Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > aft nedir, aft ne demek (aft nnd)

aft nedir, aft ne demek?

aft   US UK

  1. Pamukçuk.
  2. Ağız ya da yutak mukozasında genellikle çok sayıda yüzeysel ülserleşme.
  3. Ağız ve dudak mukozasında görülen küçük, içi grimsi sıvıyla dolu ağrılı yara veya şişlik.
  4. (en) Thrush.
  5. (en) Toward the rear of the ship.
  6. (en) Toward the stern of the boat.
  7. (en) In, near, or toward the stern of the vessel.
  8. (en) At, near or towards the stern or rear of a vessel or an aircraft.
  9. (en) Towards the rear or stern of the vessel.
  10. (en) Towards the stern or rear of the vessel.
  11. (en) Toward the rear of the yacht.
  12. (en) Toward the back of the boat.
  13. (en) Towards the stern.
  14. (en) The entire area toward the stern of a vessel from amidships.
  15. (en) At, near, or toward stern.
  16. (en) Located in or toward the rear.
  17. (en) At, in, toward, or close to the stern of a vessel or the rear of an aircraft or a spacecraft.
  18. (en) Near, toward, or rear of the vessel.
  19. (en) Toward or at the rear or stern of the boat.
  20. (en) To the rear, behind, or toward the tail of the aircraft.
  21. (en) Near, towards or in the rear section of the ship.
  22. (en) Toward the stern or back area of a vessel.
  23. (en) Aphtha.
  24. (en) Canker.
  25. (en) Near or towards the stern of a vessel; astern; abaft.
  26. (en) At or near or toward the stern of a ship or tail of an airplane; 'stow the luggage aft'; 'ships with square sails sail fairly efficiently with the wind abaft'; 'the captain looked astern to see what the fuss was about'.
  27. (en) Situated at or toward the stern or tail.
  28. (en) Toward the stern.
  29. (en) Toward the stern of a vessel.
  30. (en) Toward the stern of the vessel.
  31. (en) At or towards the stern or after part of a ship, the opposite of bow.
  32. Kıçta, kıça doğru fore and aft baştan kıça kadar.
  33. Arka tarafta (gemi), arkaya doğru (gemi), kıçta (gemi)

pamukçuk (nedir ne demek)

  1. Genellikle bebeklerde görülen ve bir mantardan ileri gelen, sindirim organında, ağızda ortaya çıkan iltihaplı hastalık, aft.
  2. Küfünden ileri gelen ve sindirim aygıtında, çoğunlukla ağızda, çok seyrek olarak solukborularında ortaya çıkan, pamuğumsu görünüşlü yangı kabarcığı. (Genellikle çocuklarda görülür. Hayvanlarda da rastlanır.)
  3. Candida cinsi mantarların mukozada veya epitelde oluşturduğu kronik, yüzeysel, nekrotik ve psödomembranlı lezyon. Beyazımsı plaklar h
  4. (en) Aphtae.
  5. (en) Aphtha.
  6. (en) Thrush.
  7. (al) Soorkrankheit
  8. (fr) Muguet
  9. (la) Moniliasis

ağız (nedir ne demek)

  1. Yüzde, avurtlarla iki çene arasında, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye ve besinleri içine almaya yarayan boşluk.
  2. Bu boşluğun dudakları çevrelediği bölümü.
  3. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı
    Örnek: Ağızları kopmuş bir çay takımının arasına gizlenmiş, koyu renkli bir cildi oradan alarak bana uzattı. H. R. Gürpınar
  4. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap.
  5. Koy, körfez, liman, yol vb. yerlerin açık yanı.
  6. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak.
  7. Kesici aletlerin keskin tarafı
    Örnek: Çelik ağızlı, küçük gül makasını kâğıdından çıkardı. R. H. Karay
  8. Bir dilin sınırları içinde, bölgelere ve sınıflara göre değişen söyleyiş özelliği
    Örnek: Anlaşılmaz, garip köylü ağızlarıyla konuşuluyordu. S. F. Abasıyanık
  9. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü.
  10. Bir hayvanın besinini aldığı açıklık; dudaklar arasındaki açıklık.
  11. Besinlerin alındığı iki dudak arasındaki açıklık.
  12. Sülüklerde insan ve hayvan derisini delmek amacıyla kullanılan ön çekmende bulunan ve tek hücreli bezlerin salgı deliklerinin açıldığı ağız parçaları.
  13. Bir hayvanın besinini aldığı açıklık.
  14. (en) Oral.
  15. (en) İnlet.
  16. (en) Colostrum.
  17. (en) Entrance.
  18. (en) Blade.
  19. (en) Nozzle.
  20. (en) Aperture.
  21. (en) Jaws.
  22. (en) Mouth.
  23. (en) Opening.
  24. (en) Edge.
  25. (en) Cutting edge.
  26. (en) Brink.
  27. (en) Muzzle.
  28. (en) Dialect.
  29. (en) Accent.
  30. (en) Beak.
  31. (en) Chop.
  32. (en) Debouchment.
  33. (en) Embouchure.
  34. (en) Keen edge.
  35. (en) Kisser.
  36. (en) Orifice.
  37. (en) Outlet.
  38. (en) Potato trap.
  39. (en) Trap.
  40. (en) Vent.
  41. (en) Ventage.
  42. (en) Manhole.
  43. (en) Spout.
  44. (en) Estuary.
  45. (en) Talk.
  46. (en) Language.
  47. (en) Creek.
  48. (en) Chops.
  49. (en) Provincialism.
  50. (fr) Bouche
  51. (la) Os:Ağız

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
0.011