|
ahiret kardeşi
-
İnanç ve ibadette birbirinden ayrılmayan ve bu ilişkiyi ahirette de sürdüreceklerini düşünen kadınlar.
-
Dinî inanışa göre, insanın öldükten sonra dirilip sonsuza dek kalacağı ve Tanrı'ya hesap vereceği yer, öbür dünya.
-
Future life. hereafter. eternity. after-life. afterdeath. beyond. underworld. the unseen.
-
Life to come.
-
Aynı anne babadan doğmuş veya anne babalarından biri aynı olan çocukların birbirine göre adı.
-
Yaşça küçük olan çocuk.
-
Adı bilinmeyen kimselere söylenen bir seslenme sözü
Örnek:
Güle güle Fahri Bey kardeşim! S. F. Abasıyanık
-
Aralarında çok değer verilen ortak bir bağ bulunanlardan her biri.
-
Hayvanın dişi veya erkek kardeşiİng.: sibling
-
Aynı ana babadan doğmuş veya ana babadan biri ayrı olan çocukların birbirine göre adı.
-
Çok yakın arkadaş, dost.
-
Fraternal. brother. sister. buddy. fellow. sibling.
-
Brother. sibling.
-
Brother. sister. sibling. a colloquial form of address.
-
Bir düşünceye gönülden bağlı bulunma
Örnek:
Otuz yıl boyu, Türk tiyatrosunun, Türk oyunları ile kalkınacağına inancını bir gün yitirmedi. H. Taner
-
Birine duyulan güven, inanma duygusu.
-
İnanılan şey, görüş, öğreti
Örnek:
Kendi getirdikleri inançtan başka her şeye kapalıdır zevkleri. N. Ataç
-
Tanrı'Ya, bir dine inanma, iman, itikat
-
Bir şeyi güvenle doğru sayma tutumu. Bu anlamda: 1- Yeterince gerekçesi bulunmayan, kesin olmayan bir şeyi doğru sayma; us yoluyle genel geçer bir doğrulama yapmadan, başkasının tanıklığı üzerine kurulmuş kanıtları, hiç bir kuşku duymaksızın onaylama. 2- Öznel olarak yeterli olan, ama nesnel olarak yeterli olmayan gerekçelerden ötürü bir şeyi doğru sayma. // Bu: a. usa uygun, b. duygulara uygun, c. istemeye uygun bir kanı ve onaylama olabilir. 3- Bütün yapıp etmelerimizin temelinde bulunan yaşamadan gelen zorunlulukla dış dünyanın (nesnelerin, başka benlerin, Tanrı'nın) var olduğunu kabul etme; bilimsel, ahlaksal, estetik ve fizikötesi açıklamalarda, önermelerin doğruluğunu onaylama. 4- (Hume'da) Alışkanlık kavramı ile bağlılık içinde temel kavramlardan biri: Bir algı ya da anıya bağlı duygu ; Hume'a göre var olma, algılanmış olma ile aynı şey olduğundan var olma algılanmadan edinilen birinançtır. 5- Kişisel düşünmeye dayanmayan, ortaklaşa düşüncenin yansısı olan onaylama ve inanış. (Sanı olarakinanç.) 6- Yabancı bir yetkenin etkisiyle bir şeyi doğru sayma; bu anlamdainanç, inanılan, özellikle dinsel alanda doğru sayılan şeydir.
-
Belief. faith. confidence. religion. affiance. conscience. conviction. credence. credo. creed. cult. dogma. faithfulness. opinion. persuasion. positiveness. reliance. tenet. opinions.
-
Belief. faith. confidence. religion. affiance. conscience. conviction. credence. credo. creed. cult. dogma. faithfulness. opinion. persuasion. positiveness. reliance. tenet. opinions. credit.
-
Confidence. trust. assurance. belief. conviction. faith. idea. persuasion.
-
Belief
-
Croyance
birbirinden(nedir ne demek)
-
One from the other, one from his fellow neighbor
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|