duyuldu. F. R. Atay
  9. 1- Gerçeğe uygun olan. 2- (Mantıkta) Düşünme yasalarına uygun olan.
  10. 1. Gerçek, yalan olmayan. 2. Akla, mantığa uygun. 3. Dürüst, namuslu, ahlaklı.
  11. (en) True. right. correct. exact. accurate. proper. authentic. honest. fair. truthful. straight. direct. above-board. faithful. guileless. just. orthodox. righteous. sincere. spot-on. square. upstanding. straight. through. thru. thro. due. true. right. ar.
  12. (en) True. right. correct. exact. accurate. proper. authentic. honest. fair. truthful. straight. direct. above-board. faithful. guileless. just. orthodox. righteous. sincere. spot-on. square. upstanding. through. thru. thro. due. ar. aboveboard. base. becoming. fitting. mathematical. precise. upright.
  13. (en) Correct.
  14. (en) True
  15. (fr) Vrai
  16. (la) Verus

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  İletişim

© NND Sözlük (Nedir Ne Demek Sözlük)