|
aile doktoru
-
Bir ailenin bireylerinin sağlık işleriyle özel olarak ilgilenen doktor, aile hekimi.
-
Family doctor.
-
Family doctor. family doctor / physician.
-
Evlilik ve kan bağına dayanan, karı, koca, çocuklar, kardeşler arasındaki ilişkilerin oluşturduğu toplum içindeki en küçük birlik.
-
Karı, koca ve çocuklardan oluşan topluluk
Örnek:
En büyük cevizin altını kalabalıkça bir aile kaplamıştı. O. C. Kaygılı
-
Aynı soydan gelen veya aralarında akrabalık ilişkileri bulunan kimselerin tümü
-
Birlikte oturan hısım ve yakınların tümü.
-
Eş, karı.
-
Aynı gaye üzerinde anlaşan ve birlikte çalışan kimselerin bütünü.
-
Temel niteliği bir olan dil, hayvan veya bitki topluluğu.
-
Ortak özellikleri olan matematiksel nesneler kümesi. (Örneğin yüzeylerailesi, operatörlerailesi gibi.)
-
Family. domestic. family. stirpes. relations. stirps. brood. kin. next of kin. menage.
-
Family. house. kindred. wife. domestic.
-
Family. wife. house. household. people.
-
Family
-
Famille
-
Hekim.
-
Bir fakülteyi veya bir yüksekokulu bitirdikten sonra belli bir bilim dalında en yükseköğrenim basamağına vardığını, geçirdiği özel sınavla ve başarılı bir eserle gösterenlere verilen akademik unvan.
-
Bir fakülteyi ya da yüksek okulu bitirdikten sonra belli bir bilim dalında en yüksek öğrenim aşamasına vardığını, geçirdiği özel sınavla ve başarılı bir yapıtla gösterenlere verilen san.
-
Doctor. physician. therapist. doc. medic. medico. healer. medico-.
-
Doctor. physician. therapist. doc. medic. medico. healer. medico-. practitioner.
-
Physician. doctor. person with a doctorate. graduate. healer. medical man. medic medico. public liability insurance.
-
Doctoral , doc.
-
Doctor
-
Leech
-
Vücudun hasta olmaması durumu, vücut esenliği, esenlik, sıhhat, afiyet.
-
Vücudun iyi veya kötü olması durumu.
-
Sağ, canlı, diri olma durumu
Örnek:
Aradan dört beş yıl geçince bir yerden de haber gelmeyince sağlığından umutlarını kesmişler. M. Ş. Esendal
-
Salık.
-
Güvenilir, inanılır olma durumu.
-
Hasta olmama durumu, esenlik.
-
Health. sanitary. sanitarian. curative. hygienic. health. soundness. well-being. sense of well-being. welfare. fitness.
-
Health. sanitary. sanitarian. curative. hygienic. soundness. well-being. sense of well-being. welfare. fitness.
-
Good health. condition. fitness. physical health. weal. welfare.
özel(nedir ne demek)
-
Yalnız bir kişiye, bir şeye ait veya ilişkin olan
Örnek:
Kendisini özel olarak görmek istediğini söyledi. F. R. Atay
-
Bir kişiyi ilgilendiren veya kişiye ait olan, hususi, zatî
Örnek:
Özel bir diyeceği varmış gibi koluma girdi sokakta. N. Cumalı
-
Devlete değil, kişiye ait olan, hususi, resmî karşıtı.
-
Dikkatle değer, istisnai.
-
Her zaman görülenden, olağandan farklı.
-
1- Genelden ayrı olan; bir nesneler öbeğine ya da tek bir nesneye özgü olan. 2-(Mantıkta) Cinse karşıt olarak türle ilgili olan.
-
Special. personal. private. distinctive. particular. specific. proper. ad hoc. closet. esoteric. especial. exclusive. express. extraordinary. individual. intimate. peculiar. privy. proprietary. sole. state. very. self.
-
Distinctive. especial. exclusive. individual. intimate. particular. peculiar. personal. private. special. specific.
-
Custom. private. special. personal. exceptional. different. especial. express. own. particular. peculiar. privy. proprietary. single. specific. very.
-
Special
-
Spécial
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|