|
afet istasyonu
-
Afet zamanında yardım ve kurtarma malzemelerinin kolay dağıtılabilmesi için mahallelere yerleştirilen, ısıya, ışığa ve suya dayanaklı konteyner.
-
Çeşitli doğa olaylarının sebep olduğu yıkım.
-
Kıran.
-
Çok kötü
Örnek:
Şöhret gibi servetin de afet olduğunu yeni anlıyordum. R. N. Güntekin
-
Güzelliği ile insanı şaşkına çeviren, aklını başından alan kadın
Örnek:
Gül yüzlü bir afetti ki her busesi lale. Y. K. Beyatlı
-
Hastalıkların dokularda yaptığı bozukluk.
-
Çıplak.
-
Özgür, hür
Örnek:
Bu görüş her türlü edebî şişirmelerden ari bir görüştür. Y. K. Beyatlı
-
Bu halkla ilgili, bu halka özgü.
-
Disaster. calamity. bane. cataclysm. catastrophe. blight. knockout. stunner. kayo. a bewitching beauty.
-
Calamity. cataclysm. scourge. disaster. catastrophe. femme fatale. siren. temptress.
-
Misfortune. calamity. dangerously beautiful woman. force majeure. disaster. catastrophe. bane. cataclysm. conflagration. cracker. scourge.
istasyon (nedir)
-
Tren, metro durağı
Örnek:
Hep birlikte ilk istasyonda inerek karakola gitmişlerdi. Ç. Altan
-
Araştırma kuruluşu.
-
Satış, bakım, aşı vb. işler yapılan kuruluş veya yer.
-
Bk. radyo yayacı
-
Bk. televizyon yayacı
-
Station.
-
Station. railway station.
radyo yayacı (nedir)
-
Radyo izlencelerini veren yayaç.
-
Radio station, broadcasting station
-
Rundfunkanstalt, Rundfunkstation, Sendestation
-
Station radio(phonique)
zamanında (nedir)
-
Eskiden
Örnek:
Zamanında bir Kasımpaşalı Hayalî Hafız varmış. A. Ş. Hisar
-
Tam vaktinde.
-
Bk. süresinde
-
On time.
-
Duly. at the right time.
-
Kendi gücünü ve imkânlarını başka birinin iyiliği için kullanma, muavenet
Örnek:
Bu, bir ricada bulunacak, bir yardım isteyecek sandı. M. Ş. Esendal
-
Bir ülkeye bağış veya ödünç olarak verilen para ve ihtiyaç maddeleri.
-
Etki
Örnek:
Otların üstünde, ağaçların yapraklarında kalan yağmur damlaları rüzgârın da yardımıyla öğleye kadar kurudu. N. Cumalı
-
Bağış, iane.
-
Aid. assist. assistance. backing. backup. booster. comfort. contribution. cooperation. dole. donation. donative. favor. favour. furtherance. hand. help. helpfulness. lift. relief. rescue. shot. stand-by. succor. succour. support. sustenance. welfare.
-
Aid. assistance. auspices. backing. benefaction. boost. comfort. contribution. cooperate. favour. guidance. hand. help. ministration. push. recourse. relief. service. succour. support.
-
Aid. assistance. help. backing. hand. patronage. relief. helping hand. support. sustanence. aid and comfort. aiding. backing up. benevolence. benevolent contribution. cooperation. easer. favour. furtherance. good offices / international law. helping. lift.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|