|
akşama doğru
-
Gündüzün akşama yakın bir zamanında, akşamdan
Örnek:
Birbirlerine veda ederek akşama doğru dağıldılar. A. Mithat
-
Towards the evening.
-
Bir ucundan öbür ucuna kadar yönü değişmeyen, eğri ve çarpık karşıtı.
-
Gerçek, yalan olmayan.
-
Akla, mantığa, gerçeğe veya kurala uygun
Örnek:
Bunları sana şimdiden söylemek daha doğrudur. A. Gündüz
-
Gerçek, hakikat
Örnek:
Söyleyin doğrusunu, siz insanoğlunun ahlaklı olabileceğine inanmıyorsunuz. N. Ataç
-
İki nokta arasındaki en kısa çizgi.
-
Yanlışsız, eksiksiz.
-
Hiçbir yöne sapmadan, dosdoğru, doğruca.
-
Yakın, yakınlarında
Örnek:
Şafağa doğru otomobil sesi duyuldu. F. R. Atay
-
1- Gerçeğe uygun olan. 2- (Mantıkta) Düşünme yasalarına uygun olan.
-
Akla, mantığa uygun.
-
Dürüst, namuslu, ahlaklı.
-
True. right. correct. exact. accurate. proper. authentic. honest. fair. truthful. straight. direct. above-board. faithful. guileless. just. orthodox. righteous. sincere. spot-on. square. upstanding. straight. through. thru. thro. due. true. right. ar.
-
True. right. correct. exact. accurate. proper. authentic. honest. fair. truthful. straight. direct. above-board. faithful. guileless. just. orthodox. righteous. sincere. spot-on. square. upstanding. through. thru. thro. due. ar. aboveboard. base. becoming. fitting. mathematical. precise. upright.
-
Correct.
-
True
-
Vrai
-
Verus
-
Gündüz vaktinde.
-
By day.
-
Az bir ara ile ayrılmış olan (zaman veya yer), uzak karşıtı.
-
Küçük, önemsiz değişikliklerle birbirinden ayrılan.
-
Aralarında sıkı ilgi bulunan.
-
Benzeyen, andıran, yaklaşan
Örnek:
Beş dönüme yakın bahçesi bir ormanı andırırdı. Ö. Seyfettin
-
Erişmesi, olması zaman bakımından yaklaşmış olan
Örnek:
Elli yaşında adam, ellisine yakın kadın... S. F. Abasıyanık
-
Uzak olmayan yer.
-
Aralarında sıkı ilişki olan arkadaş, dost veya akraba
Örnek:
Türkçe konuştuğu için bana kendi yakınlarımızdan biri hissini veren yaşlı garson yanımıza geldi. Y. K. Karaosmanoğlu
-
Bk. kesinlik
-
İlgi ve iyiliklerini görmekte olduğumuz komşu ve dostlarımız, hiçbir ilgisini görmediğimiz hısımlarımızdan bize daha yakındır.
-
Bk. sağlam bilgi
-
Adjacent. akin. akin to. approximate. close. close-rage. connate. connected. contiguous. convenient. familiar. handy. immediate. imminent. inseparable. intimate. near. not far. pending. proximate. within reach. by. close. close to. at hand. hard. har.
-
Akin. analogous. bosom. convenient. handy. imminent. near. parallel. pleasant.
-
Nearby. near to. close to. close-by. who is close to sb. very similar to. akin. close. round the corner. handy. hot. immediate. imminent. locally. near. neighbouring. nigh.
-
Thick
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|