Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > akım açık nedir, akım açık ne demek, akım açığın anlamı, ingilizcesi (akım açık nnd)

akım açık nedir

Türkçe'yi seviyoruz ve birçok dil aracı geliştirerek destekliyoruz.






akım açık

  1. 1-Elektrik akanının geçmekte olduğunu belirtir deyim. 2 - Elektrik tehlikesine karşı uyarı.
  2. (en) Live
  3. (fr) Sous tension

akım (nedir ne demek)

  1. Akma işi.
  2. Hava, su vb. akışkan maddelerin veya elektrik yüklerinin belli bir yönde akışı, yer değiştirmesi, cereyan
    Örnek: Gecenin hummalı sessizliği kulaklarında yüksek voltajlı bir elektrik akımı gibi vınlıyordu. A. İlhan
  3. Sanatta, siyasette, düşünce hayatında ortaya çıkan yeni bir görüş, yöntem, hareket, cereyan tarz.
  4. Debi.
  5. Bir akarsuyun herhangi bir kesiminde saniyede geçirdiği suyun oylumu : m3/sn.
  6. Bir iletken özdek içinde özgür eksiciklerin, eksi ve artı üşerlerin elektriksel alan etkisi ile akışları.
  7. Bir iletken boyunca elektronların deviniminden oluşan durum.
  8. (en) Electric current
  9. (en) Current. trend. flow. stream. movement. rheo-.
  10. (en) Stream. trend. current cereyan. movement cereyan. tarz.
  11. (en) Current. stream. trend. movement. flow. idea that is gaining ground.
  12. (en) Flowvolume
  13. (en) Current
  14. (al) Elektrischer Strom, Strom
  15. (al) Strom
  16. (fr) Courant électrique
  17. (fr) Débit
  18. (fr) Courant

açık (nedir ne demek)

  1. Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı
    Örnek: Açık pencerenin önünde denize karşı saatlerce dertleştik. R. N. Güntekin
  2. Engelsiz.
  3. Örtüsüz, çıplak.
  4. Boş.
  5. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal.
  6. Aralığı çok.
  7. Çalışır durumda olan
    Örnek: Bazı dükkânları açık olan caddeden sola saptılar. Ö. Seyfettin
  8. Kolay anlaşılır, vazıh
    Örnek: Açık konuşma zamanının artık geldiğine kani idim. R. N. Güntekin
  9. Gelirin gideri karşılamaması durumu.
  10. Bk. gedik
  11. 1) sarîh. 2 ) alenî.
  12. Bk. açılma
  13. (en) Open. uncovered. wide-open. visible. apparent. obvious. bare. clear. unclouded. cloudless. definite. exposed. blank. aboveground. articulate. avowed. broad. candid. categorical. clean-cut. clear-cut. confessed. crystal. decided. declared. decollete.
  14. (en) Apparent. blunt. broad. clear. concrete. confessed. debit. decided. definite. demonstrable. distinct. evident. explicit. fine. forthright. graphic. intelligible. manifest. on. open. outstretched. overt. patent. picturesque. plain. shortage. shortfall. signal. specific. square. transparent. unequivocal. unreserved. vacant. weak.
  15. (en) On. open. deficit. offing. vacancy. uncovered. free. exposed to. vacant. unoccupied. blank. deficient. frank. clear. explicit. plain. distinct. light. indecent. obscene. saucy. frankly. closely. apparent. absolute assignment. bald. bare. bl.
  16. (en) Deficit

gedik (nedir ne demek)

  1. Bir düzey üstündeki yıkık, çatlak veya aralık, rahne.
  2. Dağ geçidi.
  3. Boşluk, eksiklik
    Örnek: ... kanunların gediğinden alabildiğine yararlanıp küpünü doldurmuş bir açıkgözdü. H. Taner
  4. Güçlük, güç durum.
  5. Yarma saldırısında düşman mevzilerinde açılan yer.
  6. Bir işi yapmak, bir şeyden yararlanmak yolunda verilen hak, imtiyaz.
  7. Eksik dişli.
  8. (Gap) Bir düzey üstündeki yıkık, çatlak veya aralık
  9. Osmanlı İmparatorluğunda 1
  10. Yüzyılın başlarında İstanbul'da mal ve hizmet gereksinimlerinin karşılanmasında oluşan istem-sunum dengesizliğini gidermek amacıyla belirli bir zenaat ya da ticareti yapabilmek için devletçe verilen ayrıcalık ve bu ayrıcalık karşılığında alınan bir tür vergi.
  11. 1- Kitaplıktaki dermede doldurulması beklenen boşluk ya da boşluklar. 2- Kaynakçada, özellikle geri dönüşlü çalışmalarla doldurulması gereken boşluk ya da boşluklar.İng.: lacuna (lacunae)
  12. Büyük çentik, yıkık yer.
  13. Yüksek yer, tepe.
  14. Ayrıcalık, verilmiş hak.
  15. Görev, vazife.
  16. (en) Breach. inroad. crevice. notch. nick. rent.
  17. (en) Breach. inroads. gap. mountain pass. pass. difficulty. fault.
  18. (en) Breach. gap. mountain pass. fault. defect. privilege. indentation. notch. notching. slap. brach. chase. serrate. skip. dent. kerfi nick. dented. license. aperture. chasm. pocket. rift.
  19. (en) Gap
  20. (en) Lacuna (lacunae)

elektrik (nedir ne demek)

  1. Maddenin elektron, pozitron, proton vb. parçacıklarının hareketleriyle ortaya çıkan enerji türü.
  2. Bu enerjinin gündelik hayatta kullanılan biçimi.
  3. Bu enerjiden elde edilen aydınlanma.
  4. Fiziğin, elektrik olaylarını inceleyen kolu.
  5. Çarpıcılık, cazibe, canlılık
    Örnek: Ufak tefek ama şimdiden elektriği öbürkülerden başka, yırtıkça bir kız var içlerinde. H. Taner
  6. Elektrikle çalışan.
  7. Duruk ya da devinenelektrik yüklerinin yol açtığı tüm görüntüleri inceleyen doğabilim dalı.
  8. Yükünün yol açtığı bütün olaylar için kullanılan genel terim.
  9. İki nesnenin birbirine sürtünmesiyle, sıkıştırma gibi herhangi bir mekanik etki sırasında, ısının kimi örütler, ışığın kimi özdekler üzerindeki etkisiyle ya da ayrı potansiyelli iki özdek arasında oluşan ve etkisini çekme, itme, mekanik, kimyasal, ısıl vb. olaylar biçimin de gösteren erke türü.İng.: electricity Fr.: électrique Alm.: Elektrizität
  10. (en) Electricity
  11. (en) Electric. electrical. electricity. juice.
  12. (en) Cable. electricity. power. electric. electrical.
  13. (en) Electricity. electric. electrical. appraisal for fixing of utility rates. long-term bonds. public-utility company. customer's costs. juice. public utilities. utility stock.
  14. (al) Elektrizität
  15. (fr) Électrique, électricité
  16. (fr) Électricité

deyim(nedir ne demek)

  1. Genellikle gerçek anlamından az çok ayrı, ilgi çekici bir anlam taşıyan kalıplaşmış söz öbeği, tabir
    Örnek: Bence ziyan olmuş, eski deyimi ile heder olmuş bir değerdir. H. Taner
  2. Anlatım gücünü artırmak için, gerçek anlamı dışına kayan, bazı sözcükleri değişmediği halde bazıları değişip çekimlenebilen kalıplaşmış birden çok sözcük: Göze girmek, gözden düşmek, kulağı delik, eli açık, tepesi atmak, gönül almak, göze gelmek, dile düşmek, küplere binmek, balık kavağa çıktığı zaman vb.
  3. Bir bir bilimsel kuralın ya da doğa yasasının sözle anlatımı.
  4. (en) İdiom. expression. locution. rede.
  5. (en) Expression. idiom. phrase.
  6. (en) Statement. expression. expression. idiom. phrase. locution. parlance. saying. term.
  7. (en) Locution, idiom
  8. (en) Expression
  9. (al) Ausdruck
  10. (fr) Locution, idiom
  11. (fr) Expression

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Sözlük